21 Haziran 2012 Perşembe

Bütün kızlar toplandık volume2


Kızlar kıza gezelim bu gece part2 organizasyonun yankıları hala devam ederken vermek zorunda kalacağımız kısa soluklu ara bizi ne kadar idare edecek bilmiyorum, aslında söylemeye gerek bile yok mü-kem-mel bi haftasonu geçirdik!  Eğlencenin dedikodunun dibine vururken patlarcasına yemek yedik, formda kalmak adına sporumuzu da ihmal etmedik ve bolca yüzdük. Minik hafta sonu kaçamağımızdan akılda kalan karelerle başlayalım o halde=)

-Ortam insanı Tuğçenin haftasonuna hazırlanması tamı tamına 12 saatini aldı. Antremanın dozunu arttırmış Venüs ve şipşak Gülşah, Gözde ve Tuğçeden önce otogarda konumlanmıştı.  Saatler öncesinden otogara gelip İskender yeme gafletinde bulunan Deniz ise yaşadığı zehirlenme korkusu yüzünden bir süre tepkisiz takıldı.  En nihayetinde beşli herhangi bi aksilik olmadan otobüsteki yerlerini almayı başardı.

-Yanımıza oturmaya tenezzül etmeyen Gülşah yanına oturan yakışıklının mis gibi ter kokusu eşliğinde adeta kendini kaybetti.

-Çatı katında yanyana uyuyan beşlinin yaptığı en büyük hata  Gözdeyi ortalarında uyutmak oldu, sabah uyandığında Gözdeden  yediği dirseğin etkisiyle sersemlemiş olan Deniz, pencerenin tam altında uyuduğu içinde soğuktan da büzüşmüştü!!! Büzüşen diğer isim Gülşah ise, Tuğçeyi kendisine siper ederek  hayatta kalmak adına yapıcağı eylemlerde ne kadar yırtıcı olabileceğini bir kez daha ispatlamış oldu. Ertesi gece yatma düzeninde ufak bi değişiklik yapmaya karar veren beşli tam uyacakları sırada aslında olması gerektiği gibi bir değişiklik yapamadıklarını fark ettiler. Sonuç: Deniz ve Gözde yine yanyanaydı.

-Gözde Venüsün çatı katına çıkan merdivenlere bayıldı ve her fırsatta “dik merdivenler”den ne kadar hoşlandığını dile getirdi, yakın zamanda “dik merdivenleri” olan, geniş çatılı,  huzur dolu, içine her girdiğinde “bu benim dünyam” diyeceği bir evi olmasını diliyoruz.

-Yeni öğrendiği 101 oyununda da zekasını konuşturan Venüs ve ortam insanı Tuğçe mükemmel bir ekip oldular. Deniz ve Gülşaha karşı tek yürek bir mücadele veren ikili rakibi adete ezdi. -70 e 1000 gibi bir skorla üstünlüklerini ispat ettiklerinde, Deniz kör talihine küsmüş, Gülşah ise sinirini çaktırmadan cool tavırlar sergileme beşindeydi.

-Tatilin en kilit diyaloğu “bir iki üç, ooo yeah” , “sakın nolduğunu söyleme”, “waooooow bi kere daha istiyorum” oldu.

-Grubun en vahşi kızı Deniz, deve güreşinde herkesi yıktı geçirdi.  Kendisine nasıl bir paçoz olduğunu ispatlama şansı verildiği için herkese minnettar olan genç kız, verdiği geçici rahatsızlıklardan dolayı özür dilerken bir kez daha teşekkürlerini sunmaya ihmal etmedi.

-Adrenalin bağımlısı Venüs, lunaparkta hem kendi etrafında hem 360 derece dönen oyuncağı görünce sevinçten havalara uçtu. Nerdeyse çarpışan arabalara binmekten korkan Deniz, Venüsün ısrarlarına dayanamayarak “tamam” der gibi oldu. “yalnızca iki dakika, bu kadarcık zamanda ne olabilirki” söylemlerine devam ederken, Venüs biletleri çoktan almış ve Denize seçim şansı bırakmamıştı.  Bu mutluluk anlarını karelemeyi sektirmeyen Gülşah ise enteresan pozlar yakaladı,  fotoğrafları gören Spartacusun hala Venüsün o anki ruh halini çözümlemeye çalıştığı söyleniyor.

