31 Ağustos 2012 Cuma

Burden Production faciası

Son iki hafta inanılmaz hızlı ve stresli geçti benim için, olağan tarzımın çok dışında arızalı, stresli ve huysuz birine dönüştüm. Sevgilime hazırladığım doğum günü sürprizi bi eğlence kaynağı olmaktan çok stres topuna dönüştürdü beni. Formatını benim hazırladığım bi kısa film çektirmek için “Burden Production” adlı  firmayla anlaşmıştım, hatta ödemesini de peşinen yaparak(bu arada fırsat sitesinden almadığımı da belirtmem de fayda var). İlk günlerde “aşkla kalın” diye sevimli sevimli telefonu kapatan Deniz bey- şirketin sahibi- resmen kabusum oldu. Yaptığımız anlaşmaya göre benim yazdığım diyaloglar üzerinde yaklaşık 10-12 dakikalık bi kısa film çekilecek, doğum gününden iki gün önce bana gönderilecek ve eğer beğenmediğim yerler olursa değişiklikler yapılarak son hali bana teslim edilecekti. Sonrasında da çekimlere benimde katılmamı önerdi, bu parlak fikri kabul edip daha da bi olaya kaptırdım kendimi, oturdum yeni diyaloglar yazdım beybito Gülşahla değişik konseptler üzerinde tartışıp Cuma gününe hazırlandık.Çekimin yapılacağı gün bekle bekle adamlardan haber yok, saat beşe doğru aradım “aaa Venüs hanım size haber vermediler mi bilmem ne sebebiyle çekiminiz iptal edildi” dedi. Sinir oldum ama hanımefendiliğimi bozmayıp ertesi güne alınmasını talep ettim.Tüm haftasonu planımın içinde ettiği yetmezmiş gibi, sanki bir lütufmuş gibi ertesi güne istediğim saate çekimi ayarlayacağını ve benimle mutlaka iletişime geçeceğini söyledi. Ertesi gün adamı heralde 10 kere aradıktan sonra telefonu açma zahmetinde bulundu- üstelik beni sa onda arayın demesine rağmen- Neymiş efendim radyo programı varmışta çok yoğunmuşta bilmem neymişte vs vs…İşine o kadar saygısı olmayan ve müşteri memnuniyetini öylesine takmayan bir adam ki, arayamadığı veya mesaj atmadığı için özür dilemek yerine gayet sinir bozucu tarzıyla konuşmaya devem etti. Yine bi sinirlerim tepeme çıktı ama sesimi çıkarmadım, “bugün en geç saat üçe kadar size mesajla haber vericekler çekim saatinizi” dedikten sonrada mesajın gelmemesi üzerine  artık sinirlerim kontrol edilemez haldeydi. Saat üçü geçtikten sonra tekrar aramam üzerine mesajı gönderdi ve çekim ekibini aradım. Deniz bana telefonda saat beşe doğru çekimi gerçekleştirebileceğimizi söylerken, çekim ekibinin bu durumdan haberi daha yoktu!! Neyse adama derdimi anlattım gelebilecekleri en erken saatte gelmeye çalışcaklarını söyledi.Tüm cumartesi programımın içine edildikten sonra sinirlerim tavan yapmış bi şekilde çekimi tamamlamayı başardık.Oh sonunda rahatladım artık Çarşamba günü kesin elimde olur derken daha sinir bozucu ve stresli bi süreç başladı. Tabiki Çarşamba günü video elimde olmadı, defalarca aramalarım sonunda telefonu açma zahmetinde bulunan Deniz özür dileme