27 Şubat 2012 Pazartesi

Happy Weekends=)


Adaçayımı aldım ve salonumun en güzel köşesine kuruldum, plazaların ışıkları yanmaya başladı, bu salonda günün bu saatlerini çok seviyorum. Yalnızım şuan evde, canım kardeşim bugün çok hastayım diye evi toparlamama yardım etti, yerim onu ben=) Şimdi her yer pırıl pırıl, bende mis gibiyim; bu da anlaşılmaz kurallarımdan biri işte: “Ev toparlandıktan sonra mutlaka kişisel bakım yapılacak” . Acayip iyi hissettiriyo bence.
Bu kadar renkli bi haftasonundan sonra, yarının ilk iş günü olması bile canımı sıkmıyor şuan ki hasta olduğum zamanlarda çok mızmız hayattan soğumuş bi insan olurum genelde. Bu hale gelene kadar epeyce bi gezdim, ama değdi=)Salya sümük birbirine karışmış, iki cümle arasına bi hapşırık yerleştiren sesi kısılmaktan ziyade yok olmuş perişan bi halde olmama rağmen halimden memnunum aslında=) Vay be naptın da bu kadar mutlu oldun diye soranlarınız için Venüs harika haftasonu etkinlikleriyle karşınızda=)
*Öneri1: Old City’de keyifli Cumayı J’adore’daki çikolata keyfiyle taçlandırın=)
Cuma akşamı mesai biter bitmez beybitolarım Gülşah ve Emineyle birlikte soluğu Taksimde aldık. Sanırım Taksimi gün geçtikçe sevmeye başlıorum, ya da o kadar çok gitmeye başladım ki gözüm alıştı artık. Keyifle dedikodu yaparak başlayan yolculuğumuzda  “serviste neler oluyor” serisinden herhangi bi repliği kaçırmamak adına pür dikkat kesilmiş durumdayken aynı anda soldan Gülşah’ın sağdan da Emine’nin bacaklarımı tekmelemesiyle olağanüstü durumun farkına varıp epeyce bi malzeme çıkardım yeni yazımın konusu için=)) Şimdilik ayrıntı vermiyorum apayrı bi başlık olarak ele alıcam çünkü. Konuyu dağıtmayalım, yolda “yaaa çok acım yaaa, çantanda yiycek bişey yok mu” geyiklerini fazla abartmış olucaz ki açlık hissimiz tavan yaptı ve  önce yemek için fix mekanımızın yolunu tuttuk. Ardından Taksimde en sevdiğim yer olan Old City’e geçiş yaptık, hava muhalefetinden ötürü 3-4 haftadır gidemiyodum ama tabiki beni unutmamışlar ve en ön masadaki yerimizi hazırlamışlardı=)) Bilmeyenleriniz için Old City bi comedy club, her akşam farklı bi program oluo. Ben en çok Cuma günleri sahne alan doğaçlamaA.Ş’ yi beğeniyorum, inanılmaz yetenekliler, çokta sevimliler=) Hatta öylesine tatlılar ki onları ne zaman izlesem komedyen bi sevgilim olsun die dua ediorum=))Gidip görün efendim şiddetle tavsiye ediorum. Bunun dışında Perşembe akşamları alpay erdem, cumartesi geceleride Mesut Süre sahne alıo, Alpay Erdem’de çok tatlı=) Özetle her akşam bi program var ama benım tercihim perş veya Cuma akşamlarından yana.
Geçtiğimiz cumanın programı gerçekten mükemmeldi çünkü kendi içinde bi yetenek olan Emine’de onların oyununa dahil olunca en çok biz güldük heralde. Emine gerçekten şuana kadar sahip olduğum en fırlama en hazır cevap arkadaş, anaç yönüde bi o kadar yüksek olunca ortaya nasıl bişey çıkıo siz düşünün. Gece boyunca ekibe verdiği yönelimlerle soğuk terler attırdı resmen=)) O kadar ki oyunun birinde- oyuncuların iki tanesi seyircilerden aldığı 6 cümleyi her bir kağıda ayrı ayrı yazıo ve sahnenin üzerine kapalı bi şekilde bırakıo, cümleleri bilmeyen dier iki oyuncu bi yönelimle başladıkları oyunda her düdük sesiyle yerdeki kağıtlardan birini alıo ve cümleyi birebir olarak oyunun içinde kullanmaya çalışıo- ilk yönelim olarak Emine’nin verdiği cümleyi açan oyuncu dakika bir gol bir die yüksek sesle dumur olarak gülmekten öldürdü resmen bizi=)) Epeyce bi mutluluk hormonu salgılayarak ordan çıktıktan sonra hemen karşı sokağında J’adore’a enfes çikolatalardan yemeye gittik. O kadar lezzetli ki bıkmadan hep yerim, hep yerim=) J’adore’daki tatlı keyfinin ardından birbirinden yakışıklı tiplerle kurlaşmadan eve dönmek olmaz die 12deki son metroya yetiştik ve apaçilerin yeni trendlerini şöyle bi gözden geçirdik, yalnız bu kez bizi beğenmemiş olacaklar ki hiç laf atmadılar, tabiki de hüznümüz tarif edilemezdi=)))
Öneri 2: Mihribat Koru’sunda yeni lezzet denemesi: Kanlıca Yoğurdu
Ertesi sabah beybitom Gülşah’la Beşiktaşta soft bi kahvaltı yaparken yeni yerler keşfetme delisi kardeşim aradı:
-k: Günaydın jenny, nerdesin?? – ne alaka bilmiorum ama bana genelde jenny der-
-v: Günaydın mı??öğlen oldu öğlen! Beşiktaştayım da sen yeni uyandın galiba??
-k: evet jenny, şimdi beni dinle ve uygula, seni alıcam ve güzel bi kahvaltı yapcaz yeniköyde hiiiç itiraz etme, yarım sa sonra ordayımm
-v: yaaa ben aç deili….. demeye kalmadan telefonu kapattı ve yarım sa içinde damladı.
Arabaya bindiğim gibi Yeniköy rotamız Fenerbahçe sahil olarak değişti ve öğlen sa ikide üşenmeyip oraya kahvaltı yapmaya gittik. İi ki de gitmişiz, daha önce hiç gitmemiştim ve çok sevdim. Özellikle yazın pek keyifli olur orası. Yat limanı, yakışıklı bi sevgili, sahil boyunca huzur dolu bi yürüyüş...=)) Orda bişeyler atıştırdıktan sonra bu kez karşı tarafın ayrı bi ucu olan Kanlıca’ya yoğurt yemeye gidelim die tutturdu benimkisi. Kanlıcanın nereye bağlı olduğunu bile bilmeden navigasyona yazdık bişeyler gidioruz ama defalarca yanlış yollara girdik ve her defasında sinirlenmek bi yana kopuyoruz gülmekten, ve daha büyük bi şevkle tutturuyoruz gidicez die! Sabreden dervişler olarak en sonunda hedefe ulaştık ve Beykoz’da spontane bi şekilde yol alırken Mihribat Korusu’nu keşfettik. Allahım nasıl güzel bi yer orası, masal gibi aynen, bildiğin aşık oldum! Abartmıyorum İstanbulda daha güzel bi yer görmedim şimdiye kadar, iki köprüyü birden gören  enfes manzarası, yemyeşil ağaçların arasındaki rüya gibi restorantıyla her karesi beynime kazandı resmen.  Siparişlerimizi almaya gelen garson kafamdan geçenleri anlamış olucak ki” burayı bide düğün yapılırken görün masal gibi oluyo gerçekten” demezmi=)) Bi an gözlerimi kapatıp hayal edince bile prenses gibi hissettim kendimi! Hemen akabinde küçük bi fiyat araştırması yapıp ve üç yıl sonra yapılacak muhtemel zammı da hesaba kattıktan sonra kabaca bi hesap yaptım kafamda=)
 Gelecekteki sevgiliye not: Sevgilim  şimdiden düğünümüz için para biriktirmeye başlasan ii olur, çünkü ben bu koruyu çok sevdim ve bana orada evlenme teklif edersen kesin kabul ederim=)))
Öneri 3: Yurdum lezzetlerini es geçmeyin: Bahçelievler Dürüm Durak
Gözüm arkada kala kala Mİhribat Korusundan ayrılırken gecenin ilerleyen saatlerini planlamak için paçozumu aradım. Günler öncesinden sahil kenarında güzel bi yemek eşliğinde elit bi doumgünü kutlaması yapmak niyetindeydik aslında. Fakat orası mı olsun burası mı derken konseptin epeyce bi dışına çıkarak çok farklı bi ambians yakaladık.
-v: paçoz söle bakalım bu akşam nerde doğum günü kutlaması yapmak istersin?
-p: yaa şöle manzaralı bi yer olsun, güzel bi yemek yiyelim, bebek midpoint mesela??
-v: paçoz orası deniz kenarında deil, zaten hastayım ben direk içerde oturmamız lazım ve ordan manzara falan hikaye yani, eğer illa manzara falan diosan kuruçeşmede arnavutköyde güzel yerler varda onlarda bize kaçar yani şu durumda=))
-p: offf çok para harcamamamız lazım, nereye gitsek??
-v: hımmm maçkada on numaraya falan ne dersin hem çok yakın olur ya da Nişantaşı midpoint??
-p: çok içime sinmedi ama Nişantaşı olsun bari:S
-v: sana çok farklı bi öneri sunuyorum o halde, eşofmanlarımızı çekip bahçelievlerdeki sarı tıra gidip enfes dürümler yiyelim, sonrada bebek tarafına geçip waffle falan yeriz. Süslen püslen dolaş olayından bay geldi, hem gözlerim yaşarıp duruo minileri çekip dolaşcak halde de deilim pek, ne dersin??
-p: süper olur hemen hazırlanıyorum -işte her duruma kolaylıkla adapte olan bu haline bayılıyorum-
Sonrası bi film şeridi gibiydi zaten. Minileri bluzleri dolaba tıkıştırıp en sıcak tutan sweatshirtümü, kot desen taytımı ve spor ayakkabılarımı ayağıma geçirip,  hem dürümcü hem Bebek konseptine uygun kıyafetlerimle kendimi rahatlığın kollarına bıraktım=) Paçozcuğumu evinden aldıktan sonra Bahçelievlerde ki sarı tıra adeta uçarak geldik, başlangıçta ben aç deilim diyen paçoz bile 1,5 dürüm yedi=)) Ben ki yemek yerken öle mest olan kendimden geçen bi insan değilim, dürümleri yerken adeta bir yemek gurmesi edasıyla her lokmanın tadına ayrı vardım=)) Ve bir tane dürümle yetinemeyip bi yarım daha söledim, paçozla karar aldık bundan sonra oraya her gittiğimizde açılışı 1,5 kuzuşişle  yapıcaz=) Hatta abartıp dahada yiyebilirdik ama Bebekte waffle yiyceğimizi de düşünerek kendimize bi stop verebildik!!  Ordan çıktıktan sonra da Bebek’e waffle yemeye gittik, benim keyfim yerinde ya bi güldürüyorum bunları hayal dünyam sınır tanımadı resmen=))” i want….., ouuuuw i really want……..” kısmını okurken epeyce bi güldüğünü tahmin edebiliyorum paçoz=)) Waffleimizi da yedikten sonra artık yiyebilceğimiz ne kaldı die saçma sapan geyik yaparken sa 00.00 oldu…=)
“ii ki doğdun paçoz, ii ki varsın! Yaşadığımız şeyler gelio aklıma şimdi, hepsi ayrı bi tebessüm apayrı bi renk. Sabahlara kadar dedikodu yaptığımız geceler, kreatif bi şekilde söylediğimiz yalanlar, Arnavutköyde krallar gibi kahvaltı yaptıktan bi gün sonra sadece simit sarayında oturcak kadar paramızın kalması ve bununla deli gibi eğlenmemiz, Otantikte mantı yiyerek sarhoş olmamız!!!, ve Atlas Pasajından sana aldığımız harika bluzun “unutulmayacak!” hatırası, mezuniyet koşturmasında Kanyonun erkekler tuvaletine en havalı halinle girişin, uyuz olduğumuz hocalara anonim gönderdiğimiz mailler, kitabını satın alıp sana asılma cürretini gösteren salağa cevahiri dar edişimiz, fun kitlemin korkulu rüyası olup buluşmaların 20 dakikasında “ben geldiiiim” diye damlayıverişin ve bununla saatlerce eğlenmemiz –en güzeli beşiktaş starbuckstakiydi=)))- ders çalışıcaz die eve gelip makyaj denemeleri yapmamız, saatler hatta günler süren alışveriş turları, kriz geçirircesine güldüğümüz malzeme dersleri, tez yazarken gecenin saat üçünde telefonda birbirimize ağlayışımız- buna çok gülüyorum şuan-, bi ortamda canımız sıkıldığında mesajlaşarak yanımızda oturan tiplerle alay edişimiz, kurduğumuz hayaller, gerçekleştirdiklerimiz, umutlarımız…. Daha bi sürü bişey!çok seviorum seni, iyi ki benim paçozumsun=)
Böylelikle doğum günü kutlamasınıda yazılı olarakta yapmış oldum, paçozun doğum günü şerefine her ayın 25’inde ordayız. Bu eşsiz lezzetten mahrum kalmak istemeyenler için yol tarifinide  yapıyım. E5 karayolu üzerinde Hizmet Hastanesini geçtikten sonra havalimanı istikametine giderken yolun sağ tarafında kalıo, zaten koskocaman sapsarı bi tır görmemek imkansız canlarım=) herkese şimdiden afiyet olsun=)
Öneri4: Pazar günün keyfini çıkarın ve kendinizi şımartın!
Yoğun geçen saatlerin ardından  evde geçirilen saatlerde çok keyifli oluo bence. Güzel bi kahvaltı yaptım, evimi topladım ve kişisel bakım yaparak kendimi epeyce bi şımarttım. Bi kaç saatliğine de olsa yalnız kalmayı seviyorum, bana ve çevremdekilere yeticek enerjiyi böyle depoluyorum sanırım=) Evinize vakit ayırın, alın sevdiğiniz bi bitki çayını kitap okuyun, tv izleyin, bişeyler yazın artık ney sizi mutlu ediosa..
Şimdilik bu kadar, Venüs için uyku vakti, ii geceler herkese=)