-Festival dolayısıyla dolup taşan sahilde oldukça dikkat çeken beşli seçimini “Avlanan Avcılar”dan yana kullandı. Serseri Gülşahın yönlendirmesiyle 15-16 yaşındaki iki apaçinin peşine takılan ekip yeni ergenleri yerin dibine soktu. Ekibin iğneleyici sözlerinden oldukça utanan iki ergen bir daha genç ablaların peşine takılmamaları gerektiğini acı bi şekilde öğenmiş oldu. Venüsle Tuğçe olayın iyice suyunu çıkarıp kendilerine oldukça malzeme çıkardılar:
V:Avlanan avcı diye bişey var Tuğçe biliyomusun?
T: İlk defa duyuyorum, ama oldukça merak ettim.
V: Bazı akıl yoksunu insanlar boyuna posuna hatta yaşına bakmadan av peşinde koşarlar, ama avlamaya çalıştıkları kişi daha tecrübeli olduğu için avı pusuya düşürmeyi bırak kendileri avlanırlar ve av mevsimi hüsranla sonlanır=)))
T: Benzer örnekler var sanki etrafta, 15-16 yaş grubunuda kapsıyor mu bu peki??=)))
V: Her duruma her kişiye uyarlanabilir,  15 yaşında ergenlerde daha da bi sevimli oldu hemde=))
Ergenler: Artık “ablaları takip etmeyelim” diyerek uzaklaşırken arkalarından kahkahalarla gülen bir grubu bırakmışlardır.

-Gözde “içdünyamı keşfediyorum part….” Serisine bir yenisini daha ekleyerek bir hayalini daha gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor. Her ne kadar niyeti Gülşaha edip orucu Venüse bozsa da durumdan hiç şikayetçi değil=)))

-Venüs bir kez daha efsunlu kimliğine bürünerek herkesi büyülemeyi başardı, falında defalarca çıkan y harfi yüzünden dengesi bozulan Tuğçe bilimum sosyal paylaşım sitelerinde y harfinin kime ait olduğunun araştırmasını yapmaya devam ediyor.

-Gözde sevgilisini paylaşmak istemeyen Spartacus tarafından ciddi tehditler almaya devam ediyor, kısasa kısas mantığıyla hareket eden Spartacus doğru nokta atışları sayesinde bu konudaki kararlı duruşunu gözler önüne serdi=))

-Hem aşkta hem kumarda kazandığı için ekibin en şanslı ismi Venüstü ve üstlenmiş olduğu misyonu başarıyla yerine getirip herkese gerekli enerjiyi yüklemeyi başardı. Gözdenin “sen hayatımıza girdiğinden beri daha renkli bi yaşantımız oldu” cümlesinden sonra kendi hayatındaki değişiklikleri hatırlayıp bi kez daha “şansının”  farkına varan ve bu ruh haliyle “şimdi böyle hissediyorsam…”  diye düşünmeye başlayan Venüs aynı zamanda ekibin tek aşık insanıydı;)

Hayat bize güzel, mutlu kalın yavrucuklarım=)

12 Haziran 2012 Salı

Kızlar Gecesi Volume1


Venüs Production kızlar gecesine damgasını vuran 5 adet birbirinden güzel isimle karşınızda efendim.  Sabah saatlerine kadar çılgınlarca eğlenip hızını alamayan  ekip, ‘Kızlar gecesi volume2’ organizasyonu için hazırlıklara çoktan başladı. Yeni bir haftasonu planıyla eğlencenin suyunu çıkarmak niyetinde olan beşli tabiki yine Venüs önderliğinde iki günlük deniz-kum-güneş –bolca dedikodu kaçamağı yapacak.  
Şimdi mükemmel haftasonuna geri dönüp akılda kalan birkaç kareyi paylaşalım.

-Altı yıldan beri İstanbulda yaşayıp daha hiç bi pazarı görmemiş olan Venüsü, bu platformun cevherleri konusunda aydınlatma misyonunu üstlenmiş olan Gülşah görevini  başarıyla tamamladı ve eniştesi Spartacusun takdirini kazandı.