gereği dahi duymadan “Venüs hanım  Venüs hanım endişelenmenize gerek yok biz ayda 3000 tane film çekiyoruz yarın kesin elinizde olucak teknik arızadan dolayı ilerleyemiyoruz, internet bağlantımız çok yavaş” diye zırvalamaya başladı. Kendime şaşıracağım derecede sakin kalmayı başararak telefonu kapattım, tahmin edilebileceği üzere Perşembe günüde videoyu göndermediler. Tüm bunlar olup biterken bi kere dahi mail veya telefon yoluyla haber vermeyip, aksaklık konusunda bilgi vermediklerini söylememe gerek yok heralde! Anlayamadığım tarafta işlerini internet üzerinden yapan bir firmanın üç gün boyunca internet bağlantısıyla ilgili sıkıntı yaşaması!!Artık umudu kesip hatta dolandırıldığımı falan düşünüp adamı o sinirle aradım, doğumgününden iki gün önce gelcek video hala piyasada yok, sinir katsayım max düzeyde ama adam benden gergin, “sizin iş ahlakınızdan şüphe duymaya başlıyorum artık hiç bişey söylediğiniz gibi olmadı deyince” önce adamla şiddetli bi tartışma yaşadık.Sanki çok haklıymış gibi "siz bana ne demeye çalışıyorsunuz "diye çemkirmeye başladı. Yine özür dilemek yerine "isterseniz paranızı geri gönderebilirim, bu şekilde bi lafı bana nasıl söylersiniz"lerle devam eden konuşmamız en sonunda gün içerisinde videoyu göndereceklerini söylemesiyle sonlandı. Lütfedip akşam sa altı buçuğa doğru videoyu gönderebildiler. Kendim izlemeden direk sevgilime gönderdim, zaten izlesemde sonucun ne derece beni tatmin edeceği yaşadığım onca sinir harbinden sonra çokta umrumda değildi. Arayıp” sevgilim bana bi mail geldi ama yoldayım bakamıyorum, sana yönlendirdim sen bakarmısın benim yerime” bahanesiyle aradım, mail açtığı andaki ilk tepkisi “manyaksın sen” demek oldu. –erkekler ve sevinme replikleri-  Ne düşündüğünü söyleyememe şaşırıp kalma, kahkahalarla gülme durumları falan=) 
O an çok mutlu olmamıza acayip eğlenmemize rağmen, videoyu izlediğimde benim yazdığım diyalogların dışında kendilerinin koyduğu yörük şiir ve şarkıları, klarnet sesini duyunca şok oldum. Sevgilim “herşeyi sen mi yazdın tatlım, son şiir biraz yörük geldi bana” deyince hafiften bozulup çaktırmamıştım ama ne demek istediğini izlediğimde anladım. Videonun sadece bir kaç dakikalık kısmı istediğim gibi olmuştu, geri kalan kısmında kendilerinin daha önce çektikleri ve her şeye uyarlanabilecek  cümlelerle tamamlamışlardı. Özellikle yaklaşık dört  dakika süren "seninle yaşlanalım" mesajı veren çizgi film en saçma sapan kısmıydı. Benim seçtiğim şarkının dışında, nefret ettiğim Yusuf Güney'in bi şarkısını arka plana yerleştirmeleri de beni şoka sokan diğer saçmalıklar arasında. Bi daha Burden Production mı ASLA! Umarım yazımı pek çok insan okurda, ne tarz bir kurum olduklarını anlarlar. Ben böyle sorumsuzluk böyle disiplinsizlik görmedim, zaten ekşi sözlükte de yazıcam bunu!

