30 Ocak 2012 Pazartesi

kadınlar dedikoducu?? erkekler sapık??

dün akşam paçoz ve onur bendeydi, evimde bi ömür boyu ağırlamaktan sıkılmayacağım iki adet dünya tatlısı kişilik=)paçoza kahve falı sözüm vardı, başlangıçta her ne kadar onur falı sabote etse de sonradan benim efsunlu tarafım onu da etkiledi ve çok pişman oldu fincanını yıkadığı için ama yüz vermedim, şu hayatta prensiplerimi hep birinci planda tutmuşumdur=)) ilerleyen dakikalarda onurun sıkıntısı pişmanlığından ağır basmış olucak ki siz şu fal faslını bitirin ben içerde bekliorum sizi diyerek kendini salona attı ki bu anlayışı ona pahalıya mal oldu. Gördüğüm her nesneyi 30 kere yorumlamaya, her yuvarlağı bi surata benzetmeye çalışarak olayın iice suyunu çıkardım. Deniz’de olayın büyüsüne kaptırdı kendini sorular soruo falan.. Onur işte tam böle bi dakikada “anlaşıldı fal bitti dedikodu kısmı başladı” diyerek  yakaladı bizi=)) fal kısmının bittiği doğruydu evet, ama tabikide altta kalmamak adına çemkirmeye başladım “hiçte dedikodu yapmıoruz, hem dedikodu olması için başkalarının hakkında konuşuo olmamız lazımdı ki biz tamamen kendi özelimizi masaya yatırmış durumdayız, hem siz erkekler var ya benim diyen kızdan daha çok dedikodu yapıosunuz ”die. Onurcum bu tezimi çürütme çabasına hiç girmeyip beni onaylarak çok farklı bi şekilde karşı atağa geçti “evt erkekler kızlardan daha çok dedikodu yapıolar ama artık kızlarda erkeklerden daha sapık,  yani beş kız bi araya geldiğinde ne tarz bi muabbet dönüo hep çok merak ediorum” dedi. Ben  direk koptum zaten, ve bir film şeridi gibi iki hafta önce beş kız salonda otururken çevirdiğimiz sohbetler aklıma geldi=))
Artık kadınların aklı bi tek dedikodu yapmaya, erkeklerin aklıda sapıklığa  çalışır die bişey yok gençler. Her iki tarafında kafası, her ikisine de çok güzel basıo emin  olun! Ama şöylede bi gerçek var erkekler yine de her iki konuda da kadınları suya götürür susuz getirir yani=)- ki bunu yalnızca bu iki platformda yapabilirler çünkü, bi kadın eğer isterse bırak susuz getirmeyi su kenarına gittiğini unutturur karşı cinse, bu erkeklerin saflığından deil kadınların zekasından kaynaklanıo kesinlikle=)) – Bunu çok basit bi örnekle açıklıyım mesela..Geçen hafta Çarşamba canım arkadaşlarım lise tayfamla buluştuk demiştim,oturuoruz bi mekanda keyfimiz gayet yerinde,  Ouz’un  “500 erkek bi araya gelince napar” anılarını dinleyip geyik çevirioruz. Çapraz masamızda oturanda üç tane bayan vardı,  Ouz bizi daha çok güldürmek için şimdi biri wc ye gitsin peşinden gitcem onu yapcam bunu yapcam deyip duruo, tabiki de yapcağından deil asla yapmaz ama sonuçta kaç yıldan beri tanıdığım iyi niyetinden asla şüphe etmeyeceğim insanlar bile bu tarz muabbetler çevirio,  ister istemez düşünüorum acaba bi yere gittiğimde benim arkamdan tanımadığım insanlar kim bilir neler konuşuolardır die, ki o günde kırmızı bi pantolon giymiştim, heralde bi kız grubumla oturuo olsaydım orda “kırmızı pantolonlu kız var ya… “ die neler sölerlerdi hakkımda. İşte bu sebepten ötürü erkekler çok sapık, yani biz kıza kıza bi yere çıktığımızda gerçekten eğlenmek niyetiyle gidioruz, birilerinin avı olmak için deil! Lütfen bu  tarz “öküz”lerden olmayın beyler! Tabi şu konuda dürüst davranmakta fayda var, bizimde ilgimizi çeken cool tipler oluo kimi zaman ama “çok taş çocukmuş, ayyy ne karizmatik şuna bak…” dioruz hepsi bu kadar!! Yani abartan hatunlarda vardır illaki ama  benim için bu kadar en azından daha fazlasını basit buluorum çünkü!! Tanrım nolur bu konularda böle konuşuorum die beni bi gece klübünde tanıştığım bi adama aşık olmakla cezalandırma!
