30 Nisan 2013 Salı

Bir Kadını Tek Adımda Soğutan Erkek Tipleri



Bugün biraz eğlenip gevezelik yapasım var. Malum bahar geldi, hava mis gibi. Her sabah yataktan “Gitsem gidemem kalsam kalamam sevsem sevemem şaştım bu işe..” şarkısını söyleyerek kalkıyorum yalan yok:) Bana tebdili (böyle mi yazılıyordu emin değilim canlarım) hava değişimi şart. Küçük değişiklikler de yok değil, ama onlar bir sonraki postumun konusu olacak. Çok içten istediğim şeyler var. Yine mi dediğinizi duyar gibiyim, evet yine! Evrenle iş birliği yapmak en sevdiğim şey, bu seferde olsun lütfen. Hem sadece kendim için istemiyorum ki, bir sürü insan mutlu olacak dileklerim gerçek olursa, valla bak J
Bugün bir yerleme örneği okuyacaksınız kuzucuklarım, yoksa taşlama mıydı??Her neyse  bayan arkadaşlarımın konuyla ilgili onay cümlelerini şimdiden duyar gibiyim, ummm erkek arkadaşlar için ne diyeceğimi bilemedim. Gerçi bundan önceki şu ve şu yazılarımda erkekler üzerinde yapmış olduğum gözlemler belirli bir grubu da çok eğlendirmişti. Bu yazı sonrasında gelecek yorumları merak ediyorum=) Öyleyse başlayalım.
Bugünkü konumuz “Bir Kadını Tek Adımda Soğutan Erkek Tipleri”. Aşağıda yazacağım özelliklerden koşarcasına kaçacak olan örneklem 23-26 yaşları arasında, ekonomik bağımsızlığı olan, modern bir aile ortamında yetişmiş, içkisinde eğlencesinde, kız arkadaşlarımla her yer bana Paris diyen  bayan grubundan oluşuyor. Bugün beni bu kitlenin sözcüsü gibi düşünün, sevgilisi olanından olmayanına, uzaktan bakışan romantik aşıklara, kitleleri peşinden koşturandan evli olanına kadar grupta her çeşit bayan mevcut. Fazla uzattım başlıyorum:

1     1- Sakın ama sakın  10 gündür tanıdığınız kadına “BENCE EVLENMELİYİZ” tripleriyle koşmayın!!!
Bu nasıl bir mantıktır aklım almıyor. Arkadaşım neye aşık oldun bakıyım sen 10 günde, nedir seni böyle aşktan kudurtan?? Zekası mı? Yaşam tarzımı? Bakış açısı mı? Çevresiyle olan ilişkilerimi?? Şimdi  içten içten kurduğun “yok aslında ben bunların hiçbirini düşünmedim” cümleni yüksek sesle bir nükset de duyalım bebeyim. Hemcinslerimin bir kısmı” ayyy Venüs aslında bunların hiçbirini düşünmedim ama sebebini bilmediğim bir şey onda beni çok çekiyooor” tarzında cümleler kurabilir, ama senin bu kadar masum düşünmediğini ikimizde biliyoruz. Sadece çok beğendin, çok güzel buldun hepsi bu. Tabii ki bir ilişki fiziksel çekimle başlar, buna hiçbir itirazım yok. Ama 10 günde evlenelim, sana yarın bile evlenme teklif edebilirim cümleleri bize anında geri vites yaptırıyor yavrukuş. Hatta bu cümleler kızlar toplantılarında masaya yatırılıp enine boyuna tartışılıyor, sen yoktan yere göremediğin birbirinden garip surat ifadelerine, “ıyyyyyy şaka mı bu ya üç günde” tarzında birbirinden beter eleştirilere maruz kalıyorsun. Boşuna bunca tepki toplayıp, sevdiceğinin en yakın arkadaşları tarafından mimlenme gerek var mı cicim?? Bence yok, bi daha yapma o yüzden.
Not: O heyecanı yaşatın sevgilinize, acaba nasıl evlenme teklif edecek, bir sürpriz planlamış mıdır diye düşünmesine müsaade edin birazcık. Ama birazcık!! Suyunu çıkaran adamları da sevmiyoruz çünkü.