Yazıyı okuyup sosyal medyada paylaşan olursa çok sevinirim, 1 kişi fazladan nasıl bi organizasyon olduklarını öğrenirse kardır benim için!


7 Ağustos 2012 Salı

Just a note to say!











Veeee haftanın neredeyse ortasından herkese selam =)
Bu hafta çok ama çok heyecanlıyım, cumanın gelmesini adeta iple çekiyorum. Bi yerinde duramama hali, ya istediğim gibi olmazsa düşüncesinin yarattığı panik havası, esrarengiz olmaya çalışıp olamamalar, bu halimle eğlenip alay etmesi falan falan..=) Sürpriz yapmak,  sevdiğim birinin mutlu olduğunu görmek ne kadar keyifli bişeyse bu süreç boyunca herhangi bi ipucu vermeden  sessiz kalabilmek de bi o kadar eziyet benim için! Böyle durumlarda hiç renk vermeyen insanlara kimi zaman gıpta ediyorum. Mesela ben birine bi hediye aldım diyelim, illa o gün vermem lazım mümkün değil bekleyemiyorum. Ama bu kez sınırlarımı zorlamak konusunda kararlıyım! En iyisi bu konuda bi süre daha hiç konuşmamak;)
Cuma akşamı beybitom Gülşahlayız, daha geçen haftadan bu haftayı planladık ve kaçıncı kez planı revize ettik bilmiyorum=) Geceyle ilgili detaylar bi sonraki postta yer alıcak, şimdilik detay veremiyorum maalesef. Aylar önce yine bi gece Taksimdeyken karnımız ağrıyana kadar güldüğümüz o günü hatırladıkça hala kahkahalarla gülesim geliyor, hemen Cuma olsun. Dişi kaplanımız Emine’de “gelin oluyorum part 5749557854”  sayılı hazırlıklarından sıyrılıp nefes alabilirse eğlencemize dahil olucak=)
Cumartesi sabahı da erkenden kalkıp spora gitmek niyetindeyiz, bu ara sağlıklı yaşam, fit vücut, dengeli beslenme konusunda kafayı yemiş bulunuyoruz=) Serseri Gülşah application sekmesine bide spor modunu ekledi tam benlik oldu şuan. Cuma gecesi kaçta yatarsak yatalım ertesi sabah erkenden kalkılacak, hafif bir kahvaltının ardından doğru spora gidilecek. Hiç kaytarmadan yapılan 45 dakikalık cardionun ardından, fitness bölümüne geçilecek (herhangi bir grup dersi de olabilir) ve hemen ardından havuzda seri bi kaç tur attıktan sonra hamamda keyif yapıcaz=) Yenilenmiş ve parlamış bir şekilde salondan çıktıktan sonra akşamki iftar menüsünü nasıl rahatlıkla yerim o tartışılır. Akşamda Recep, cözde, tuçe, Gülşah, ben ve tabiki sevgilim spartacus hep beraber iftar yapıcaz, Allah affetsin oruç tutmuyoruz ama iftar yapıyoruz. Allah affetsin dedim yalnız, “bence bunun için günah yazmıyodur yüce tanrım” demedim. Buda beybitom Gülşaha dipnot olsun=)))
Cumartesi akşamı güzel bi kafade oturup oyun oynayasım var bide benim. 3-3 harika bi tabu iddiası dönebilir mesela, yada başka bi oyun. Bu ekibi seviyorum ne zaman bir araya gelsek acayip eğleniyoruz <3
Bu ara çok fena alışveriş yapasım var, eksiklerim tükenmiyor tükenmiyooooooor. Hiç sinirlenme Spartacus bu ihtiyaçlar belirli filtrelerden dolayı oluşuyoooooooooor =))
Yarın akşam şirketin motivasyon yemeği var, bana o kadar uzak ki acayip üşeniyorum, o kadar mesafe gittikten sonra motive olamam ki ben!  Hiç gitmeyip zaten zorlukla toparlamaya çalıştığım motivasyonumu hiç kışkırtmasam diyorum.
Kışkırtmak derken, Gülşahla adeta vitrine yapışırcasına baktığımız ayakkabılar %50 indirime girmiş, gözüme gözüme girsin diye de “ ikincisi 1 tl” diye kossskocaman yazı yapıştırmışlar cama. Her gün ordan geçip gözüm vitrine takılırken iradeli davranmak adına sarfettiğim çabayı görseniz “amaaaaan Venüs nolucak yani al bi tane daha, hemen bunlar çok güzelmiş” dersiniz. Dersiniz dimi gerçekten??
Gitme zamanı, Venüs için  yemek vakti=)






2 Ağustos 2012 Perşembe

=))