Gecenin mesajını verip konuyu daha fazla dağıtmayalım ,beyler  etrafta ağır sapık gibi dolaşıp sürekli dedikodu yapmayın!=))Neyse çok ileri gidip bu yazıyı okuycakları da fazla kızdırmıyım. Artık uyku vaktim geldi çokta geç oldu zaten , iki günden beri çok yoruluyorum sa iki olmuş yarın sabah bu saate kadar oturduğum için çok kızıcam kendime kesin!
Kar günlerdir durmaksızın yağıo davutpaşada fen edebiyat fakultesının arka tarafındaki büyük bahçeyi görmek isterdim, ne kadar güzel olmuştur şimdi. Eğer yarın okula gitcek olsaydım sabah istediğim saatte kalkar, keyifle kahvaltı yapar ve sonrasında karın tadını çıkartırdım ama yarın iş var!
Büyümek bazen çok zor gerçekten, özellikle benim gibi çocuk ruhlu insanlar için..
İİ uykular güzel rüyalar herkese- çok güzel bi gündü ben bugün kesin hayal ettiğim şeyleri görücem rüyamda!!-

25 Ocak 2012 Çarşamba

Bu günkü neşen CARTELden!

Bu sıra sosyal çevrem ve trafik durumuna göre değişen eve varış saatlerim hayatı algılayış tarzımda ciddi değişikler yaratmak üzere! En küçük bi latin ezgisi duyduğumda dans etmeye başlayıp, yıllardır tüm müzik ve eğlence anlayışımı bu platformda şekillendirmiş olan ben  ciddi sarsıntılar yaşıorum=))Gelelim beni bu noktaya getiren olaylar zincirine..
Volume 1: Bilindiği gibi geçen hafta cumartesi günü işyerinden arkadaşlarla hep beraber fasıla gittik ve gerçekten çok keyifli bi gece geçirdik, hayatımda hiç o kadar çok rakı içmedim heralde ki normalde beni acayip çarpmasına rağmen o gece cin gibiydim. Ortaköyün üst tarafında Garden 74 adında bir mekanda başlayan gecemiz Taksimde 80ler 90lar partisiyle sonlandı. Latin müziğine ve danslarına olan tutkum sevgili arkadaşlarım tarafından bilindiği için ne zaman türk sanat musikisinden eşsiz eserler tek bir ağızdan söylense benim boş boş etrafa baktığım farkediliodu. Baktım dakikalar geçio benim görünce havalara uçtuğum şopar orkestrası aynı hüzünlü havalarla devam, tabi o noktada isyanım en çok yanımda oturan Güngör’ü eğlendirdi. Bi de dalga geçio benimle senin latin kimliği yerle bir olcak die=))Nese sonrasında 9-8’lik havalarla devem ettiler ki bu kezde masadakilerin tepkisi sen latin danslarıyla uğraştığına eminmisin oldu. Gece sa 12’ye doğru fasıl eğlencemiz bitti ama kimsenin eve dönmeye niyeti yok, zaten daha önceden 80ler 90lar partisi için Taksimde yerimizi ayırtmıştık, direk oraya geçtik.  Eğlence dorukta herkes çılgınlar gibi dans edio falan çat birden cartel-bu arada şarkının adının cartel olduğunu sonradan öğrendim pazartesi gününe kadar cartel kartelaydı benim için- die bi şarkı çalmaya başladı ben tam kendi kendime ne anlamsız ne gereksiz bi şarkı die geçirirken bizim ekibin 85 ve öncesi doğumlu tayfası şarkıyı ezbere sölemeye başlamaz mı?? Rap parçanın öle hep bir ağızdan senkron ve hatasız bi şekilde sölenmesine mi şaşıyım şarkının sözlerine mi karar veremedim. Şarkının sözleri anlayabildiğim kadarıyla şöyle “gel gel kartelaya gel karteladakiler kan kardeşler…” , çokta çaktırmamakla birlikle iplik ve kardeşlik arasındaki bu çoşturan bağı çözmeye çalıştım ama olmadı, sonrasında da amaaan önemi de yok die üstünde durmadım,meğerse varmış!! Pazartesi Outlook üzerinden  haftasonu kritikleri yapılırken durumun ayrımına acı bi şekilde vardım=))
Göknur: Bnce çok iyi eğlendik =) Eve gittim saat 4 e çeyrek vardı ve kapıyı açamadım sarhoşluktan. Bi 5 dakka anahtarı kapıya denk getiremedim, diğer 5 dak ise anahtarı çevirmekle uğrastım.