2      2- Ortada bir şey varsa armut gibi bakmayın.
Bu da beni deli eden başka bir nokta. Fazla bekletince cool olmuyorsun beybi, soğutuyorsun sadece. Öyle aylarca bakışmalar, communicater, Outlook gibi resmi adresler üzerinden “günün nasıl geçti”, “bugün pek iyi görünmüyorsun bir sorun mu var” tarzında mesajlarda  bir yere kadar. Bayıyor yani anladın mı?? Bu tipler bir de yakın arkadaşı gönderip xxx hakkında ne düşünüyorsun diye ağız yoklama olaylara girerler. Söyleyecek kelime bulamıyorum, senin gibi kendi derdini söylemekten aciz bi şahsiyet hakkında ne düşünebiliriz? Ölüyoruz,bitiyoruz cicim senin gibi tipler için. Nadir bulunanlardansın çünkü, insanı dert sahibi yaparsın. Kendini düşlerin prensi sanıyor haspam??

3      3- Sosyal paylaşım siteleri üzerinden ağlamayın
Bunu da ben mi söyliycem yaa?? Ama var yani etrafımızda böyle tipler. Bebeyim erkeksin sen yaa, cool ol azıcık.  Sen öyle bunalım şarkı sözleri, birbirinden manalı tweetler attıkça “Allah korumuş” diye dua ediyoruz arkandan. Adabıyla tut yasını, hatta üç kez buluştuğun kız için kendini bu kadar hırpaladığına değmez. Seninki de can yani.  Sen böyle ağlak ağlak şeyler paylaştığında “aman geri döniyim yaa mahfoldu çocuk” kafası oluşmuyor bizde. Dost acı söyler yavrukuş, koy şapkanı önüne düşün biraz. Valla bak bu gerçekler iyi gelecek sana.

4      4-Aşk cümleciklerinizi bir anda tüketmeyin
Üçüncü gün “seni seviyorum” nedir yaa?? Çok afedersin ama çüş yani!! Yine bir arkadaşımın başına gelen bir çok kronik bir vaka vardı. Kızcağım “ çok özledim deyip duruyor bana, bir de sen neden söylemiyorsun diye sorunca hepten daralıyorum..” tarzında serzeniştlerde bulunurken “ayy bu sana iki gün sonra seni seviyorum da der” dediğimde ne dese beğenirsiniz?? Demiş bile! Nolur bunu yapmayın. İlk günlerden herşeyi bu kadar aceleye getirip aklımıza başka şeyler getirmeyin. Neyi seviyorsun diye sorulduğunda verilecek anlamlı bir cevabınız olsun.

5      5-Şakirt isen uzak dur.
Tutmuyor bebeyim, hiç uğraşma. Yani denenmiş o kadar çok örnek var ki hangi birinin trajikomik durumunu anlatayım şimdi sana?? Evlenince hacca gitmek isteyenler mi dersin, sevgilisini cafelerde bırakıp akşam namazı kılmaya gidenler mi??  “Yani ayrı dünyaların insanlarıyız ama saygı duyduğumuz sürece ne sorun olucak Venüs?” tarzında bir soru sormayı aklına bile getirme. Beynine acı biber sürerim yoksa. O saygı hep tek taraflı oluyor çünkü, sen saygı duymayacaksın, gittiğime gezdiğime içtiğime karışacaksın bende sana ve isteklerine saygı duyucam öyle mi?? Yok yeaaa.
Bak mesela en tatlısından bir arkadaşım dün gece rüyasında görmüş beni. Muhafazakar olduğumu öğreniyorlarmış ve bütün gece bu durumu nasıl atlarız şimdi diye birbirlerine sarılıp ağlamışlar. Yarattığı dehşeti düşün bakalım sen şimdi?? Senin şakirt olduğunu öğrenirse bu rüyaya ağlayan kız ne yapar, arkasına bakmadan kaçar senden benden söylemesi. O yüzden “ACABA DEĞİŞİR Mİ”  diye düşünüp yaklaşma, sonra göte pıçağı yersin benden söylemesi. (baattin bu aralar twitterdaki yeni favorim)
Şimdilik bu kadar canlarım.
Öperim, mutlu kalın J