20 Şubat 2012 Pazartesi

Şaka yaptım kaka oldum.

Venüs bu kez gözlerinizi yaşartıcak bi ayrılık hikayesini kaleme alıcak kuzucuklarım,  terkedilen kadının hikayesini  anlatıcam sizlere, içiniz parçalanıcak yüreğiniz dağlanıcak,eğer “ah bende zaten bunalımlardayım ne sevenim var ne terkedenim..”modundaysanız bu yazıyı okuyup daha fazla psikolojinizi yerle bir etmeyin derim..
Neyse efendim zaman tünelinde kısa bi yolculuk yapıp tüm aşk böcüklerinin birbirini şımarttığı sevgililer gününe dönüş yapıyoruz. Bu özel günde değerini hala tespit etmekte güçlük çektiğimiz kolyenin ve üzerine üstlük bonny food şekerlemesinin sahibi “Sexy Owl” bu yazının kahramını sevgili okur. Olası tehlikeli durumlar için ismini vermek yerine nickname kullanmayı tercih ediyorum, bu nicknamei verme nedenime gelince..1- kesinlikle baykuşa falan benzemio ama baykuşları çok sevio, 2-sadece baykuş demekte olanca güzelliğini es geçmek olucaktı  ki bende önüne yerinde bi niteleme ekleyiveriyim dedim. Biliosunuz ki uzun süreli  ilişkisi olan arkadaşlarımın fiziksel ve karakteristik özelliklerinden bahsetmekten hoşlanmıyorum, çünkü başı bağlı olanların! Lakin Sexy Owl şuan tek tabanca olduğuna göre içimden geldiği anlatabilirim size onu=) Bi kere gerçekten çok güzel, özene benzene yaratmış canım arkadaşımı yukardaki. Şöyle bişey var ben gerçekten herkesi kolay kolay beğenmem, ama Sexy Owldaki gözler kimsede yok! Ben ki gözlerimi çok beğenirdim koskocaman kopkoyu die ama onunkiler bi ayrı güzel..Ela, çekik, kocaman gözleri ve yok artık dedirtcek cinsten upuzun kirpikleri var, nazar değmesin yavrukuşuma=)) Neyse gençler özetle Sexy Owl “ohaaa lan bu kızda terkedilir mi”  dedirtcek cinsten 10 numara bi hatun amaaaaaaaaa kader kaç numarasın die sormuo insana ve hazin sonu en beklenmedik zamanda yazıveriyo.. Gelelim hüzün dolu hikayemize..
Herşey tozpembe bi yalanla başlar. Sexy Owlun sevgilisi bay Espri Avcısı yavrukuşuma sevgililer günü hediyesi olarak kalpli taşlı bi kolye alır, hediyeyi taktim etmeden öncede aman şöyle değerli aman böyle kıymetli, bilmem kim abiyle birlikte seçtik hatta o da karısına aynısından aldı falan falanda die bi ton kafa ütüler, maalesef sonuç fiyaskodur, hatta yavrukuşum üzülür “benim sevgilimi kazıklamışlar bu kolye için” die.  Bu üzüntüyle fırsat sitelerinde gezinen Sexy Owl birde ne görsün?? Bay Espri Avcısının günlerce trim trim aradığı değerli mi değerli kolye tam karşısında bi” fırsat” olarak durmuyomu!! Kendi deyimiyle cinneti gelir ve  arayıp başlar çemkirmeye. Yanlış anlaşılmasın burada olay hediyenin fırsat sitesinden alınmış bişey olması değil, sanki çok para harcanmış çok aranıpta zor bulunmuş gibi yansıtılmasıdır. Bay Espri Avcısı her haksız olduğunda yaptığı gibi hönk hönk haykırmaya başlar, yavrukuşum iice çıldırır,  hep beraber “neden böyle salakça bişey sölemeye gerek duydu ki” sorusunun cevabını sorgularken daha saçma bişey  söyleyip “şaka yaptım ben sana” diyerek olaya ayrı bi boyut katar. Neyse efendim olayın üzerinden bi gün geçer ve Sexy Owlun sinirleri yatışır, “yaptı bi eşeklik üzerinde çok durmayım” diyerek hafif tripli bi şekilde buluşma yerine gider. Hatta öylesine iyi niyetlidir ki yavrukuşum, çamura bulanmış ayakkabılarını temizlemeden çıkmaz  haşmetmahaplarının karşısına.  Fakat tüm çabalar boşunadır  Espri Avcısı gelir ve “buraya kadar Sexy Owl, sana söylemek istediklerimin hepsini bu mektuba yazdım, hoşça kal” diyerek oltayı atar, yavrukuşumda “peki, sen bilirsin” diyerek şaşkınlık içinde kalakalır orda. Espri Avcısı arkasına bile bakmadan dönüp giderken,  Sexy Owl kriz üstüne kriz geçirir Cevahirin orta yerinde, haykıra haykıra ağlamaya başlar, bilimum bi sürü bişey…
Böle olmasını çok arzu ettiğinizi biliorum beyler ama maalesef, maalesef böyle olmadı=) Sexy Owl haşmetmahaplarının arkasını dönüp gitmesinden hemen sonra beni aradı ve evdeysen geliorum diyerek çat diye kapattı telefonu. Sesi gayet ii geldiği için bende olası bi ayrılık durumundan şüphelenmek yerine, herhalde eleman gecikti bizimki de sinirlendi buluşmayıp bana gelcek falan diye geçirdim kafamdan. Tam demet şarkılarıyla kendi kendime koparken, kapı çaldı, yavrukuşum elinde iki tane mariachiyi sallayarak “tek tabancaaaa, hemde o beni terk etti lan=))))” diyerek adeta şoka soktu beni. İçeri girdi aynı şekilde bombaları patlatmaya devam edio ama: “yaa ben gittim şimdi, bi de onun için ayakkabılarımın çamurunu temizledim, neyse Teknosanın önünde buluştuk geldi işte bitti bu da mektup falan dedi, bende peki sen bilirsin dedim, ayrıldık öle. Ayyy Venüs nasıl rahatladım nasıl rahatladım anlatamam, biliosun ben ondan ayrılamıyodum ii ki o benden ayrıldı, artık herkese söylerim o benden ayrıldı die ahahahaha………”   Sonra efkar yapmak için kendimize pizza söledik ve biralarımız eşliğinde bir güzelde tatil planı yaptık=)) Yavrukuşumun annesi aradı sonra, telefonda duyduğumuz şu cümle bizi epeyce bi güldürdü: “kızıııııım, yavrummmmm biliomusun hep dua ettim o senden ayrılsın die, oh şimdi gezin tozun yazın facebooklarınıza da yaşasın özgürlük ,bakın keyfinize….”
Diyceksiniz ki şimdi abartıosun, ama en ufak bi abartı yok! Nerdeyse üç yıllık bi ilişki bu şekilde bitmiş oldu. O gece üzüldüğümüz tek nokta da “ yaa bu adamlarla bu kadar vakit geçirip ayrıldığımız zaman böyle hissetmemiz ne kadar kötü” düşüncesi oldu. Bi ilişki daha adı konamayan bi eksiklikten dolayı bitti, Espri Avcısının “hoşcakal sevgilim..” diye sonlandırdığı mektupta sadece bir kere okunarak çöpe atıldı, tek damla gözyaşı dökmeden hemde. Daha önce de küçük bi ayrılık yaşamışlardı ve bu ayrılıktan sonra roller değişti, sallamayan iplemeyen taraf da  Sexy Owl olunca karşı tarafta bunu kaldıramadı. Bi de utanmadan yazmışta mektupta “sen beni hatalarımla kabullenmedin, bu ilişkide roller çok değişti sen ben oldun, bende sen, artık devam edemicem….” Yani iki sene boyunca sen aldırmazken üzerken ii, beş ay o aynı şeyleri yapınca yapamıyorum, yürütemiyorum bilmem ne.. İşte böyle bitince üzülemiyoruz beyler, aksine rahatlıyoruz, seviniyoruz, oooo tek tabanca die kadeh bile kaldırıyoruz hatta. O yüzden hoşçakal sevgilimle biten saçma sapan ayrılık mektupları yazıp eğer dönerse gerçekten seviyodur beni die boşuna beklemeyin, çünkü dönmüyoruz. Şunu da unutmadan ekleyim bi erkek ayrılığı düşünmeye başlamadan çok daha önce kadın bunu pek çok defa düşünür zaten,  ve kadın ayrılmak istemez de gerçekten aşık olursa o ilişkide kolay kolay bitmez. Her ne kadar bazen aksinin olması gerektiğini düşünsem de ilişkileri kesinlikle kadınlar yönlendirio, mutlu olmakta, ilişkiyi sorunsuz ilerletmekte bizim elimizde. Tek mesele o kişiyi “gerçekten” istemek. Çünkü gerçekten istediğimizde daha çok tolerans gösteriyoruz, daha anlayışlı oluyoruz  yada sırf o istediği için yapabiliyoruz bişeyleri. Bu da bugünkü yazımın ana konusu=)
Artık yavrukuşum Sexy Owlumla tek tabancayız, mutluyuz, güzeliz, sağlıklıyız veeee aşık olmaya hazırız=)

17 Şubat 2012 Cuma

"happy birthday to me"

Yarın doğumgünüm=) Dünden beri çeşitli organizasyonlar yapılıo, söylemeye gerek yok aslında şımartılmayı pek seviyorum! Bugün enterasan bi haberle güne başladım, sanırım hayatın benim için güzel planları var çünkü bu kez zamanlama gerçekten mükemmel! Ne olduğunu şimdilik  yazmıcam,  ama ilerleyen günlerde bu minik haberle ilgili bi başlık atacağım kesin. Tek bişey söleyebilirim, bu konuyla ilgili halihazırda yazabilceğim çok eğlenceli bi olay var zaten, ama “henüz” başrol oyuncusu ben olmadığım için başlık atmak için doğru zamanı bekliyorum;)
 Dileklistesi oluşturmak çocukluğumun geleneği, daha önce sölemiştim, tabi bu yılda geleneği bozmuyorum, geçen yıl istedim oldu çünkü. Çocuk kalabilmek güzel, seviyorum ben. Yüzsüzlüğü ele alınca “zaten hiç büyümedin ki diyen siz değilmisiniz” diyerek arsızlığın sınırlarını zorlama şansınız oluo;) Neyseki bu yıl ki liste çok uzun olmucak çünkü yazıcak pek fazla vaktim yok:/
-Sevdiğim insanlar hep yanımda hep mutlu hep sağlıklı olsunlar. Olsunlar ki beni de sevgiye şefkate boğsunlar, evet ilgiye şefkate  hiç bi zaman doymuyorum=)
-Hep  huzurlu olıyım, huzurlu olunca çok tatlı bi insan oluyorum ben, herkesi güldürüyorum enerjim tükenmek bilmio, sürekli gevezelik yapıyorum..daha bi sürü bişey
-Bi de hiç bi tarafım ağrımasın, kan gelsin böyle yüzüme sağlıklı sağlıklı dolaşıyım, babamında yüzü gülsün=)
-Çok para kazanıyım, hem kendimi hemde sevdiklerimi mutlu ediyim. Sözüm söz hiç kimseyi es geçmicem, servet beni kesinlikle değiştiremicek=))
-Çok aşık olıyım, çok hemde..
- Tekrardan spora başlama projemi en geç iki hafta içinde hayata geçirmiş olıyım ve yaza çok fit çok zinde giriyim.
-Bol tatilli bi yıl olsun, tüm kaçamakları değerlendiriyim hepsinde de en sevdiklerim sabahları uyandığımda pislik yapıcak kadar yakınımda ve savunmasız olsun=)
-Yetenekli bi partner artık beni bulsun ve Show üstüne Show yapalım yarışmalarda.
-Canım kuzucum pınarım İstanbula gelsin, yanıbaşımda iş bulsun.
-Kubi yıllardır yapmaktan bıkmadığı “ceplerine taş koycam uçma die, bu ay kaç gram aldın, görüyomusun kafan kocaman kaldı…. “Vs vs esprilerini bi kenara bırakıp artık bana iltifat etmeye başlasın=)))
-Massimo Dutti’nin yeni koleksiyonundaki her parça benim olsun, hepsine bayıldım. Bunun dışında yeni bi sürü kıyafetim ayakkabım olsun, dolabımı değiştirdim ya hepsine yeterinde yer var şuan!
-Bol süprizli bi yıl olsun, fazla plan yapmıyım spontane gelişsin herşey. En sevdiğim!
-Geçen sene de dilemiştim bunu oldu bu senede olsun lütfen. Komik şeyler gelsin başıma, komik insanlarla tanışıyım gülelim eğlenelim işte, hayat çok kısa!
- Bi de sevdiğim insanlar ben çemkirince alttan alsınlar birazcık beni, valla sinirim çok çabuk geçio aslında..-yalan aslında bi saattir emreye telefonda tribin kralını yapıyorum=))))
-Şimdilik bu kadar, hepsi gerçek olsun.Amin!=)

15 Şubat 2012 Çarşamba

kalbimde herkese yer var!