Venüs: Bence de çok eğlenceliydi geceye dair en çok kartelamidir nedir o kaldı aklımda=) sarkıyıda hiç bilmiorum aslında
Emine: Ya çok eğlendik hakikaten bu arada CARTEL  o=) biz zaten Aytekinle baktık Güngör ve tabiki biz biliyorduk o şarkıyı sonra dedik 85 ve sonrası doğumluların bilmemesi normal sayılabilir
Güngör:Ahah evet yaa bitek biz söledik şarkıyı bnde fark ettim ama Venüs iyi bile dayandı bu kadarını beklemiyodum=)
Emine: Venüs ailesi burada olmasa daha da dayanırdı diye düşünüyorum ben, ya Cartel böyle bizim çocukluğumuzun ilk rap grubu olabilir ölmüştük o şarkı piyasaya çıktığında Almanca kısmını bile bilirdik yani o denli iyiydi o dönem
Erol: Erci e. , Karakan, cinai şebeke
Venüs:Ne bunlar??
Erol: Venüscum cartel bunlar işte, londrada falan  mı büyüdün sen ?
Venüs: Teşekkür ederim açıklama için çünkü gerçekten bilmiodum=))
Erol: Lütfen popüler kültürü takip edelim biraz :P halktan ol Venüs=)
Göknur:
“Zaytung haber: Yıllardır entelektüel filmler izleyip kitap okuyarak kendini geliştiren genç, bir gece flash tv izlemesiyle yıllardır biriktirdiği entelektüel birikimini kaybetti .”
Venüs’e  uyarlanışı : Yıllardır Latin müzikleri ve danslarıyla adını Latin dünyasında duyuran genç, bir gece arkadaşlarının ısrarıyla gittiği partide cartelle tanışmasıyla hayatın anlamını keşfetti=)
Venüs: Bu vb bilmem gereken daha neler var soleyin o zaman kendimi sığ hissettim=))
Göknur: Biz seni böle seviyoruz bebek=)
Emine: Arkadaşlar bize tavan yaptıran bu parçaları 2 günde unutmayalım lütfen =)
Volume2: Her gün en az 50 dakikamın eve dönüş yollarında geçtiğinin ve trafik, yağmur, kar etkenleriyle bu sürenin neredeyse 3 saate yakınsadığını belirtmiştim, dolayısıyla serviste geçirdiğim dakikalar  boyunca bıçkın şoförümüz Gökhan’ın seçtiği birbirinden manalı şarkılar psikolojimi yerle bir etmek üzere! Altındaki koskocaman Mercedes sprinteri mini Cooper çevikliğiyle kullanabilen, trafikteki tüm araçları makas delisi yaparken bi yandan telefonla konuşan ve aynı serilikle de radyo kanallarıyla oynayabilen enteresan bi kişilik Gökhan. Aslında sempatik bi insan kendisi, hatta bayanlar arasında şirket çalışanlarından biri olsaydı iiydi tarzında geyiklerde dönüo ama bendeki sempatisini sıfıra indirmiş durumda! Adam mütemadiyen radyo kanalları arasında gezinerek hep aynı şarkıları buluo yaa, bi eli direksiyonda bi eli devamlı radyonun kumandasında, resmen playlist oluşturdu bu şekilde! Şimdi playlisti oluşturan şarkılara geliorum:
-Rafet El Roman: Hep yanımda ol gecemde kal die ben yalvardım hep Tanrıya sen die
-Burcu Güneş :Bakacaksın arkaya ağlayacaksın oflaya oflaya
-Zakkum: Anason kokarken sofralar yaşlandırıyor beni aynalar
-Bülent Ersoy&Tarkan: Kor kor azgın yangınlarda can evim ciğerim yanıyor. –En korkunç olanıda bu bence!!
-Ayşe Özyılmazel: Arızalı kalpten arızalı ağlamalı göstermeden ağlamalı
-Mustafa Ceceli: Sensiz olmaz ki sensiz sana çok ihtiyacım var canım her solukta-Severek dinlediğim bu şarkıdan da nefret etmiş bulunuyorum!!