-Olanca kalabalığın içerisinde her  an çığlık atmaya hazır gezinen Venüsün hedefine odaklanması, yakaladım derken elinde patlaması ve kalabalığın arasında sıkışıp kaldığındaki yüz ifadesi  görülmeye değerdi.

-Fethiye tatilinden sonra devreleri yakarcasına çalışan Gözde ve Venüsün karşılaşma ani  adeta yürekleri dağladı. Sokak ortasında birbirlerine  sarılıp öpme olayını abartan ikilinin mutluluğu gözlerinden okunuyordu.

-Gecenin ilk dakikalarında “yaa ben üzerimi değiştirmesem mi zaten hiç dans etmicem” diyerek çekimser tavırlar sergileyen Tuğçenin, öğrendiği figürleri hadi gel sanada gösteriyim diyerek Selçuk’a öğretmeye çalışması ve hemen akabinde öğretmekten sıkılıp“dur şimdi sen çok döndün sıra bende” cümlesiyle müdahale etmeye çalışması herkesi kahkahalara boğdu.

-Serseri kimliğini her geçen gün biraz daha benimseyen Gülşah, bir gece öncesinden yapmış olduğumuz workshopun hakkını verdi ve birbirinden estetik figürleriyle  dikkatleri üzerine çekmeyi başardı=)) Yapmış olduğu ilk dansın verdiği gazla gelen diğer teklifleri de değerlendiren Gülşah kontrol edemediği omuzlarına rağmen gecenin en çok eğlenen isimlerinden biri oldu, ve latin dansları konusunda eğitim alıp ilerlemek konusunda ısrarlı.

-Latin dansları konusunda doğuştan bi yeteneğe sahip olduğunu iddia eden Gözde,  rüştünü  herkese ispatladı. Ondaki yeteneğin  farkına varan Venüsün özel ilgisini kazanan Gözde, kahkahalar eşliğinde dans ederken gecenin en  yetenekli ismi seçildi. Gözdenin içindeki tutkuyu gün ışığına çıkarma misyonunu üstlenen  Venüs jübile gecesinde latin bayrağını Gözdeye devretme kararı aldı.

-Her daim cin gibi ortada dolaşıp hiçbir detayı atlamadığını zanneden Venüs gecenin en saf ismi seçildi.  Serseri kimliğine bi de işgüzarlık ekleyen Gülşah eniştesi Spartacusle yaptığı anlaşma sonrasında  Venüsü aç bi ilaç Taksim sokaklarında gezdirip, kısa bi süreliğine ortadan kayboldu. Yatıp uyuduğunu zannettiği sevgilisini Gülşahın yanında gören Venüs o dakikadan sonra sonra gecenin en şaşkın ve en mutlu insanıydı.

- Sevgilisinin latin partisinde olduğu saatler boyunca karın ağrısı çeken Spartacus, daha önceden katılmayacağını belirttiği geceye dayanamayarak geldi. Taksim meydanında takıldığı trafik neticesinde sinir katsayısı iyice artan genç adam, yaptığı jestten ötürü gecenin en centilmen erkeği seçildi. Ayrıca hiç tarzı olmayan 90lar partisinde eller havaya konseptine de ayak uydurarak Venüsün mutluluğunu katladı=)

-Hiç bi dakikayı boşa harcamak istemeyen ve mekana girdiği anda çılgınlar gibi dans etmeye başlayan Gözdeyi bacağına giren kramp bile durduramadı. “iyiyim ben iyiyim bişeyim yok” diyerek kaldığı yerden kopmayan devam eden Gözde hala iki bacağını senkron bi şekilde kullanamamaktan şikayetçi=)

-90lar partisinde kendini bulan Gülşah ,  Gözdenin “gökdelen camı silme” dansından feyz alarak çeşitli Showlar yaptı. Tamamen bilinçsiz olarak yapılan bu Showların en dikkatli seyircileri Spartacus  ve Venüstü. Gülşahın performansı karşısında adeta büyülendiler=)

-Kızlar gecesine kolaylıkla adapte olan Tuğçe, Venüsün yeni favori ismi oldu.  “Yapacağın her türlü organizasyona varım” diyen Tuğçeyide büyülemeye başaran Venüs bir kez daha kendisiyle gurur duydu.