Aslında gelenekçi bi insan hiç  deilim ama geçmişimden gelen insanları daha çok seviyorum sanki ben.. Onların yanında daha mutlu, daha şımarık, daha huzurlu, daha sevimli bi insan oluyorum=) Sınır koymuyorum, önyargıyla yaklaşmıyorum, akıl oyunlarına gerek duymuyorum.. daha bi sürü bişey. Geçtiğimiz haftasonunu canlarım lise tayfamın  üç kemik elemanıyla geçirdim, rutinin çok dışında şeyler yapmamamıza rağmen onlarla olmak apayrı bi keyif benim için..  Ouzla tasarladığımızın dışında bi konsept oldu aslında, sanırım o konsepti hayata geçirebilmemiz için exper Kutaydan epeyce bi ders almamız gerekicek=)) Ouzcum baştan çizgisini belirtti tabi: “ bi tek ona güzel olucam, kopkop yaparken onunla dans etcem… “falan, kıskanç adam sağı solu belli olmaz diye hiç bi sözünü ikiletmedim tabiki. Her ne kadar her halimle güzel olsam da- bu haftasonu egomun tavan yaptığı doğrudur-, geceye özenle hazırlandım=) Kırmızı pantolonumla siyah straplezimi, kedi makyajı ve dağınık şaçlarla da kombinleyince aynaya “evet Venüs geceye hazırsın” bakışını atıp kendimi gecenin kanatlarına bıraktım=) Evden çıkmadan öncede Ouz’uda bana uygun giyinmesi konusunda epeyce daraltmama rağmen  zekası ve espri kabiliyetini de bi araya getirerek beni susturmayı başardı. Keşke erkekler kadınları hep bu şekilde susturmayı becerebilse. Attığım o kadar mesajın ardından gelen cevap “güzel kızların yanında hep çirkin adamlar oluyo bebeğim, sen merak etme zengin gösterio=))”olunca epeyce bi güldüm tabi, sonuçta o kadar cırlamama rağmen beni küstürmeden gömlek giymemeyi başardı=)) Bu arada belirtiyim kendisi yakışıklı çocuktur, hakkında çok detay vermicem çünkü beş yıllık çok sevimli bi ilişkisi var.
Taksimi pek sevmediğimi daha öncede sölemişimdir aslında, ama o gece Taksim bile bi başka göründü gözüme; kalabalığını ,gürültüsünü, orda bulunmayı sevdim resmen. Evin içinde saatlerce  koşturup, sonra hazırlanma telaşına düşünce yemek yemeyi unutmuşum, önce yemek yemeğe gittik. Yarım saat içinde Burcu geldi, nasıl özlemişim nasıl özlemişim anlatamam. O da bi güzel giyinmiş, süslenmiş içim açıldı resmen görünce.. Başladık tabi hemen “lanet olsun iş hayatı yüzünden görüşemez olduk, gelemedin, çağıramadım… vs vs”. Ordan Fransız sokağına geçtik, Cezayir Restorant’a. Onlar bişeyler içip kadeh kaldırırken bende latin müziği eşliğinde epeyce bi dans ettim=) Yaklaşık 4 yıldır dans etmeme rağmen, onlar beni ilk defa dans ederken gördü ve ikisi de çok yakıştırdı, bi sürü iltifat etti falan. Onlar beğendi ya daha da bi mutlu oldum ben, mutluluğum dansıma yansımış olacak ki gecenin parlayan yıldızı olmuşum, ertesi gün parti kritiklerinden öğrendim =))Sonra son dönemde uğrak yerimiz olan Olimpia’ya geçtik, hep beraber dağıtmak için. Aaaa bi gittik 45’lik teyzeler! Dedik heralde bekarlığa veda partisi yapmak için gelmişler, bi de müsallat oldular mı bize! Daha doğrusu bana, bi tane çılgın teyze sürekli kolumdan tutup çemberin ortasına çekio beni, Ouz tabi anında müdahale tekrar yanına çekiştirio falan. Teyze bana taktı, bi baktım teyzenin arkadaşlarından biri de Ouzu kesio, kopuyoruz tabi. Tam o sırada adamın teki Ouzun kolundan sertçe tutup “biri g.. elledi “die şikayet etmez mi=)) Ouzda  “ii güzel de bana neden şikayet ediyosun” dercesine bakan boş bakışlar ve hemen akabinde adamın Ouzu taciz ederek uzaklaşması ve bizim mekandan ayrılışımız…=))) Sonra hem entel hem exper Kutayla buluştuk,  kendisi çok enteresan bi insan cidden=) Bi kere farklı, adam rutinin çok dışında yaşıo! Sanırım insanları dinlemeyi çok seven biri deilim ben, ama onu dakikalarca dinleyebiliyorum, benimle uğraşmasını seviorum falan. Onunda apayrı bi yeri var kalbimde! O saatte- gece 2 civarı- Madonun o denli dolu olmasına hayret ederek sıcak bişeyler içtik- tabiki burcu ve ben, beyler açılmamak adına bişey içmediler=) Ordan çıktık bizimkiler başka bi yere gidip sarhoş olalım dio ama biz Burcuyla donuyoruz bildiğin, en yakındaki taksiyi gözüme kestirip ” hadi bana gidelim bizde içeriz” dedim.  Eve gittiğimiz gibi uyumamamız şartını koşarak teklifi kabul ettiler. Çakma Manhattan manzaralı salonumda yerimizi aldık, açtık biralarımızı da. –normalde birayı da hiç sevmem-Liseden, eski günlerden, yanımızda olamayanlardan, başımızdan geçen komik olaylardan konuşuyoruz. O an o kadar mutlu hissettim ki kendimi! Hepsini nerdeyse 10 yıldır tanıyorum, sınava hazırlanırken bu günlerin hayalini kurduğumuz zamanlar geldi aklıma, şu hayatta bişeyleri gerçekten “içten” istediğinde oluo. Sohbetti geyikti derken sabah beşe doğru uyuyakalmışım koltuğun üstünde, üçü saat yediye kadar oturmuşlar, beni uyandırdıklarında hava aydınlanmıştı doğal olarak=) Sonra herkes uyudu 12 ye kadar, sabah evde kahvaltılık doğru düzgün bişey olmadığı için kahve ve kurabiye ikramı yaptım arkadaşlarıma. Daha sonraki buluşmalarımız da” evine geldik bi kahvaltı hazırlamadın” demesinler die 26 şubat özel Pazar kahvaltısına davet ettim hepsini, tüm marifetlerimi sergileyip şok etkisi yaratmak niyetindeyim=)
Onlar gittikten sonra, içimdeki çocuksu ruhun  varlığını bi  kez daha hissettim ve yıllar geçtikçe kaybedeceğimi düşündüğüm bu yanımın hiç eksilmediğini görmek acayip iyi hissettirdi. Mutlu mutlu evimi topladım, yeni planlar yaptım,  yeni hayaller kurdum.  
Gerçekten çok şanslıyım ben=)
p.s: dün akşam paçozla taksimde yine fal baktırmaya gittik- bu ara falla kafayı bozduk evet-, 2012 benim yılım olucak, şubat ayını tamamladıktan sonra çok heyecanlı gelişmelerle bu paltformda yazmaya devam edio olucam=)

14 Şubat 2012 Salı

Venüs’le Tozpembe Hayat!