Nasıl yapıo bilmiorum ama her gün -sabah akşam- bu şarkılardan biriyle servise biniyorum ve yol boyunca bu şarkıların bazılarını ikişer üçer kere olmak üzere dinliyoruz bulana kadar tarıyo tüm kanalları , o kadar ki artık haftanın bi kaç günü misafir olarak gelen insanların bile dikkatini çekmiş!! Bu durum beni hakikaten çıldırtıcak , şarkıları her duyduğumda müzik zevkime bir reset atılıyomuş gibi gelio bana.Bu kadar çok dinledikçe de her gün bi tanesi takılıo dilimin ucuna Bi de Ayşe Özyılmazelin  “Arızalı” şarkısını gün içerisinde bi kaç kez de Emine’nin ağzından duyuyorum, uyuzluğuna söylüyo gözlerini süze süze=) Dün de Sinan twitterda “Serdar Ortaç” nefretini kusarken bende kendi isyanımı dile getirdim. Halime acıyarak “Yaradan başka dert vermesin hakkaten çok kötüymüş “die dalgasını geçerken müthiş bi öneri sundu bana, eğer Bülent Ersoy şarkısını dinlemek istemiosan şoföre “biliyomusun bu şarkıyı en çok gayler dinliomuş” de, dedi. Koptum resmen, çünkü bu Gökhan’ı can evinden vurmak demek, tabi senaryonun daha inandırıcı olması için bi kaç yancı daha bulmam gerekio ki şuan bile aklımda bi isim var=)
İşte böyle gençler el birliğiyle latin ezgisini unutturmaya çalışıolar bana ama latin camiasına dönüşüm muhteşem olucak, coming soon!!-umarım çok kısa zamanda bununla ilgili güzel bi başlık atarım buraya-
Çok uzun yazmışım yine, olay anlatmayı seviorum ben, ki bugünlerde bloğuma baya vakit ayırıyorum yazdıkça yazasım gelio, eee Alper Bey bi süre çemkirmezsiniz artık bu performansım karşısında=)
Artık Venüs kaçar!!mutlu kalın=)

kusura bakma cicim evleneceğim adam/kadın sen deilsin!

Ne zaman bu kadar büyüdüm farkedemiorum, en yakın arkadaşlarım birer birer nişanlanıo hatta evlilik hazırlığı falan yapanlar var şu sıra! Kendimi hayal dahi edemiorum öle bi curcunanın içinde, evlilik benim hiç alamayacağım çok radikal bi kararmış gibi gelio bana. Birini o kadar çok sevmek, her haliyle kabullenebilmek, onunla bi hayatı paylaşmak, bir sürü özveride bulunmak, aile olmaya çalışmak falan…Evlenmeye karar veren çiftlerin gerçekten o kadar içine siniomudur herşey die merak ederken birbirlerine nasıl baktıklarını görüyorum. İşte bu diyorum, seviolar  ve daha çok birlikte olmak istiolar ,  Daha çok birlikte olmak isteyince de evlenmeye karar veriolar. Aslında çok basit! Çevremde bu şekilde düşünerek evlilik, nişan  kararı alan arkadaşlarım konuya bakış açımı değiştiriolar farkında olmadan, mutlu çiftler görmek hoşuma gidio=)
Sadece nişanlananlar deil, bi de nişanlanmak evlenmek için deliren manyaklarla doldu etrafım=)) Mesela bugün şirkette oturuyoruz kızlarla saftiriğin biri “yaaa ben ne zaman evlenicem 26 yaşındayım, şimdi tanışsam bi sene,  evlenmeye karar versem bi sene, evlilik hazırlıkları bi sene,inanamıyorum yaaa ne kadar geç kaldım” demezmi. Tam saçmalama vs vs die söze başlıcaktım ki bi başkası “benimde şuan bi sevgilim var ama sanırım evleneceğim adam bu deil, bazı konularda hiç anlaşamıyoruz mesela annesi böle babası böle kendisi şöle…..” Şaskınlık içinde dinlemeye devam ederken bi başkası “o zaman ayrılmalısın mesela ben bundan sonra hayatıma birini alırsam o evleneceğim kişi olucak” diyerek tüm algılarımı alt üst etti yani!!! . Aynı durum erkekler içinde geçerli bu arada! Bu yazıyı okuyacak erkekler hiç havalara girmesin “ahahah kızlarda evlenmeye ne meraklı die” çünkü aynı mottoyu benimseyen erkek arkadaşlarımda var etrafımda. Gençler kendinize gelin yaa, ne bu evlenilcek adam, evlenilcek kadın muhabbetleri?? Zaten o bi yerde, zaten bi gün tanışcaksın yada zaten tanıyosun, zaten bi gün onun senin için doğru insan olduğunu anlıycaksın, zaten çok seversen, mutlu olup mutlu edebilirsen evlenmek isticeksin, bu kadar kasmak her ilişkide sanki evlilik için ön sözleşme imzalamaya çalışmak neden yaaa?? En güzeli hiç bunları düşünmeden bi ilişkiye başlamak, anı yaşamak bence..