Son iki hafta inanılmaz hızlı ve stresli geçti benim için, olağan tarzımın çok dışında arızalı, stresli ve huysuz birine dönüştüm. Sevgilime hazırladığım doğum günü sürprizi bi eğlence kaynağı olmaktan çok stres topuna dönüştürdü beni. Formatını benim hazırladığım bi kısa film çektirmek için “Burden Production” adlı firmayla anlaşmıştım, hatta ödemesini de peşinen yaparak(bu arada fırsat sitesinden almadığımı da belirtmem de fayda var). İlk günlerde “aşkla kalın” diye sevimli sevimli telefonu kapatan Deniz bey- şirketin sahibi- resmen kabusum oldu. Yaptığımız anlaşmaya göre benim yazdığım diyaloglar üzerinde yaklaşık 10-12 dakikalık bi kısa film çekilecek, doğum gününden iki gün önce bana gönderilecek ve eğer beğenmediğim yerler olursa değişiklikler yapılarak son hali bana teslim edilecekti. Sonrasında da çekimlere benimde katılmamı önerdi, bu parlak fikri kabul edip daha da bi olaya kaptırdım kendimi, oturdum yeni diyaloglar yazdım beybito Gülşahla değişik konseptler üzerinde tartışıp Cuma gününe hazırlandık.Çekimin yapılacağı gün bekle bekle adamlardan haber yok, saat beşe doğru aradım “aaa Venüs hanım size haber vermediler mi bilmem ne sebebiyle çekiminiz iptal edildi” dedi. Sinir oldum ama hanımefendiliğimi bozmayıp ertesi güne alınmasını talep ettim.Tüm haftasonu planımın içinde ettiği yetmezmiş gibi, sanki bir lütufmuş gibi ertesi güne istediğim saate çekimi ayarlayacağını ve benimle mutlaka iletişime geçeceğini söyledi. Ertesi gün adamı heralde 10 kere aradıktan sonra telefonu açma zahmetinde bulundu- üstelik beni sa onda arayın demesine rağmen- Neymiş efendim radyo programı varmışta çok yoğunmuşta bilmem neymişte vs vs…İşine o kadar saygısı olmayan ve müşteri memnuniyetini öylesine takmayan bir adam ki, arayamadığı veya mesaj atmadığı için özür dilemek yerine gayet sinir bozucu tarzıyla konuşmaya devem etti. Yine bi sinirlerim tepeme çıktı ama sesimi çıkarmadım, “bugün en geç saat üçe kadar size mesajla haber vericekler çekim saatinizi” dedikten sonrada mesajın gelmemesi üzerine artık sinirlerim kontrol edilemez haldeydi. Saat üçü geçtikten sonra tekrar aramam üzerine mesajı gönderdi ve çekim ekibini aradım. Deniz bana telefonda saat beşe doğru çekimi gerçekleştirebileceğimizi söylerken, çekim ekibinin bu durumdan haberi daha yoktu!! Neyse adama derdimi anlattım gelebilecekleri en erken saatte gelmeye çalışcaklarını söyledi.Tüm cumartesi programımın içine edildikten sonra sinirlerim tavan yapmış bi şekilde çekimi tamamlamayı başardık.Oh sonunda rahatladım artık Çarşamba günü kesin elimde olur derken daha sinir bozucu ve stresli bi süreç başladı. Tabiki Çarşamba günü video elimde olmadı, defalarca aramalarım sonunda telefonu açma zahmetinde bulunan Deniz özür dileme gereği dahi duymadan “Venüs hanım Venüs hanım endişelenmenize gerek yok biz ayda 3000 tane film çekiyoruz yarın kesin elinizde olucak teknik arızadan dolayı ilerleyemiyoruz, internet bağlantımız çok yavaş” diye zırvalamaya başladı. Kendime şaşıracağım derecede sakin kalmayı başararak telefonu kapattım, tahmin edilebileceği üzere Perşembe günüde videoyu göndermediler. Tüm bunlar olup biterken bi kere dahi mail veya telefon yoluyla haber vermeyip, aksaklık konusunda bilgi vermediklerini söylememe gerek yok heralde! Anlayamadığım tarafta işlerini internet üzerinden yapan bir firmanın üç gün boyunca internet bağlantısıyla ilgili sıkıntı yaşaması!!Artık umudu kesip hatta dolandırıldığımı falan düşünüp adamı o sinirle aradım, doğumgününden iki gün önce gelcek video hala piyasada yok, sinir katsayım max düzeyde ama adam benden gergin, “sizin iş ahlakınızdan şüphe duymaya başlıyorum artık hiç bişey söylediğiniz gibi olmadı deyince” önce adamla şiddetli bi tartışma yaşadık.Sanki çok haklıymış gibi "siz bana ne demeye çalışıyorsunuz "diye çemkirmeye başladı. Yine özür dilemek yerine "isterseniz paranızı geri gönderebilirim, bu şekilde bi lafı bana nasıl söylersiniz"lerle devam eden konuşmamız en sonunda gün içerisinde videoyu göndereceklerini söylemesiyle sonlandı. Lütfedip akşam sa altı buçuğa doğru videoyu gönderebildiler. Kendim izlemeden direk sevgilime gönderdim, zaten izlesemde sonucun ne derece beni tatmin edeceği yaşadığım onca sinir harbinden sonra çokta umrumda değildi. Arayıp” sevgilim bana bi mail geldi ama yoldayım bakamıyorum, sana yönlendirdim sen bakarmısın benim yerime” bahanesiyle aradım, mail açtığı andaki ilk tepkisi “manyaksın sen” demek oldu. –erkekler ve sevinme replikleri- Ne düşündüğünü söyleyememe şaşırıp kalma, kahkahalarla gülme durumları falan=)
O an çok mutlu olmamıza acayip eğlenmemize rağmen, videoyu izlediğimde benim yazdığım diyalogların dışında kendilerinin koyduğu yörük şiir ve şarkıları, klarnet sesini duyunca şok oldum. Sevgilim “herşeyi sen mi yazdın tatlım, son şiir biraz yörük geldi bana” deyince hafiften bozulup çaktırmamıştım ama ne demek istediğini izlediğimde anladım. Videonun sadece bir kaç dakikalık kısmı istediğim gibi olmuştu, geri kalan kısmında kendilerinin daha önce çektikleri ve her şeye uyarlanabilecek cümlelerle tamamlamışlardı. Özellikle yaklaşık dört dakika süren "seninle yaşlanalım" mesajı veren çizgi film en saçma sapan kısmıydı. Benim seçtiğim şarkının dışında, nefret ettiğim Yusuf Güney'in bi şarkısını arka plana yerleştirmeleri de beni şoka sokan diğer saçmalıklar arasında. Bi daha Burden Production mı ASLA! Umarım yazımı pek çok insan okurda, ne tarz bir kurum olduklarını anlarlar. Ben böyle sorumsuzluk böyle disiplinsizlik görmedim, zaten ekşi sözlükte de yazıcam bunu!
Yazıyı okuyup sosyal medyada paylaşan olursa çok sevinirim, 1 kişi fazladan nasıl bi organizasyon olduklarını öğrenirse kardır benim için!
Yazıyı okuyup sosyal medyada paylaşan olursa çok sevinirim, 1 kişi fazladan nasıl bi organizasyon olduklarını öğrenirse kardır benim için!