25 Nisan 2013 Perşembe

Aykızdan Nağmeler volume-2


Merhaba Venüs’ ün Aynası okurları. Bendeniz Aykız. Sizlere daha önceden de yazmıştım, yine yazasım geldi. Biliyorsunuz biz (kızlar) bir araya geldik mi bize her yer Paris =) Geçenlerde yine eğlencenin dibi bir organizasyon gerçekleştirdik. Bu sefer ki konsept sadece kızlar değildi. Eğlencelerin vazgeçilmez ismi Ortam İnsanı Tuğçe, Tatlişko Koray, Adamın dibi Oktay, Aşkta rotayı bi türlü tutturamamış arkadaşım Duygu, Duygu’ nun o zaman new şimdi ex olan fanfinisi Orkun, Orkun’ un son derece kasıntı bi tip olduğunu düşündüğümüz kuzeni (adını hatırlamıyorum), mikemmel dişlere sahip olmak adına 8 aylık acıya katlanmayı göze alan ve o günlerde tısssslayarak konuşan bi denecik Venüsüm , işleri hala düz gitmeyen Gülşah ve tabii ki deeee bendeniz Aykız süper bir gece geçirdik. Hazır toplanmışken Tuğçe’ nin de işe girişini kutladık. Kendisinden 35lik shot sözü de almayı ihmal etmedik hiihi =)
Gün Gülay’ ın evinde kahvaltıyla başladı. Sevgili arkadaşımız bizi sabah kahvaltıya çağırmıştı. Gözde ve Venüs her ne kadar evi bulma konusunda zorluk çekse de ( ki ben otobüs şüferinin onları bilerek durakta indirmediğini düşünüyorum ibnelik değil mi=) sonunda gelmeyi başardılar ve Gülaycımın hazırladığı mikemmel kahvaltıyı afiyetle yedik. Sonrasında Gülay’ ın planına göre mezdeke açıp yediklerimizi eritmek için  göbek atacaktık ama o kadar çok yedik ki göbekler fazlasıyla gerildi kendimizi koltuklara attık =) Vee veee 6 kızın bir araya geldiğinde yapmaktan çok zevk aldığı kahve faslına geçtik. Ortamda bide falcılar olunca oyy oyyy =) değişik kombinasyonlar yaparak fallarımızı da yorumlattıktan sonra evin yolunu tuttuk. Venüsüm yolda trafik yüzünden sinir krizi geçirmenin kıyısından döndü. Hatta öyle ki Yenibosnadan ‘hadi’ desem Bahçelievlere kadar koşarak gidebilirdik =) Neyseki eve ulaşmayı başardık ve gece için hazırlanmaya başladık. Hazırlanmaya başladık dediysem Venüs uyudu ben hazırlandım.
Gelgelelim akşama.. Toplanıp vazgeçilmez mekanımız Kino Gardena gittik. Siparişleri vericez Venüsten garsona doğru şöyle bi cümle çıktı ‘Simiynof nof vaa mı?’ adam anlamadı tabii 3 kez tekrarladı en sonunda ‘ Aykısss sen sssöyleymissssin bunda hep benim sssöyleyemediğim hafleey vaaaa’  =))
Sonunda 35 lik shot almaya karar verdik her zaman ki gibi. Burada da Venüsün shot içme performansı göz doldurdu. Minnacık bardağı yudum yudum içti kuzum yaaa =) Ah bu sırada Duygununkinin kasıntı kuzeni geldi ve merhaba dedikten sonra garsona söylediği ‘Canım ben bi sek viski alayım’ oldu. Viskisi geldi diğer cümlesi ‘Canım bi buz daha alabilir miyim?’. E haliyle adamın adı bizde kasıntı olarak kaldı. Gülşah ve Oktay’ ın shot performansından bahsetmek istemiyorum bile zem zem olsa içmezler o kadar :P Koray yine tüm albenisiyle dikkatleri çekmekte başarılıydı. Hafiften demlendikten sonra Olimpia ‘ya dans etmeye gittik. Ahh Ahh o içilenler dans ederken içerde çalkalanıyor ya daha bi etkili oluyor işte o zaman =) Olimpia defteri bizde o gece kapandı ama masamıza söylemediğimiz halde gelen kova kova biralar yüzünden hayvani hesap ödemek zorunda kaldık. Mekandan ayrılırken masanın üzerinde hala dolu şişeler vardı bu da mide yani sünger değil =) What happens in Olimpia stays in Olimpia demek isterdim ama dayanamayıp anlatacağım tabii.