Çünkü bu tarz şeyleri düşünmeye başladığınızda baştan 2-0 geride, önyargılarla başlıosunuz herşeye. Sadece 3-5 eğlenceli saat geçirmek amacıyla bi ilişkiye başlayıp evlenen ve çok mutlu olan insanlarda yok mu var?? Sonuç olarak nasıl başladığı deil, nasıl devam ettiği, devam ederken ne hissettiğin önemli. Çok iyi hissetiğin çok sıradan bi anda belkide evliliği hayal ediceksin onunla, hiç aklında olmadığını zannederken hemde!! Benim için böle olucak en azından öyle hissediyorum, öle umuyorum=) Bu yüzdende daha ilk günden “kusura bakma cicim,sen evleneceğim adam/kadın deilsin “ muabbetlerini, eğer evlenilcek olan adam veya kadın olma şerefi bahşedildiyse de “hadi ama ne zaman evlenicez” triplerini  çok anlamsız buluyorum. Bu arada tüm bu atıflarımı insanların bi ilişkiye başlarken gidipte çok kel alaka birini bulmadığı teorisine dayandırıyorum. Sonra bana gelipte “Venüs ben aşık oldum herşeyi de oluruna bıraktım ama öğrendim ki alkol bağımlısıymış, eski sevgilisini unutamamış, aslında benden başka bi ilişkisi daha varmış…” vs vs vs.. tarzında saçmalıklarla gelmeyin, çünkü şu aşamada  bi ilişkiye başlarken yaşam standartlarınıza ve hayata bakış açışınıza uygun birine vakit ayırmanız gerektiğini bilecek kadar bilince sahip olduğunuzu düşünüorum=)
Benim için ufukta görünen bişey yok ama eğer yıllar sonrada yazmaya devam edio olursam, anlatıcak koskocaman bi hikayem olucak; nasıl tanıştığımızı,neler yaşadığımızı falan hepsini yazıcam burda! Yazmak, daha sonra geriye dönüp yazdıklarını okumak çok keyifli bişey bence. Ama şu dönemde  beklenti yüksek olmasın çünkü mütemadiyen aynı konularda gevezelik yapmaya devam edio olucam=) arkadaşlar,iş ortamı,sosyal aktiviteler,ilerleyen dönemde yüksek lisans vs vs vs. Hem bekarlık sultanlık die boşuna da dememişler dimi, uzunca bi süre daha sultan takılmakta fayda görüorum=))
Aaaa bu arada arkadaşlar demişken canım arkadaşım Ouz döndü askerden!!nasıl sevindim nasıl sevindim anlatamam, bide artık hep istanbulda olucak, Topuzcan da temmuzda gelio kısmetse oda burda iş bulucak, canım benim Türkerim 17 mayısta gelio !!–bi onu bi de kardeşimi böle beklicem sanırım zaten, geçen gün konuştuk telde sesi bi kötü gelio çok üzdü beni çok- Türkerde askerden buraya gelicek tabiki=) Geri kalan eküri biz zaten burdayız, çok seviniyorum lise ekürimiz tekrardan bir araya gelicek die çünkü bizim ekip gerçekten fenomendi!! Yarın Ouzcuğumla buluşucaz dönüşünü kutlıycaz,hafta içi olduğu için eküriyi toplamaya kasmıoruz bile nasıl olsa haftasonu tekrar toplanıcaz=) Hem Ouzla Cansuya duyurmadan başbaşa gecelere akma planlarımız var=)Onlarında ne sevimli bi ilişkisi var yaa,Ouz Cansunun doum gününü unutmuş askerde nasıl kendimi affetircem die düşünüp duruodu, nazar değmesin çok tatlılar.
Artık gitsem ii olucak daha ojelerimi silicem, yenilerini sürücem duş alıcam ertesi güne giyiceklerimi hazırlıycam falan falan. Zaten yeterince gergin ve sinir bozucu bi şekilde başladım haftaya, annem ödümü patlattı yine  böle sevimsiz konuları yazmayı hiç sevmiorum, neyseki herşey normale dönüo. En iisi yarını düşüniyim ben,  güzel bi duş alıp tüm kötü enerjiyi de üzerimden attıktan sonra da güzel bi uykuya dalıyım, belki güzel bi rüya da görürüm, hem belki rüyamda gördüğüm şey gerçek olur=)Olmaz die bişey yok olur mu olur! Zaten Ouz’dan  da“beni erkenden satmıcaksın bak çalışıosun die” talimatınıda aldıktan sonra bu gece erkenden uyumam farz oldu.