Enerjimin top noktasına ulaştığı seviyedeyim bugün, haftanın bitimine iki gün kala iş hayatına tekrar adapte olabildim. Güneş, kum, deniz, minik kaçamaklar falan derken İstanbul iyice çekilmez bi hal aldı benim için, Pazar günü yazlıktan adeta ağlamaklı döndüm buraya. Mızmızlanarak başladığım haftanın bitimine doğru keyfimin yerine gelmesindeki en büyük etken sevgilim Spartacusun sürprizi=) Bi kaç haftasonumuzun değişmez aktivitesi olan alışveriş turlarından sonra çaktırmadan yapmış olduğu analiz sonrasında çok sevimli bi kombin oluşturmuş. Bazen çok saf olduğumu düşünüyorum, hediyelerimi açarken sorduğu soruların hepsi teker teker aklıma geldi çünkü=)
Üç hafta önceki alışveriş günümüzden kesitler, bana ayakkabı bakarken:
S: 38 numaramı giyiyorsun canım sen?
V: Evet hayatım çoğunlukla 38, nineweste bazen 37,5 oluyor ama kalıpları küçük olanlarda 39 aldığımda oldu.
S: Conversede kaç numara giyiyorsun mesela?
V: 38
S:Kedsler peki?
V: (bide saf saf açıklama yapmaya devam ederek) Oda aynı, hatta son aldığım tommy ve sebagolarda 38.  Aaa çantalarda indirimde bi de çanta alsam mı acaba??
S: Hangisini beğendin, hangi renkleri seviyorsun??
V: Çantada renk takıntım yok aslında, ninewestin çoğu çantasını beğeniyorum.
S: Bence şimdi çanta alma, hem daha bikini falan alıcaksın onlara öncelik verelim.
Bu diyaloğun arkasından en azından ayakkabıyı almış olmanın mutluluğuyla mağazadan ayrılırken aklım hala çantalardaydı. Sonra sevgilim için yeni alternatifler oluşturmaya odaklandım. Kendisi tercihini basic model, slim fit düz renklerden( genelde siyah-gri-koyu yeşil-açık mavi) yana kullanır, illa o tişört kollarına oturacak belinden fazla potluk yapmıycak ve kaslı vucüt görünecek:P Beş yıldır tanıyorum üzerinde lacoste yaka tek bir tişört görmedim! Bende erkekte bu tarz tişörtleri çok severim, uzun ısrarlarıma dayanamayıp seçtiğim bi kaç tanesini denedi, sağına baktı soluna baktı, beğendi ama çaktırmıyor=)) Ben tabi verdim gazı “aaa sevgilime ne kadar çok yakıştı, kesin alalım bunları hem biraz değişiklik olsun, hem sende beğendin bence??”  cümleleri sonrasında biri daha gömlek tarzı iki adet lacoste yaka tişörtle soluğu kasada aldık. Mağazadan çıktığımızda beğendiğini itiraf ederken “ bu seçimleri senin yapmış olduğun hemen fark edilecek”diye eklemeyi unutmadı=)
Sonra şort ve terlik bulabilmek için epeyce dolaştık, gerçi alacağımız şeyi ben ilk görüşte bulmuş olsam da kendisi biraz daha gezip alternatif oluşturmak niyetindeydi. En sonunda “offf tamam en güzeli oydu, gidip en iyisi onu alalım” deyip şimdi şort ve terliği aldı. Tam kasada ödemeyi yaparken ben bi tanede ayakkabı beğenmiştim.
V: Sevgilim bak bu ayakkabılar çok güzelmiş, hem indirime girmiş bi denesene belki sonra alırız.
S: Yok tatlım nasıl olsa şimdi almıycam o yüzden denememe gerek yok, hem sana bikini alıcaz daha.
Görevli: Beyefendi deneyin siz isterseniz ödemenizi bekletebilirim.
S:Yok yok şimdi almıycam ödemeyi yapıyım ben.
V: Yaa dene işte belki ben sana alırım sonra en azından kaç numarasının olduğunu görmüş oluruz.
S: Peki tamam deniyim o zaman, hangisi olsun? Gerçi hiç giydiğim tarz bi şey de değil bu.
V: Çok güzel bunlar, şortların ve yeni aldığın mavi pantolonun altına çok güzel olur. Bak bu mavi ekose desenliyi dene bence.
S: Tamam bundan deneyelim. (bi kaç dakika sonra) Gerçekten çok güzel oldu, üstelik çok rahat ve fiyatıda uygun.
V: Bence alalım, bak geçen gün zarada beğendiğin kotu almadın pişman oldun bu da sonra öyle olucak benden söylemesi.
S: Tamam hadi bunlarıda alalım.
Görevli: Ben size ödemeyi bekletebilirim demiştim, şimdi bunun için sadece üç taksit yapabilirim.
S: İnanın almak gibi bi niyetim yoktu, neyse artık bu şekilde olsun.
Görevli: Beyfendi tecrübeyle sabittir, bayanlar bişeyi beğendiyse özellikle “hadi denesene” bi bakalım dediyse o ürün satılır. O yüzden size iki kere sordum hatta size=)
S: Tecrübeyle öğreniyoruz bana güzel bi ders oldu=)
V: =)))