Etrafımda devamlı “sevgililer günüplanı yapan aşk böceklerine rağmen bugün acayip keyfim yerinde, içim içime sığmıyor falan..Üstelik hiç bi özel nedenimde yok=) Bigün benimde özel günler için günler öncesinden plan yapıp beni şımartıcak bi sevgilim olucak, ama  bunun için yeterince büyümem gerekio sanırım=)) Şu an dünyaya böylesine tozpembe bakarken olabilitesi yüksek şeyler yazmak niyetinde deilim epeyce bi şaçmalayasım var=)
Venüs production bu kez de “tozpembe hayat” doktrinleriyle karşınızda!
Doktrin1- Elinden gelen herşeyi yaptığına inanıosan eğer değil kendini üzmek, bir dakika düşünme bile. koyver gitsin! Hayatın huzursuzluklar, tripler , başağrılarıyla harcayamacağın kadar değerli çünkü!, dolayısıyla gereken çabayı sarfetmiosa zaten hiçbişey haketmio demektir. Bu yüzden kendini suçlamaktan vazgeç, unutma “ Sorun sende değil onda!”
Doktrin2- “geç kaldım ya şimdi beş karış suratla bekliyodur beni” cümlesine elveda! Artık ayna karşısında panik olmadan dilediğimiz kadar vakit  geçirebilicez, çünkü erkek arkadaşlarımız öncelikle kendimizi iyi hissetmek ve sonrasında da onlara güzel görünmek adına harcadığımız dakikalar yüzünden olay çıkarmaktan vazgeçicek.2012 yılında erkekler bekletilmeyi sorun etmeyecek=)
Doktrin3- Bundan böyle ihanet, gözyaşı, sabahlara kadar sinir krizi geçirip “o domuz var ya o domuz görücek sürümm sürüm sürünücek, yalvarcak kapımda barışmak için” devri sona ericek ve her aşk sonsuza kadar sürücek=)
Doktrin4- Sadece pms dönemlerinde tatlı yeme özgürlüğüne son, çünkü “her öğün tatlı yemek zayıflatacak” Dilediğimiz saatte “şimdi bunları yedim ama bilmem kaç dakika yüzüp bilmem kaç saat pilates yapmam gerekio” pişmanlığını yaşamadan çılgınlar gibi nutella kaşıklayabilicez.=)
Doktrin5- Bu yıl hayatımıza girecek centilmen erkek bizi fazlasıyla şımartıcak=) Haftasonları başbaşa yemekler, tiyatrolar, özel gösteriler, minik tatil kaçamakları, sürpriz hediyeler… aklınıza ne geliosa=) özetle bayanlar “erkekler para harcamaya bayılacak”
Şimdilik bu kadar=)çok uykum geldi, hem daha uyumadan önce içimden bi dilek tutucam..
Yarın sevgililer günü, aşık olan herkesin günü kutlu olsun, single takılanlarda  en yakın zamanda aşkı bulsun=) Amin!


8 Şubat 2012 Çarşamba

Beyler bu nasıl bi kafa hali?