İi geceler herkese=)

20 Ocak 2012 Cuma

Evren!bi kaç tatlı süprize ihtiyacım var!



Şuan mesela beni çok heyecanlandırcak bişey olsa..Kalbim böyle yerinden çıkcakmış gibi atsa,midem bulansa falan.Akla ilk gelen şey aşk olsa da bu kez gerçekten adrenalinli atraksiyonlu bişeyler yapıp hayatımı renklendiresim var.Eee etraftan bi çaba göremeyince iş başa düşüyo ister istemez.Şu tarz şeyler olsa havalara uçabilirdim mesela:
-spontane gelişen bi Uludağ tatili..-paçoooz duy sesimi=)
- dehşet veren 3 boyutlu sinema keyfi..-paçoooz yine duy sesimi=)
 -yarışmalara hazırlanabileceğim yetenekli bi partner..
 -bi günlük sınırsız alışveriş özgürlüğü-aslında bi kaç sa bile yeterli olabilir=)
-uzaktaki kankilerden birinin istanbula gelmesi-pinaaaaaar duy sesimi
-Troya gösterisine first class iki kişilik bilet-tabi ücretsiz olmak şartıyla ve iki kişi çünkü en çok yanımda olmasını istediğim birinide götürebilmeliyim  bonus olarak.
-yakışıklı ve esprili bi hocayla yamaç paraşütü
-sabahlara kadar eğlenebilceğim konsept bi parti-herkes giyebilceği en çılgın kostümü giyicek
- falımda eli kulağında gerçekleşecek olup çok şaşırtcak olan sürpriz beni acayip heyecanlandırabilirdi.
Gectiğimiz Çarşamba günü şirketten yeni eküriyle fal baktırmaya gittik Taksime, elin gayı bildiğin deşifre etti tüm özel hayatımı, bi de ikide bir “nasıl ama biliyorum dimi” diye  sormaz  mı=)) “evet cicim biliosun deşifre ettin yani herşeyi”dedim, karşımda mest oluo ben öle dedikçe. Bi an onunla konuşurken acaba bizimi dinledi falan die bi endişeye kapıldım ki kızların yanına indiğimde ağzım bi karış açıktı hala. Neyse efendim sevgili falcımız hayatımı deşifre ettikten sonra kısa vadede gerçekleşecek  belli çıkarımlarda da bulundu. Çok yakın bi zamanda, çok düşündüğüm biri hiç beklemediğim bi sürpriz yapıcakmış  bana çok mutlu olucakmısım, çok afedersin de yanlış görüosun dememek için zor tuttum kendimi.o kiiiim sürpriz yapmak kim, neyse şu sıra beklemelerdeyim. Eli kulağında die bi kavram kullandı ki bu benım gibi bi insana hiç sölenmicek bi deyim. Yani benim için eli kulağında 5 bilemedin 10 dakika, öylesine nefret ederim bişeyleri ertelemekten. Ama yok yani çarşambadan bu yana kaç tane eli kulağında asır geçti benim için, sürpriz falan yok meydanda!! En sinir olduğum şey bişeyi yapmaya karar veripte uygun zaman angaryası altında beklemekte beklemek! Zaten yapmaya karar verdiysen uygun zaman gelmiştir, yeteri kadar düşünmüşsündür üstünde. Tabi herkes için böyle olmayabilir ama ben uyuzum işte. Hoş adam sürpriz yapmaya karar verdimi vermedimi ondan da emin deiliz yani,elin falcısının lafıyla oturup kalkmamak lazım=)Yanlış anlaşılmasın hiç bi zaman hayatımı fala göre şekillendiren gerizekalılardan olmadım ama bu kez duyduklarımda hoşuma gitmedi desem yalan sölemiş olurum. Onun bana bi sürpriz yapması fikri… bunun üzerine saatlerce düşünebilirim =)))sadece şaka!!=)Ama şu sıra sürprizlere ihtiyacım var hani olsa gerçekten hiç fena olmaz=) Birileri beni düşünüp benim için bişeyler yaptığında acayip mutlu oluyorum ben, hele sürprizlere bayılıyorum!