Bu diyaloğun arkasından mağazadan ayrılırken sevgilim güzel şeyler alığı mutlu, çok para harcadığı için biraz şaşkındı. Ama şimdi ayakkabılarla ilgili memnuniyetini sıklıkla dile getiriyor;)
Sonrasında bana bikini bakmaya başladık ki, olayın en yıldırıcı kısmıydı sanırım. Bi insanın vucüdunda tek bi marka dışındaki tüm bikiniler mi bu kadar kötü durur. Bu dönem mali olarak epeyce bi açıldığım için daha ekonomik fiyatlı bikiniler almak niyetindeydim. Şuan aklıma gelmeyen pek çok markanın 50 tane bikinisini denedim sanırım, yok ama hiç birini beğenmiyoruz. Benim bikinideki olayım straplezdir, üçgen bikinilerle asla rahat edemiyorum. Arkadan bağlama olayından da hoşlanmıyorum illaki kopçalı olacak, bu bakımdan beğendiğimiz bazı modeller direk elemeye maruz kaldı zaten. Sonuç: zekinin giydiğim her modeli üzerimde harika dururken, diğerleri  ya yamuk ya geniş, ya başka bişey. En sonunda sevgilim bile en iyisi ordan alalım başka hiç biri o kadar güzel durmadı dedi=) Marin temalı çok tatlı bi bikini aldım, bu seneki kreasyon gerçekten çok başarılı, yaz sonunda kalan tüm 36 beden bikinileri almak niyetindeyim! Yedek bikini olarakta pentinin kırmızı straplez üst ve kırmızı altını aldım. Tabiki ucuz etin yahnisi olayından kopçası 5 gün sonra enteresan bi hal aldı bile.  Bu zorlu görevide başarıyla yerine getirdikten sonra, yorgunluktan ölmüş bi şekilde dolaşmaya devam ederken:
S: Sen şal takıyor musun tatlım?
V: Şal mı?? Takarımda şimdi değil, kışa doğru falan.
S: Hani böyle iki renkli oluyo genelde, severmisin öyle şeyler?
V: ( O anki yorgunlukla, bu soruyu neden sorduğunu hiç düşünmeden) Evet canım severim tabiki.
Derken alışveriş merkezinden yavaş yavaş ayrıldık. Takip eden günlerde sevgilim ayakkabı numaramla ilgili bi kaç gizli soru daha sordu, ben yine saf saf cevaplar…
Sonuç itibariyle dün akşam bu soruları neden sormuş olduğunu anlamış oldum, haftasonu  sana bi süprizim var demişti zaten=) Dün buluştuğumuzda hediyelerime kavuştum: Ayakkabı, çanta ve fular=) Hepsi birbirinden güzel, hatta ayakkabılarım şuan ayağımda, kendim almışım gibi tam oldu, üstelik çok rahat. Seçimler konusunda kardeşinden yardım almış=)Tabiki çok mutlu oldum! İçimden geldi deyince daha da çok mutlu oldum, böyle bi insan anca çok sevilir <3
Aaaa bu arada en sevdiğim tarzıyla serseri Gülşah comes back=)) Kısa bi durgunluk dönemi yaşayan sevgili arkadaşım eski enerjisi ve parlak fikirleriyle aramıza dönüş yaptı.1 ay sonra peşine takılıcak bi sürü beklentisi içindeyim. Bu sürüyü bi ön elemeye tabi tutma misyonu edindim. Artık belirli kurallarım var:
1-Aptallara ve çok konuşanlara tahammül edemiyoruz.
2- Tahsil durumu ciddi bir tercih nedenidir.
3- “Bu konu beni düşündürüyor” cümlesini ikiden fazla kuran adamı doğrudan eliyorum.
4- Eğlencesinde, alkolünde,aklı başında, ne istediğini bilen tipler artıları topluyor.
5- Biraz göbekli olabilir, ama “kepçe” kulak şevmiyoruz. Kulaklar önemli!
6- Ve en önemli kriter benimle iyi anlaşması gerekiyor :D
Kızlar gecesinin bir yenisini daha düzenleyesim var. Gülşaaaaaah, cözdeeeeeee, tuçeeeeeee, paçoooooooz duyun sesimi=) Hepsini özledim!
Bunun dışında işler çok yoğun, koskoca projenin artık tek sorumlusuyum. Çoooook çalışmam gerek çok!
Babamı çok seviyorum. Geçen Pazar birlikte döndük İstanbula, pazartesi akşamı da birlikte spora gittik. Resmen beni solda sıfır bıraktı, bi koşuyor ağırlık kaldırıyor falan şaştım kaldım. “Yakışıklı yorulcaksın bak” diyorum, “sen beni ne sandın, her gün 1,5 sa yürüyüş yapıyorum” deyip artistlik yaptı bana. Onunla aynı tempoyu yakalayabilmem için benim koşmam gerekiyor!
Annemi de çok seviyorum, o da bu sıra bi telaşlarda, iş kadını olma yolunda emin adımlarda ilerliyor. Cuma günü açılış var, tüm kalbim onunla umarım herşey çok güzel olur.
Kardeşimi çok özledim,  çok hemde! 5 haftadır İngiltere de ve dönmesine daha iki ay var =(
Benden şimdilik bu kadar çenem fazlasıyla düştü zaten, mutlu kalın canlarım=)