Hopladık zıpladık eğlendik eve gitme vakti geldi ama gitmeden bişiler yiyelim dedik ve ıslak hamburger hüpletmeye başladık. Hesabı ödeyeceğiz anam o ne! Cüzdanım çantamda yok! İlk aklımıza gelen Olimpia oldu. Koray, Tuğçe, ben koştur koştur yola koyulduk. Galatasaray Lisesini tam geçtik ki Koray’ın ‘Gökhaaaaan’ diyerek birinin boğazına atladığını gördüm. Enem  bi sarıldı çocuğa koydu kafayı omzuna bırakmıyor. İki adam sarıldı duruyor yol ortasında. ‘Tamam yeter bu kadar ayrılın’ diyip Korayı çektim aldım. Olimpia ya ulaştık ama Koray tabii büyük aşkını görmenin getirdiği şapşallıkla saçmalamaya ağlak ağlak sesler çıkarmaya başladı. Vel-hasıl cüzdanımı buldum adamlar girer girmez çıkarıp verdiler ama sağolsunlar içini boşaltmışlar. Giden parada değilim ehliyet, kartlar vs vardı içinde onları tekrar çıkarmak işkence olacaktı. Tam olimpia dan çıktık kiiii Koray çat bayıldı. Tuğçeyle kalakaldık kalk yavrum kalk çocuğum diyoruz yok. O sırada yoldan geçen hırbonun biri parmaklayın anca kendine gelir dedi. Bunu söylerken ki amacı kusturun manasındamıydı yoksaaa başka bişi miydim bilemem ama Tuğçe terbiyesiiiiiz diye çemkirmekten kendini alamadı. O sırada adamın dibi Oktay geldi yanımıza Koray da kendine geldi ve geri dönmeye başladık. Koray yolda ağlak sesiyle Gökhana olan aşkından saçmalamaya devam etti. Konuşamalar aynen şöyle:
K:Benim için gelmiş Aykız, onu gördün mü benim için gelmiş
A: Saçmalama Koray adamla tesadüfen karşılaştık bi saçmalama da yürü
K:Seni hiç affetmicem Aykız beni neden çekip aldın kollarından
A: Haspinallah! Yürü bebeğim ağlama bak oldu bi boktan tesadüf.
Aykızdan istediği cümleleri duyamayan Koray Tuğçeye döndü:
K: Benim için giyinmiş Tuğçe benim için gördün mü çok yakışıklı olmuş
T: Çıplak mı gelecekti Koray !?!!
Koray baktı ki olmuyor sustu..
Meydan da ekibin geri kalanıyla buluştuk. Oktay gelmeden Venüsü taksiyle evine yollamış taksinin plakasının da fotoğrafını çekmiş. Boşuna adamın dibi demiyorum arkadaşıma. Kasıntı kuzen arabayla gelmiş onu bekliyoruz, Duygu çat birine çarptı kadın bi döndü ki; TRO. Duygu ne dese bilemedi ağzından sadece şu cümle döküldü’ aa şey pardon, kolay gelsiiin’. Kasıntı kamil geldi araba normal küçük bi araba hepimiz tıkıştık içine düşünün Oktay Korayın kucağında ahahah =) Oktay çocuğu ezmekten korktu ve yer değiştirdiler. Yolda Koray yüzünden tekrar Gökhanı aradı Duygu ayy neler neler. Böyle aşkın ızdırabına…. diyesi geliyor insanın. Bi şekilde eve ulaştık. Oktayın geceye damgasını vuran espirisi geldi ‘oo Koray hadi yine iyisin ilk millini oldun’, Koray kendisinden hiç beklenmeyecek bir tarzda ‘hatırlatırım ilk sen benim kucağımdaydın’ diyerek Oktayın lafını azğına tıktı. 
Bir cumartesi geçeside bol maceralı bir şekilde böyle sona erdi =)