Ama hissediyorum bu sıralar güzel şeyler olucak, bende çevremdekileri şaşırtcak şeyler yapıcam=)Doğum günümüde az kaldı, belki o gün buraya bambaşka şeyler yazabilirim! Şimdi haftasonu etkinliklerine yoğunlaşmam lazım biraz,çoook işim var çok! Öncelikle evimi toplamalıyım ki haftasonu hayatımın tek gerçek aşkı-babam tabiki!- gelicek  laf etmesin=) Gerçi hiç kıyamaz hiç laf etmez ama olsun,canım ya bi de üzülüo çalışıyorum sabahları erken kalkıyorum yoruluyorum die=)Birazdan laptopu kapatıp bi güzel keyif yapıcam evimde, bu evi çok seviorum,dışarı baktığımda kendimi acayip  iyi hissetirio. Yarın sabah erkenden kalkıp koşuya çıkıcam sonra güzel bi kahvaltı yapıp süslenip püslenip atıcam kendimi dışarı. Önce kuaföre gidicem sonrada çok tehlikeli olarak sevimli kalmayı başarabilen eşşiz insan  emineyle buluşucam, özel işlerimiz var=)Apayrı rengarenk bi kişilik kendisi,acayip eğlenioruz birlikteyken! Sonrasında eve dönüp tekrardan hazırlanıcam akşamki fasıl için.Bu kez işyerinden karma bi eküriyle vur patlasın çal oynasın yapıcaz, gençlerin enerjisi çok yüksek kesin keyifli bi gece olucak! Pazar günüde babacığımla güzel bi kahvaltı yapıp yönetim kurulu toplantısına gidicez birlikte, sonrada paçozla buluşurum muhtelemen ki ona anlatcağım milyon tane şey olucak sanırım Pazar gününe kadar,  bu sefer aptallık yapmayıp direk evde veya dışarda sıcak bi yerde oturmamız konusunda gereken  önlemleri alıcam tabiki! Geçen akşam yolda biraz konuşalım derken birazı abartıp yarım sa yaptık, nasıl bi kar soğuğu var ve bizim apartmanın önünde dikiliyoruz mal mal=))allahım yaa nasıl bi kafa hali, artık parmaklarım uyuşmaya başlayınca ne kadar sürenin geçtiğini farkettim de yukarı çıktık, nasıl bi konuşmak siz düşünün yani. Yerim, seviorum kendisini çokça!
Bi dilek tuttum içimden, umarım gerçek olur çünkü bu sefer olursa çok daha özel çok daha değerli olucak benim için, biliyorum..
Artık Venüs kaçar, kalın sağlıcakla=)


14 Ocak 2012 Cumartesi

itiraf.com(=




Saatlerce susmadan anlatabilcek kadar çok şey var şuan aklımda! Zaman gerçekten bu kadar hızlı mı geçiyo yoksa ben mi farkedemiyorum henüz bu ayrımı yapamadım, umarım bu kez kafamdan geçen herşeyi yazabilcek kadar çok vaktim vardır, çünkü bu sefer her zamankinden farklı olarak son paragrafıda anlatmak istiyorum=) Lafı daha fazla uzatmayıp kafamdakileri bi sıraya koymaya çalışmadan  başlıyorum anlatmaya..