- Recep ve Anıl eğitmenlik konusundaki başarısıyla kızların takdirini topladı, ama maalesef sadece takdir toplamakla yetinmek durumunda kaldılar.

-Gecenin en sessiz ismi Ayşegül asil ve sakin duruşuyla gecenin en  hanımefendi kızı seçildi.

-Sabah saat dört sularında eve dönen ekip gecenin kritiğini dahi yapamadan uykuya daldı. Venüsün yatağında uyuyan Gözdenin o dakikadan sonra hayatının değişeceğine olan inancı tam!

-Genç erkekleri peşinden koşturma turlarına devam eden Gülşah, daha şimdiden bekar kalıp Venüsün “aşk çocuklarına” bakma kararı aldı- buradan kendine güvenen beylere duyurulur-

-Ertesi sabah Gülşah ve Venüsün hazırladığı enfes kahvaltıyı patlarcasına yiyen kızlar olanca yorgunluğa rağmen bi sonraki haftasonunu planlamaya başladılar.

Yepyeni maceralarla görüşmek üzere, mutlu kalın canlarım=)

5 Haziran 2012 Salı

Yaz Geceleri




Bugün adeta beyaz bir kelebek gibiyim, üzerimdeki tek renk mavi ojelerim ve ayakkabılarım. Birkaç gündür üzerime yapışmış olan halsizlik hissinden de nihayet kurtuldum sanırım. Hasta olduğum zamanlarda dinlenmek gibi bir adetim olmadığı için bir türlü iyileşemiyorum, kış başladığından beri kronik hastayım. Neyse ki hastalandığım zamanlarda azıcık huysuz oluyorum, sevgilim Spartacus’te nazıma katlanıyor=)
Nihayet yaz geldi ve yaz gecelerinin tadını çıkarmaya başladık, sırf bu yüzden iyileşememiş olsam da çok keyifli bir hafta geçirdim. Geçtiğimiz hafta Yıldız’ın şenlikleri vardı, okula mezun olarak gitmek çok garip. Sanki mezun olalı çok uzun zaman olmuş, sanki hiç oraya ait olmamışım gibi.  İnsan hayatının en önemli dönüm noktalarından biri üniversite mezuniyeti sanırım; konuşulan konular, paylaşımlar ne kadar değişmiş herkes ayrı bir kafalardaydı. Cool mezunlar olarak hemen konser alanına atmadık kendimizi, saat ona doğru alana geçiş yaptığımızda kalabalıktan başım döndü resmen. Sıla’nın canlı performansına bayıldım, tabi konserin asıl eğlencesi bilmediği tüm Sıla şarkılarını daha ilk nakarattan ezberleyip söylemeye çalışan sevgilimdi. İki saat boyunca kendi yorumunu kattığı şarkılarla bana serenad yaparken, hüzün dolu Sıla konserini kahkahalarla tamamlamış olduk.  Çok ayrı zevklere sahibiz, ben pop müzik hastasıyım, o ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim olmayan ‘trash metal’ delisi, böylesine farklı iki uçken ortak paydada kesişebilmek çok eğlenceli. Sevgilim bana göre on kat daha uyumlu, sırf ben seviyorum diye Sıla konserine gelip ‘sıkıldım, gidelim, hiç tarzım değil…’ cümlelerini kurmadan eğlenebildi, ben onun gitmek istediği konserlerden birine eşlik etmeye çalışsam onun kadar başarılı olacağımı hiç zannetmiyorum=) Konserden sonra, Gamze-müstakbel görümce:P- ve sevgilisiyle birlikte Bebekte waffle yemeğe gittik, eve döndüğümde saat 01.30du, duş alıp yattığımda sa 02.00yi geçiyordu.  Ertesi gün işyerinde öğlene kadar kendime gelememiş olsam da hiç mızmızlanmadım. Fiziksel rahatsızlıklar dinlenince geçer , Tanrım neşemizi bozmasın;))