Venüs sende bugünlerde “erkekler şöyledir böyledir die tutturdun da gidiosun” cümlelerini duyar gibiyim, fakat gerçekten yaşadığım olaylar sonrasındaki çıkarımlarımı paylaşmadan edemicem=) Yanlış anlaşılmasın niyetim karşı cinsi al aşağı edip yerin dibine sokmak falan deil, sadece başımdan geçen olayları mizahi bir dille burada anlatmak niyetindeyim. En baştan belirtiyim, bayanlar bu yazıyı okurken bence epeyce eğlenicekler ama beyler konusunda ummmmm…….. bilemedim=) sanırım sinirlenirler biraz ama bana deil hemcinslerine!!Bugünkü yazımın konusu “Erkek tipleri” yada “Tip Adamlar”=) Aslında bu paylaşımım sonrasında hepiniz bana teşekkür ediceksiniz, çünkü pek çoğunuzun kafasına takılan “neden kızların g.. bu kadar kalkık”  sorusunu bi nebze olsun yanıtlamış olucam=)Öyleyse başımdan geçen küçük örneklerden yola çıkarak erkek tiplerini incelemeye alalım..
Tip Adam 1- sosyal paylaşım sitesi avcıları
Tam bir yıl öncesine kadar msn dışında hiçbir sosyal paylaşım sitesinde hesabım yoktu, twittera kendi isteğimle facebooka ise tamamen dış baskılar yüzünden üye olmak zorunda kaldım ve itiraf etmeliyim ki gerçekten ufkum açıldı! Çünkü facete ne mal tipler var  derlerdi de inanmazdım, ama gerçekten varmış. Çok aktif bi kullanıcı olmamakla birlikte dün gece “diğer mesajlar” yazan butona basmayı akıl edebildim, işte o an “Tanrımmmmm aylardır neler kaçırıomuşum….” Die epeyce hayıflandım.
“Venüs beni yanlış anlıycağını biliorum ama gerçekten ben çok ii bi insanım, çok güzelsin arkadaş olmamız mümkün mü?”
“Venüs tanışalım mı, istersen buluşuruz sonra??”
……..
“Selam Venüs ben  Iğdırdan ….. polis memuruyum sen ne iş yapıosun”…..
Sonuncusuna gerçekten koptum, mesajın içeriğindeki “polisiyim, güçlüyüm, güvenilirim, Iğdır’da asayiş benden sorulur” imajı bağırıyodu resmen=)Şimdi gel de gülme, gel de alay etme, böle yapmaya devam ederseniz beyler, kız milleti daha çok g.. kalkık dolaşır. Hayır bi de bu mesajları her önüne gelene atıolar, dolayısıyla hemcinslerimin pek çoğu Adriana lima edasıyla dolaşıo etrafta=)
Tip Adam2- Klavye Kabadayıları
Bu kategoride yer alan delikanlılarımız asıldığı kızı belirli bi süreden beri tanıo olup, arkadaş listesinde yer almayı başarmış bilindik tiplerdir. İlk olta arkadaşlık talebi gönderilerek atılır ve onay sürecinin hemen ardından “facete online yakalama” pususuna yatılır. Hatun kişi pusuya düştüğünde  kendilerince sevimli ve sempatik sandıkları ama aslında bir klişeden öteye geçmeyen “selam=)” mesajıyla sohbete dalarlar..Bi hafta önceki face sohbetimle durumu örneklendiriyim:
C: selam Venüs naber nasıl gidiyo görüşmeyeli??
V: Bilmediğin gibi aynen devam=)
C: Bilmediğim gibi?
V: Evet bilmediğin gibi, biz seninle sanırım 10 yıldır tanışıoruz ama birbirimize selam vermek dışında hiçbi iletişimimiz olmadığı için hayatımın nasıl gittiğini bilmiosun, dolayısıyla sana “bildiğin gibi” diyemiyorum.
C:Ne kadar esprilisin yaa=)))böle bi cevap vereceğini hiç tahmin etmezdim
V:İİ o zaman bu sana bi geri bildirim oldu, bundan sonra bi soru sorucak olursan aklında bulunsun=)ii geceler.
C: Peki Venüs ii geceler..
ERTESİ GÜN:
C: Nasıl geçti günün, bu cumartesi işin var mı?
V: ii gayet, neden sordun??
C:Birlikte bişeyler yaparız ne biliyim dışarı falan çıkarız die düşünmüştüm.
V:Neden?
C:Nasıl yani neden, eğlenir işte güzel vakit geçiririz falan..
V:Sadece selam verdiğim insanlarla dışarı çıkmak gibi bi adetim yok ama benim=)
C:Ama önyargılı olmak hiç yakışmıo sana, hem tanımışta oluruz birbirimizi??
V:10 yıldan beri tanımadık şimdi neden böle bi çaba gösteriyim ki, zaten tanımak isteseydik şu zaman kadar yüz kere tanırdık.
C:Bak bu inatçı tavırlarda hiç yakışmıo sana=))
V: Sana da bu ucuz hareketler hiç yakışmıo emin ol, hatta hiç bi erkeğe yakıştıramıyorum ben=)
Bunun üzerine herhangi bişey demedi neyseki , ama fiziksel görüntüsünden çok memnun olan arkadaşlarımızdan biri olduğu için sölediğim şey  ne kadar süre etki gösterir bilemiyorum. Şu hayatta en uyuz olduğum iletişim tiplerinden biri bu heralde, çünkü bunu özgüvenle bağdaştıramıyorum ben, adam karşıma geçip iki cümle kuramaz ama klavye kabadayılığına gelince ondan çok racon bilen yok!
Tip Adam3- Akbil sektirmezler
Bu  grup metro, otobüs, vapur gibi toplu taşıma araçlarında hedef araca yönelir yönelmez tüm el hareketlerini en ince ayrıntısına kadar takip edip akbil üzerindeki kimlik bilgilerine odaklanan çakallardan oluşuo. Dolayısıyla bayanlar akbilinizi elden ele dolaştırmanız büyük risk , küçük bi göz taramasından  geçen akbilinizdeki tüm bilgiler ilk fırsatta internetin tüm kaynaklarında detaylı bi aramaya tabi tutuluo. Pek çoğumuz facebook twitter vb hesaplar kullandığımız içinde kolaylıkla deşifre olabilioruz.
Bazen herhangi bi sosyal paylaşım sitesine üye olmamakta durumu kurtarmak için yeterli olmayabilio ve  şans tamamen hedefçiden yana olabilio. Bi gün okuldan çıktım otobüs bekliorum, otobüs geldi zar zor bindik ama akbile yakın olmama rağmen uzanamıyorum. Hedefçim durumu hemen farkedip en kibar haliyle “isterseniz ben basıyım akbilinizi” diğerek beni ağına düşürmeyi başarıo ve akbilimi geri verirken göz taraması yapmayı sektirmiyo tabiki. Yaptığı şeyin farkına varıp uyuz olmakla beraber çokta üstünde durmuyorum fakat elemanın indiğim durakta inerek tüm pişkinliğiyle arkamdan gelmesini ve  “selam Venüs ben mert” tarzında bi giriş yaparak beni çıldırtmasını engelleyemiorum tabiki. Özgüven patlaması içindeki tavırlarıyla sinirlendiğim için daha çok eğlenen ve “nasıl olsa bulucam seni” diyen ukala hedefçimi “zor bulursun sen beni sanal alemde” die terslediğimi zannederken- hiç bi sosyal paylaşım sitesinde hesabım olmadığı dönem- iki gün sonra sınav öncesi kantinde notlarıma çalışırken tam karşımda buluyorum!! Aynı pişkin gülümseme, aynı ukala tavırlar “ben sana bulucam demiştim” havaları falan… Adam bi süre yorulmadan her Perşembe derse giriş saatlerimi falan takip ediodu, o kadar ki ben onu önceden farkedip okuduğum kitabın, gazetenin arkasına gizlenmeye çalıştığımda da aynı yüzsüzlükle “hiç saklanma gördüm seni artık telefon numaranı verceksin dimi” deme cesaretini gösterebiliodu!! . Daha fazla anlatmadan yorumu sizlere bırakıyorum=).-Bu arada isim hafızamda pek ii deildir aslıdan ama defalarca gördüğüm için beynimde ismiyle yer etti kendisi!-
Tip Adam4- Organizatör ruhlu buldumcuklar
IQ seviyesi diğer gruplara göre çok daha yüksek olan bu grup erkekleri en sinsi hedefçilerdir, çünkü doğrudan hedefe yönlenmeyip öncelikle hedefin etrafında bi kaç keşif turu atarlar. Bu turlar sonrasında öncelikle hedefin ne tarz etkinliklerden hoşlandığını geniş çapta analiz ederler ve en uygun zamanda- genellikle arkadaş grubunun içinde veya kalabalık ortamlarda- hedefle tanışma başarısına ulaşarak organizatör kişiliklerini ön planda tutmaya çalışırlar. En sık rastlanan yer okul kantinleridir ve arkadaşlarınızla oturup geyik yaptığınız bi anda yaptıkları mükemmel organizasyonlardan bahsetmek için  şıp die damlarlar ve ilk anda asla sizinle birebir iletişim kurmazlar. Yine okul yıllarımdan bir örnekle teoriyi pratikle açıklıyım..