Aykız..

9 Nisan 2013 Salı

Bahar gelsin artık!


Bu mevsime bu havalar hiç yakışmıyor; üşütmeden esen rüzgarı, rüzgarda uçuşan eteklerimi zaptetmeye çalışmayı, içimi ısıtan güneşi, deri ceketleri, bez ayakkabılarımı, pazar kahvaltılarını, üşüyerek denize girmeyi, sahilde saatlerce yürüyüşler yapmayı, patlayana kadar dondurma yemeyi, saatin kaç olduğuna aldırmadan dışarı çıkmayı, adalarda bisiklete binmeyi, yazlık kaçamaklarını ve şuan hatırlayamadığım ama beni mutlu eden en küçük şeyleri bile yapmayı çok özledim. 
Geçen sene bu zamanlardaki en büyük motivasyon kaynağımız Fethiye tatiliydi. Gerçi dürüst davranmak gerekirse, tatille motive olabilen bir insan değilim. Hatta tatile gidemeyeceğimi bildiğim zamanlarda çok daha performanslı çalışıyorum. Kafamı kurcalayan tatil öncesi hazırlıkları ve tatil sonrası rehaveti abartısız 1 ayıma maloluyor=))
Aslında anlatabileceğim yeni şeyler yok. Son 1 aydır hayatımdaki en büyük atraksiyon korkulu rüyam olan 4 adet yirmilik dişimin çekilmiş olması. Öyle ki artık her hafta diş doktoruna gitmezsem bana bir şey olucak hastalığına yakalandım sanırım, başka türlü içim rahat etmiyor. Yarın da sadece ama sadece 1 dişim yüzünden tel taktırmaya gidiyorum :S Neyse ki doktorum çok sevimli ve neyse ki teller yalnızca sekiz ay kalacak, ondan sonra bembeyaz dişler sağlıklı gülüşler reklamının kendi sosyal çevremdeki örneği olarak dolaşırım artık.
Diş çektirme maceralarım dışında son 5 haftaya sığdırdığım, 3 adet nişan 1 adet düğün aktiviteleri hayatımın çoktan bir parçası oldular. Geçtiğimiz haftaya denk gelen nişan ve düğünden sonra, bu haftasonumun GERÇEKTEN bomboş olmasının yarattığı panik havasından nasıl sıyrılıcam bilmiyorum=)) Yanlış anlaşılmasın şikayetçi falan değilim, aksine sevdiğim insanları evli, mutlu, hatta ilerleyen dönemde çocuklu görecek olmak inanılmaz keyifli bir şey hatta. Darısı tüm çiftlerin başına, hiç kimse yalnız kalmasın. Birini sevmek çok güzel bir şey değil mi sizce de?? Bence öyle, çok güzel çok özel bir duygu <3 
Biz sevgilimle nişan düğün gezip, hayatın huzurlu ama sıradan kollarına kendimizi bırakmışken; kanı kaynayan gençler boş durmadı tabii ki. Genç erkeklerin kalbini çalıp, sonradan girdiği tripler üzerine kitap yazabileceğim bebitom Gülşahın maceralarını anlatmaktı aslında bugün niyetim ama bunun için girdiği ağır depresyondan çıkmasını beklemem gerekecek =)))))  Bu hikayeden tarafların çıkarabileceği çok fazla ders var, devir taktik devri. Kararında taktik ve kuul tavırlarınızdan da ödün vermediğiniz sürece skor sizindir! Şimdilik susuyorum, fakat en yakın zamanda yine bu platformda “gülşahın işlerinin neden düz gitmediğini” açıklayacağım=))
Bunun dışında bu haftasonunu dört gözle bekliyorum, bir sürü bir sürü plan yaptım. Gülayın kahvaltısıyla başlayacak cumartesi gününden beklentim büyük, resimlerde gördüğümüz marifetler diyetleri bozduracak. Bir gece öncesinden hiç bir şey yemeyip, ertesi gün herşeyden ama herşeyden yemek istiyorum. Haftasonu kahvaltılarını öylesine özledim, öyle de aç gözlüyüm=)) Kahvaltıdan sonra deliler gibi alış veriş yapmayı, sonra sevgilimle deniz havası almayı planlıyorum.
Bu akşamdan itibaren ertelediğim tüm planları birer birer gerçekleştirmeye başlıyorum. Başlangıç noktası ailem=) Bu akşam terfimi kutlamak için onları Samatya’da yemeğe götürüyorum. Kardeşim tüm gün bir şey yemeyip aç gelicekmiş=))Takip eden günlerde Neşemle dedikodu yapmak, Burcuyla gelinlik bakmak, kızlarla patlarcasına yemek yemek, Paçozla alışverişe çıkmak, lise arkadaşlarımla buluşup saçma sapan şeylere gülmek, canımın her istediği anda sevgilimi görebilmek istiyorum.
İnsanın özleyebileceği kişilerin olması çok güzel!
Venüs kaçar, öperim=)