 Çarşamba akşamı da yıllardır canlı performansını dinlemeyi çok istediğim Şebnemin konseri vardı. O akşam şenlik alanına kurulan mini lunapark ve şans oyunları sayesinde inanılmaz eğlendim, çocukluğumdan beri lunaparklardaki atraksiyonlu oyuncakların hastasıyım. Gerçi Disneylandta test ettiğim birkaç hız treninden sonra burdakiler  adrenalini istediğim seviyeye çıkarmıyor ama olsun, şimdi Bostancıya gideceğimiz günü dört gözle bekliyorum.  O akşam sanş oyunlarından yana da yüzüm güldü ve at yarışında birinci oldum, oynadığım en komik oyunlardan biri desem abartmış olmam. Bir platformun üzerinde 10 tane yanyana dizilmiş at var, her atın kullanıcısı elindeki topları belirli bir mesafedeki deliklerden geçirmeye çalışıyor, her isabetli atışta at belirli bir miktar ilerliyor. Oyunun asıl bomba kısmı yarışın spikeri misyonundaki adam, ne olup bittiğini ne konuştuğunu anlamıyorsun zaten, diller bir karış dışarda herkes deliklere konsantre olmuş falan. ‘ Veee yarış tamamlandı dört numara kazandııııı’ diye bağırıyor deli gibi, ben farkında değilim dört numara olduğumun, sonra bi sevindim  ‘dört numara beniiiiim’ diye=)) 15 tl kazanmış oldum, o kadar hoşuma gitti ki kesin kumara meyilim var benim=))Tabiki bu başarım kendi aramızda abartıldı da abartıldı,  yarım sa boyunca nasıl kazandım ama diye şımardım durdum=)) O akşam beybito Gülşah ve paçozda vardı, patlayana kadar yemek yedikten sonra konser alanına geçiş yaptık. Şebnemin de canlı performansı çok başarılıydı, her nekadar 1 sa geç çıkmış olsa ve biz konserin sonuna kadar kalamasakta gerçekten keyif aldım.
Pazar akşamıysa olayın suyunu çıkardık resmen, Gülşah gecelerin serserisi olma misyonunu üstlendikten sonra hayatı daha hızlı yaşar olduk. Saat 21.00da Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’ndeki tiyatro etkinliğiyle başlayan gecemiz gece sa 03.00 sularında mecburi nedenlerden dolayı eve dönmemizle son buldu. İstanbul Efendisi adlı müzikal oyunu izledik, Açık Hava Sahnesine ilk defa gidiyorum ve çok beğendim atmosferini. Oyun da iki sa kırkbes dakika sürdü ve gayet başarılıydı.  Sonrasında Taksime bu kadar yakınken birşeyler içmeden eve dönmek olmaz diyen beybitomu kırmadık ve Taksime çıktık. Gökhan’a birşeyler içelim demek yeterli, sevgilim zaten uyumlu, benim serseri enerji patlaması yaşıyor, bende çok istekli değildim zaten eve dönmeye, sonuç olarak Gökhanın yön bilgisine güvenmemem gerektiğini gözardı ederek peşine takıldık. Kısa bir Cihangir turu atıp aradığı mekanı bulamamasından sonra, alaylı tavırlarımıza maruz kalsada sonunda oturacak başka bir yer bulduk=) Oturduğumuz mekanda artık kapatıyoruz diye hesabı getirmeseler  kalkmaya niyetimiz yoktu, çok güzel bir gece geçirdik. Ertesi sabah haftanın ilk iş günü olsa da, ben yine ‘uykusuz her gece..’ modunda takılsamda yine olsun yine yaparım. Zaten almış olduğumuz son kararlar doğrultusunda Pazar gezmelerinin sayısı artacak bundan sonra.
Büyük buluşmaya sadece üç gün kaldı, hemen haftasonu gelsin istiyorum. Organizasyon için hazırlıklara şimdiden başladık=) O halde kızlar gecesi için geri sayım başlasın!
Venüs kaçar, mutlu kalın canlarım:*

dinlenir:
 http://www.youtube.com/watch?v=ZaI2IlHwmgQ&ob=av3e