Kızlı erkekli karışık bi grup kantinde otururken elemanın biri öyle bi enerjiyle yanımıza geldiki mecburen dinlemek zorunda kaldık. Tahmin edebileceğiniz gibi Okan Bayülgen’in , Beyaz’ın falan çok sıkı takipçisi ve devamlı Show programlarına biletler ayarlıo, bunun dışında çeşitli etkinlikler falan düzenlio ıvır zıvır bi sürü şey.. Özetle herhangi bir organizasyon yapıldığında haber verebilmek adına mail adreslerimizi istio, elinde de tertemiz bi kağıt! Ve olaya bakın ki kağıtta tek bir mail adresi yazmıo=))Hiçbirimiz bu küçük detayın farkına bile varmadan mail adreslerimizi yazdık, eleman teşekkür edip uzaklaştı ama başka masalara gidip gidip tanıtımına da devam etmedi. Akşam eve geldim, her gün yaptığım gibi maillerimi bi gözden geçiriyim dedim, tabiki mail vardı ama organizasyon hakkında deil!! Şu tarz bişeyler yazmış “Merhaba canım ben….. hani bugün kantinde mail adresini almıştım ya organizasyon için, msnime de ekledim bilgin olsun die mail atıyım dedim yabancı deilim yani=)”  Vay çakaaaaaaaaaaaaaal derken öğlen farketmediğim detaylar bi anda ampül gibi parladı kafamda:kağıdın temiz olması, bizden başka hiç bi masaya tanıtım yapmaması falan.. İçimden “sen çakalsın ama ben de kuzu deilim” diyerek msnime ekledim kendisini ve bi süre güzel geyik malzemesi oldu bize, hatta paçozla güzelde bi isim takmıştık kendisine ama şimdi paylaşmıyım burdan=))
Tip Adam5- Havuz başı playboyları 
Dürüst davranmak gerekirse bu grup erkekleri gerçekten çok yakışıklı oluo ama bi anlık gafletle “hoş ama boş olma” sıfatını çat die yapıştırabiliolar üstlerine. Güneş gözlüğü kullanma zahmetine dahi girmeden hedeflerini doğrudan göz hapsine alan playboylar, hedefe ben burdayım sinyalini verdikten hemen sonra dier playboy kankiyle  şakalaşmaya “bak nasılda yakışıklıyız nasıl da kendi kendimize eğlenioruz”  imajı yaratmaya başlıolar. Bu dakikalarda hedefe “aslında senin farkında bile deilim” mesajını yollayarak hedefin dikkatini daha da çok çekmeyi başarıyolar, buraya kadar herşey süper!  Hedefçi yeterli ilgiyi topladığına ikna olup en cool tavırlarıyla havuzun kenarında iki ileri bi geri yürüyüşüni de yaptıktan sonra havuza artistik bi atlayış yapıo, tabi ki playboy kanki de elinde minik bi topla hemen arkasından. Havuzda bağıra çağıra su topu oynarken topu hedefin bulunduğu bölgeye doğru atarak “ özür dileriz yaa seni de ıslattık ama topumuzu geri uzatırmısın” cümlesiyle ilk pası atıolar, artık pası gole çevirmek hedefin elinde.. Yaşanmış örnek ve sonuçlarına geçelim şimdi=)
Geçen yaz yazlıkta havuz başında elimde kitabım “uzanmışım kumsala güneş damlar içime” modunda oturuyodum, birden tam karşı çaprazımda oturan iki kişi dikkatimi çekti ve biri gerçekten çok yakışıklıydı=) Heralde yeni gelmişler, kim bunlar acaba falan die kafamdan geçirken ,“ venüüüüüs şurdakileri gördün mü ikiside çok yakışıklı yaaa” cümlesiyle kapağı düşmüş bi şekilde yanıma bi kız arkım geldi. Biz çaktırmadan onlar hakkında çeşitli senaryolar üretirken- kime gelmişler, acaba arada sırada uğrayan yazlık sahiplerimi vs vs..- adamlar kendi havasında takılmaya devam ediodu. Baktım bunlar böle artist artist takılmaya devam edicek “meeeeh bunların gözünü açıp etrafa bakmasını mı beklicez “diyerek havuza atladım. Taktım gözlüğümü de coolluk öyle olmaz böyle olur diyerek gerçek bi sporcu edasıyla yüzmeye başladım, - bu arada mütevazilik yapamıcam gerçekten çok ii yüzerim- tam nefes almak için bi ara havuz kenarında durdum, baktım bizim yakışıklı oturmuş beni seyrediyo, hiiiiç yüz vermeyip turlarıma seri bi şekilde devam ettim. Artık havuzdan çıkıcam bi baktım iki metre ötede oturmuş havuza girmeye hazırlanıo ama ben gözlüğümü falan çıkardım yani. Kızlarda karşıdan kaş göz yapıolar çıkma yaa bizde giricez falan gibisinden , neyse ben dinlemedim tabi çıktım havuzdan. Bizim kızlar havuza girdi, bu da kankisiyle takılıo cool bi şekilde hala kimseye yüz verdikleri yok. Sonra kızlarda sıkıldı hepimiz evlere dağıldık, ama herkes bi uyuz oldu yani bunlara. Bi kaç saat sonra tekrar havuza indim, bunlar tekrar gelmişler ama ben kitap okuyorum farkında bile deilim. Kafamı bi kaldırdım,havuza girmişler su topu oynuolar, ben hiç istifimi bozmadım tabiki. Yakışıklı playboy topunu özellikle arkadaşının tutamayacağı bi yükseklikten benim oturduğum tarafa attı ama gel gör ki top tam ortada durdu=)) Yani bana topu uzatırmısın diyemez çünkü “benden isteyene kadar kendin de alabilirsin “deme olasılığım var. Her neyse bu çıktı topu kendisi aldı, tekrar havuza atladı. Aradan beş dakika geçmeden aynı denemeyi tekrar yaptı ve bu kez top nerdeyse kucağıma düştü ve kitabım ıslandı. “yaa çok özür dilerim kitabını da ıslattık, yinede bana topu uzatırmısın? “ diyerek havuz kenarına geldi, bende pislik yapıcam yaa hiçbişey demeden aldım topu ona attım sadece=))Baktı ki su topu olayı yemiycek, havuzdan çıktılar. Durumu hemen çaktım tabi, tekrar özür dileme gerekçesiyle yanıma gelicek, bunun gelmesini beklemeden havuza atladım hemen, ortada kalakaldı öyle=))  İnatla gitmiyo ama bariz havuzdan çıkmamı beklio, tabi el mahkum sonunda sudan çıktım kurulandım oturdum yerime pit diye damladı:
Y:bi an hiç yorulmıycaksın sandım ama sonunda havuzdan çıktığına göre oturabilirim artık=)- en karizma gülümsemesini de sunmayı ihmal etmio tabi-
V:Sen hep böyle teklif beklemeden atlarmısın?
Y: Oturma deseydin de sonuç değişmicekti eğer onu soruyosan=)Çok ii yüzüyosun gerçekten
V: evet biliyorum=)
Y:İnanılmaz mütevazisin=))
V:Gördüğümü yansıtıyorum.
Y: Ben mütevazi zaten deilim de sen hep böle cool mu takılıosun, sabahtan beri saatlerdir kitap okuosun hayır yani sayfaları çevirdiğini görmesem poz yapıosun sanıcam- işte kendisini bitiren cümle bu oldu-
V: Seninde elinde kitap vardı,poz yapıosun o zaman?? Ama pardon kişi kendisini nasıl bilirse çevresini de öyle bilirmiş=))
Y:ouuuuw ilk postayı yedik yani, yalnız sağlam yerden vuruosun çaktırmadan=))
V: İi en azından nerden vurduğumu anlıosun=))
Y:Peki o zaman tanışalım artık, ben Gökay, arkadaşımın yazlığı var burda ama o da pek sık gelmio dolayısıyla buraların yabancısıyız buraları hiç bilmiyoruz=)- en basit numara-
V: aaaa hiç endişelenmeyin burası 180 hanelik bi site, tüm sınırları belli ve 24 saat güvenlik tarafından korunuo olası bi durumdada jandarmaya bağlıyız hemen müdahale ediolar, rahatça tatil yapabilirsiniz=)bu arada bende Venüs.
Y: Beni terslemeye programladın galiba kendini=)Genellikle sempatik bulurlar aslında beni?
V: Evt ama uzaktan=)
Y:Sen birilerini terslerken hep böyle gülümsermisin?
V:Genelde=)
Y: Peki o zaman buraları merak etmek istemiyoruz, sadece akşam oturup sohbet edelim biraz??site sınırları içinde, güvenliğin gözetimi altında=))
V: Biz zaten akşamları dışarda oluyoruz, isterseniz katılırsınız- artık eşyalarımı toplayıp kalkmaya hazırlanıyorum-
Y: yaaa bi dak sen şimdi beni “havuz başı playboylarından” zannettiğin için böle davranıosun dimi? Aslında deilim biraz konuşsan anlardın.
V:yeterince konuştuk bence, ii tatiller=)
Bu konuşmaya rağmen akşam gelip bizimle takıldılar , aslında eğlenceli tiplerdi de ama “hoş ve boş “işte. Kızların bana” sen görceksin kaşı gözü ayrı yerde bi yeriyle evlendiğin zaman, hatırlatıcaz sana bu günleri” die çemkirmesi çok komikti gerçekten=))Normalde simalar çok aklımda kalmaz benim ama onu hatırlıyorum hala, neyseki pişmanlıkla deil=)
Umarım hiç kimsenin geçmişe dönük pişmanlıkları olmaz, çünkü canını acıtıo insanın..Nerden esti şimdi bu yaa, bi de burdan başlarsam hiç susman ben şimdi=) Aslında yazcak bi kaç “tip adam” daha bulabilirdim ama fazlasıyla uzun oldu, belki bu yazıya kız arkadaşlarım tecrübe ettikleri başka “tip adam” örnekleriyle geri dönüş yaparlarsa volume2 –Tip adam örnekleri başlığıyla devam edebiliriz=))
Yepyeni tecrübeler, mutlu günler diliyorum herkese, artık Venüs kaçar=)