Venüs production hayatından son kesitleri gururla sunar=)
İşe başlayalı üç ayı geçti, sanırım zaman kavramını yitirmemdeki en etkili faktör bu oldu, çünkü şu kısacık  zaman diliminde bile  bundan sonraki hayatımın “deadline”lardan ibaret olduğunu anlamış oldum! Üç ay içinde pek sevgili yöneticilerime üç sunum yapmış olmakla kalmayıp, son sunumumu yapmadan bir önceki gün 3 şubat tarihine yetiştirmemiz gereken dev gibi projenin iki sorumlusundan biri olarak ismimi altın harflerle akıllara  yazdırmayı başardım! Özetle gençler proje bazlı işlerde çalışmak -yalnız 3 ayda mühendisliğin kitabını yazmış insan gibi tavsiyelerde vermeye başladım=)))-stres ve zaman kısıtı altında sistem sorunları sonsuza yakınsarken, algoritman her türlü detayı düşündüğünü sandığın son dakikada hata vermeye başladığında dahi beynine “sakin kalabilme” komutunu yollayıp hiçbişeyi çaktırmama yeteneğinizi max seviyede  geliştirmiş olmanıza bağlı. Üç aylık zaman diliminde sıklıkla tecrübe ettiğim şey bu oldu=) Tabi tüm bu stresi daha çekilir kılan dier parametre işe şirket personellerinin “iş analistlerine “bakış açısı ki, sorunları çözecek dâhiler muammelesi görüyoruz acayip hoşuma gidio=))Şaka bi yana işimi gerçekten çok seviorum ve iyi şeyler yaptıkça, sonuçları gördükçe daha da bi motive oluyorum. Tek sıkıntım sabahları 06:10’da güne merhaba deyip, akşam 19:15’te eve yetişio olmam! Ki bu iyimser saat, eve dönüş aralığım her ne kadar 19:15-19:30 dilimi arasında ağırlıklanıo olsa da sa 20:45 max değerine ulaştığımızda olmadı deil. Bunun dışında ki dier kazancım iş yerim sayesinde tanıdığım birbirinden tatlı insanlar oldu ki, bu da beni ayrıca mutlu eden bi durum. Dün akşam hepsi bendeydi, salonumdaki çakma Manhattan manzarası eşliğinde birbiri arkasına gelen itiraflar ilişkileri apayrı bi boyuta taşıdı=))İş hayatımla ilgili haberler böyle, zaten bu sıra olan pek çok deişiklik bu veya buna bağlı olan durumlarla ilgili…
Aslında düşündüğüm tek şeyin çalışma hayatım olduğuna şiddetle inandığım şu günlerde kendimi dinlediğim kısacık zaman dilimlerinde hem beynimden hem kalbimden geçen şeyler aynı. Bu konuyla ilgili kafamda milyon tane soru işareti var, bir sürü belirsizlik..
Belki de pişman olduğumu hissetmemek için bu kadar çok çalışıyorum, belki de geri dönemeyeceğimi bildiğim için, bilmiyorum. Ama kaçmaya, çıkış noktaları aramaya çalıştıkça köşeye sıkışıyorum.
Onu her gördüğüm an, okuduğum her mesaj, aklımda kalan tüm “acaba”lar içimdeki “o zamana” dönme isteğini şiddetle arttırıyo..
Bi tarafım bi adım atmaktan, kırmaktan kırılmaktan delice korkarken bi tarafım herşeyi göze almaya öylesine hazır ki bu dengesiz durum beni aptallaştırıo…
Bi gün arkamı dönüp giderken aniden vazgeçip sımsıkı sarılmak  istiyorum ona, ama sadece durup bakıyorum..
Öyle bi an gelio ki bazen  gözlerine bakmamak, ne düşündüğümü gizlemek için gereksiz bi çaba sarfederken buluyorum kendimi, bi kere baksam deşifre olucam çünkü ama bu beni mutlu edicek mi bilmiyorum..
Geçmişe dair bi sürü şey hatırlıyorum mesela yanındayken, tüm hatırladıklarımı anlatmak aklıma gelen her kelimeyi hiç düşünmekten söylemek istiyorum ona, ama susuyorum her defasında..
Anlatamadığım söyleyemediğim herşeyi bambaşka şeylerle  anlatmaya çalıştığımı farkediorum, beni dinlerken gözleri parlıo hep, o anlarda sadece yüzüne bakıp onu seyretmek istiyorum..
Yapamadığım şeyleri aslında kendim yapmış gibi ona anlatırken , şaşkınlık içinde “bunu gerçekten sen mi yaptın?” dediğinde masum masum aslında “ben deil annem yapmıştı” die itiraf etmeyi, ardından gelen “sende birazcık yalancılıkta var” cevabını seviyorum..
Akşam eve geldiğimde mesela “biliomusun bugün noldu die” mesaj atmak istiyorum ona, ama her aklımdan geçeni yapmadığım gibi bunu da ertelemeyi tercih ediyorum..
Şuana kadar çekilmiş tüm romantik komedi filmlerini beraber seyrederken “mutlu son” olucak mı die filmin suyunu çıkarmak söylenen her repliği tahmin etmeye çalışarak onu eğlendirmek istiyorum.
En çokta aklımdan geçen,yanımda olmasını en çok istediğim zamanlarda mucizevi bi şekilde çıkıp gelsin istiyorum..
İçimde olmasını istediğim bunun gibi yüzlerce şey var. Şuan evren bana tek bi şans verseydi eğer bi mucize yaratmak için, hiç düşünmeden diliyceğim tek şey bu olurdu..
o zaman bu şarkıyla sonlandıralım yazıyı=) http://fizy.com/#s/3r823u
Artık Venüs geçer fazlasıyla çenem düştü, seviorum hepinizi kalın sağlıcakla=)