  

  

2 Şubat 2012 Perşembe

Kadınlar ne ister?

A:Ya kanka anlayabilmek mümkün deil şu kadınları, hani komik erkeklerden hoşlanıolardı bi espri yapıyım dedim direk “soytarı mısın sen” dedi bana, bi de bize odun derler yaa
B:Sorma abi ya bende arama sorma konusunda dengeyi bi türlü ayarlamıyorum, aramadığımda aramadı oluo çok aradığımda da “sen beni de kendin gibi işin gücün yok zannediosun galiba” diye yapıştırıo lafı..
A: Yok kardeşim yaa olayları bu, arıza çıkarmadan duramıolar ne yapsak yaranamayız! Hayır yani ne yapmak gerekio aşık olmaları için, böle bazen asıl odun asıl öküz sensin dememek için zor tutuyorum kendimi, soytarı dedi bana yaa..
B: Boşver kardeşim belki regli falan olmuştur o dönemlerde ne derse he diyceksin=))
…….
Bu komik diyaloğa geçen gün metroda kulak misafiri oldum, maalesef inmek zorunda olduğum için nasıl sonuçlandırdılar bilmiorum ama baya eğlendim dinlerken=)) Üzüldüm de gençlerin haline,  o müzdarip hallerini görünce kendi kendime sordum “nasıl bi adama aşık olabilirim?” diye..İşte  pek çok kadının hiç düşünmeden aşık olacağı, yanında adeta bir meleğe dönüşeceği erkekte bulunması gereken 10 temel özelliği sizler için listeledim=) Yalnız bu özelliklerin tamamını bi erkekte bulmanın imkansız olduğunun bilincindeyim, o yüzden sizleri rahatlacak bi sınıflandırma yaptım=))
Eğer aşağıdaki liste üzerinden gerçekten kendinize karşı objektif davranarak;
8 ve üzeri maddeye tick atabiliosanız siz gerçekten pek çok kadının rüyalarını süsleyip Allahım bu kadarı gerçek olamaz dedirten  “OLAĞANÜSTÜ ERKEK”siniz! Piyasada rakibiniz olmadığı gibi, size hayır diyebilcek olan kadında yok! Allahım ne sanş=))
6 ve üzeri maddeye tick atabiliosanız siz yine kadınların arkadaşlarına ayıla bayıla anlatacağı “MÜKEMMEL ERKEK”siniz! Bir tek olağanüstü kadınlar size hayır diyebilir.
4 ve üzeri maddeye tick atabiliosanız şansınız karşınıza çıkan kadının önceliklerine  göre değişir , örneğin listedeki tam dört maddeye tick atabildiniz ve biri etkilemeye çalıştığınız kişinin tek olmazsa olmazı olabilir, ki buda size “Mükemmel erkek” imajı kazandırabilir ama üzülerek belirtmeliyim ki bu olasılık çok düşük!
3 ve üzeri maddeye tick atabiliosanız maalesef vasat katagorisinde değerlendiriyorum sizi, şansınız çok düşük, bu platformda değerlendirildiğiniz için bile kendinizi şanslı saymalısınız!
3 altı maddeye  tick atabiliosanız bizler için yoksunuz zaten hiç boşuna “ben burdayım “demeyin bile=))
Bu ön bilgilendirmenin ardından gelelim “kadınlar ne ister,neyi sever,neyden etkilenir..?” vs vs sorularının 10 maddelik cevabına..=))
1-ZEKA
Zeka büyüleyici bişeydir beyler, biz kadınlar karşımızdaki erkeğin zeki olmasından acayip etkilenioruz. Yalnız zeki erkek deyince nerd makamından, 10 numara gözlük takıp utanmaktan konuşamayan tipler canlanmasın kafanızda. Sanırım okul yılları geride kaldığı için zeka benim için iş yaşantısındaki başarıyla eşdeğer. İş hayatında başarılı, devamlı bi yoğunluk içinde olan şirketlerin esas elemanları daima dikkat çekicidir=)

 2-ŞEFKAT
Bu kesinlikle en can alıcı, en zayıf olduğumuz noktadır. İlgiye şefkate asla doymayız, ve bu konuda bizi mutlu eden sevgiliyi de asla üzmeyiz. “Eve gittiğin zaman haber ver canım”, “İş görüşmen nasıl geçti?” gibi sorular sorarak sevgilinizi önemsediğinizi ve merak ettiğinizi belli edin. Ya zaten kim sevgilisinden ilgi görmek istemez ki, sizlerde öyle deil misiniz??  Hastalandığında çocuklaşan sevgilisine şımarıp ilgi bekleyen tek mahluk bizler deiliz, o yüzden ilgi istiyosanız ilgileniceksiniz, eğer bi süre bunu karşılık beklemeden mızmızlanmadan yaparsanız o zaman size gerçekten bir lütufmuşsunuz gibi davranıp adeta bir melek olabiliriz. O yüzden bizleri şımartmaktan güzel şeyler sölemekten korkmayın, karşılığını fazlasıyla alıcaksınız!
3-ÖZGÜVEN
Kesinlikle çok önemli noktalardan biri. Özgüveni yüksek, bi ortamda kendini ifade etmekte güçlük çekmeyen, söylediklerini dinletebilen  adam daima dikkat çekicidir. Tabi ukalalık boyutunda olması durumu istenen etkinin aksine korkunç bi iticilik yaratabilir o yüzden aman diyim!
4-“GÜVENDESİN,YANINDAYIM” hissi

Sanırım birazda şefkatle bağlantılı bişey bu. Hayatımda yalnızca birinin yanında kendimi öylesine güvende hissetim, “ beni hep korur, elimi tutuyosa eğer bana hiçbişey olmaz, hiç bırakmaz…” Bu cümleleri kurabilmek her kadına mükemmel hissettirir, şimdi bu duyguyu çok özlüyorum.. Bırakın şu “çapkınım hovardayım 24 ayardayım” tavırlarını, eğer böyle bi yarışa girerseniz emin olun siz zararlı çıkarsınız. Bu yüzden bağlılığınızı, hep yanımızda olduğunuzu, gerçekten sahiplendiğinizi hissettirin... -duygulandım bunları yazarken..-
5-FİZİKSEL ÇEKİM
Öncelikle realistik olalım, hiç kimse bana çıkıpta “Venüs önemli olan kişinin iç güzelliği” tarzında klişelerle gelmesin.  Yukarda yazdığım aşamalara gelebilmek için önce bu süzgeçten geçebilmiş olmak gerekio maalesef, ki bu her iki taraf içinde geçerli. Eğer etkileniosam tanımak isterim, yoksa zekiymiş başarılıymış oymuş buymuş… ben ona sarılmak istemedikten sonra kime ne!! Özetle fiziksel çekim önemli gençler, e bu da Allah vergisi bişey olduğundan dolayı bu maddedeki şansınızda ona kalıo=)Tabiki burada kendine  yakışanı giyebilme, trend takibi, kişisel bakım gibi etkenlerde devreye girio, siz nasıl bizim ellerimizdeki frenche, kaşımızın kavisine, saçımızın fönüne, kıyafetlerimizin dekoltesine bakıosanız biz de belli şeylere dikkat edioruz. Özellikle koku! Kadınlar kokuya çok duyarlı beyler, teninize uygun etkileyici bi parfüm kullanmanızı şiddetle tavsiye ediorum!
 - Kumral, kısa saç,ela göz, kirli sakal,uzun boy, fit vucüt,kot pantolon, slim fit kazak, klasik-spor ayakkabı: işte hayallerimin erkeği=)))
6-ANA KUZUSU
Tartışmasız bi kadının bi erkekte en katlanamadığı şey  “ANA KUZUSU”  olması, tek kelimeyle nefretlik bi durum: “annem şöyle der, annem böyle ister, geç kalırsam annem bekler”… zaman geçtikçe … “annem bu yemeği patatesli yapmaz, annem her sabah çarşafları havalandırır, annem hastayken beni öyle şımartır böyle şımartır”…daha da zaman geçer… “sevgilim bu haftasonunu annemlerle geçirsek, hem annemden yemek yapmayı öğrensen??aşkım annem çarşıya çıkcakmış ona sen eşlik etsen, bitanem bugün annemi üzmüşsün biraz??..... “cümlelerinden gerçekten uzak durun, çünkü tiksiniyoruz!! Yazarken bile sinirlerim bozuluo o derece!!
7-DÜŞÜNCELİ, CÖMERT
Beklenmeyen süprizleri, minik hediyeleri gerçekten çok sevioruz, cömert erkekler bu platformda çok rağbet görüo beyler benden söylemesi, yanlış anlaşılma olmasın fakat cömertlikten kastımız sürekli en pahalı hediyelerle şımartılıp en lüks restorantlarda yemek yemek deil. Ama arada bu tarz jestler yada zevkimize hitap etcek sevimli hediyeler beklioruz. Mesela sevgiliniz sizin yanınızda bi ayakkabı çanta vs bişey beğendi diyelim, sonra bunu bi hediye olarak aldığınızda yarattığı etkiyi tahmin  edemezsiniz. Çünkü burda olay o ayakkabıya sahip olmaktan çok, “beni düşünüo, beni mutlu etcek şeyler yapmak istio” düşüncesi. Böyle olunca da bağlanmak kaçınılmaz oluo=) tabiki bu çok sıklıkla yapmanızı beklediğimiz bişey deil, yada çok büyük hediyelerde deil, aksine çok basit ama manevi değeri yüksek şeylerde olabilir=)Kısacası düşünceli ve cömert olmak için sadece özel günleri beklemeyin!
p.s: yüzük resmini beğendiğim için koydum yanlış anlaşılmasın:P
8-EĞLENCELİ-KOMİK
“Eğer güldürebiliosam aşık olmasına ramak kaldı” düşüncesi en büyük yanılgıdır maalesef, güldürüosun ii güzelde komikliğine mi gülüo salaklığına mı?? Şüphesiz ki eğlenmeyi seven, esprili erkekler bi adım önde oluo ama bu noktada da komiklik ve şaklabanlık arasındaki dengeyi ii kurmak gerekio, çünkü “ortam maymunu” olarak nitelendirdiğimiz tiplere komik oldukları için deil salaklıklarından dolayı düştükleri durum eğlenceli geldiği için gülüoruz! Bi kaç yıl önce iş güzar bi arkadaş grubumun vesilesiyle gerçekten çok yakışıklı bi çocukla tanışmıştım, konuşmasa biraz efendi efendi otursa etkilenicem belki ama ne mümkün mütemadiyen boş boş salakça şeyler anlatıo, son olarakta bi ortamda tam manasıyla maymun gibi dans ettiğini görünce tüm çekiciliğini kaybetti gözümde. O gece çok gülmüştük o haline, hatta aklımıza geldikçe hala gülüoruz=))
9-DOĞRU AYARDA ROMANTİZM
Evet şefkat, ilgi sevioruz. Sevgilimizin sadece bize hitap ederken kullandığı özel bi kelime olsun, bize hiç kıyamasın falan..Ama suyunu da çıkarmasın yani-bu noktada dengeli olabilmek büyük meziyet!-, dakika başı mesaj, günde milyon tane seni seviorumlar falanda gerçekten çok itici oluo, büyüsünü yitirio. Tabi sırf bu gerekçeyle tam manasıyla  odun gibi takılıp sevgilisiyle hiç ilgilenmeyen, arayıp sormayan öküzlerde var. Gerçekten seviosanız ve buna rağmen böle davranıosanız siz kaybederseniz beyler, sonuçta kimse vazgeçilmez değil!!  O yüzden arada sırada mesaj, mail falan atın sevgilinize. “ günaydın sevgilim, çok özledim ” deyin mesela, eminim gelicek olan cevaptan siz daha çok mutlu olucaksınız

10- SPORTİF KİŞİLİK
Karizmatik bi spor dalında show yapabilio olmanın kızlar üzerinde yarattığı etkiyi tahmin bile edemezsiniz. Spor yapan erkek candır, ve yaptığı spor  ne kadar atraksiyonlu ne kadar tehlikeliyse seksapalitesi o kadar yüksektir. Hemen çok iyi futbol oynarım, süper basket atarım die sevinmeyin çünkü bu tarz aktivitelerden lise çağlarında etkilenioduk, bunların yerini şimdi windsurf, snowboard, yamaç paraşütü gibi daha afilli aktiviteler aldı. Neyseki bu son madde, buraya gelene kadar yukarıda bi sürü alternatif var mükemmel erkek olabilmek için, sizde snowboard yapmadan mükemmel erkek olun ne var yani??
Evet efendim bugünkü yazımında böylelikle sonuna gelmiş bulunuyorum, tabi bu listeyi yaparken karşınızdaki bayanında sizin jestlerinize karşılık verecek incelikte biri olduğu varsayımından yola çıktım, yoksaaaa istisna ve manyaklardan bahsedicek olursak işin içinden çıkamayız.