8 Kasım 2011 Salı

iş kadını Venüs(=


Yine çok uzun soluklu bi ara oldu,gerçekten istememe yazcak bi sürü seyi biriktirmeme rağmen bi türlü  zaman ayıramadım ve ne zaman pc başına otursam öncelikle yazamama bahanalerimi sıralıyorum masum masum=)bu blogu kendim için açmıştım ben aslında,başımdan geçen veya içimden geçen şeyleri yazıp eğlenmekti amacım,fakat hiç  yazmamama rağmen birilerinin blogumu ziyaret etmeside hoşuma gitmeye başladı.hatta geçen gün twitterdan “bloguna daha fazla zaman ayırmalısın” şeklinde aldığım geri bildirimde beni motive etmedi desem yalan olur.tabi blogumun daimi okuru en büyük destekçim alperi de anmadan edemiycem=)
Evet sevgili okur Venüs production hayatından yeni kesitleri iftiharla sunar!
Rüyalarımda bile mülakatlarla yöneticilerle uğraştığım günler epeyce bi geride kaldı,girmiş olduğum yedi mülakat sonrasında tamamen türk sermayeli kurumsal bi şirkette işe alınmış bulunuyorum.Böyle küçük çaplı bloglarda adını vermeye gerek duymayacak kadar çok  reklamımız çıkıyo televizyonlarınızda,mütevazilikten ölüyoruz yani=)
Pek işe başlamış gibi hissetmiyorum kendimi,çünkü üç aylık bi eğitim süreci sonrasında departmanlarımıza yerleştirilicez,iş geliştirme uzman yardımcısı olarak işe başlayacağım öngörülmüş olsada her an her şey değişebilir,şuan keyfim acayip yerinde çünkü iş arkadaşlarım herhalde sipariş etsem bu kadar iyi olamazdı!Özellikle bi tanesi var ki kendisine bayılıyorum,bizi birbirimize benzetiolar zaten.Fazla “gülen “bi ekip olduk=)Günler böylece su gibi akıp geçerken birinci ayımı doldurdum ve ilk maaşımı aldım,tabi hemen süper eküri Emine’yle soluğu taksimde aldık=)önce güzel bi yemek sonra jadore’de çikolata keyfi tabikide bol dedikodu eşliğinde!Gariptir ki almış olduğum bu para sanki ilk maaşım deilde yüklü bi miktarda bursmuş gibi gelio bana,çünkü şuan eğitimlere girip eğitmenleri deli etmek dışında pek bi işlevimiz yok şirkette.Şirket içindeki yöneticilerin yanı sıra dışarıdan gelen eğitmenlerden de kişisel gelişim eğitimleri alıyoruz.Eğitimlerin çoğu eğlenceli ve verimli geçio-verimlilik ana ölçütümüz çünkü İK çalışanları bu eğitimlerin bize yapılan çok büyük yatırımlar olduğu konusunda kafamızı ütülüyo-Burda ismini verip rencide etmek istemediğim bi eğitmene günü resmen kabusa çevirdik biraz ayrıntıya girmeden atlamak istemiyorum.
Sevgili TMI grup üyelerinden X bey geçtiğimiz hafta sahte bi enerji ve gereksiz yapmacık bi edayla eğitim salonumuza teşrif etti.Yüzünde gayet eğreti bi ifadeyle “Günaydın!”die seslendi fakat kimse iplemedi kendisini.Sanki ortaokul çağındakindaki bebelermişiz gibi gereksiz motivasyon cümleleriyle bize yüksek sesle günaydın dedirtmeye çalışan Bay X,neyseki aramızda biri yeter artık Allahın cezası vurgusuyla istediği tonlamaya sahip bir “günaydın”la geri dönüş yapınca tatmin oldu.Hemen akabinde daha hızlı koşan kazanır temalı bi aslan geyik resmini ekrana yansitarak“ne düşünüyosunuz “die sordu.Hepimizi şaşkına çeviren bi ses “ikinci sınıf motivasyon kitaplarından fırlamış gibi”demezmi=))O anda herkesin gözler açıldı ve kendi aramızda sessiz bi anlaşma yaparak adama karşı güçlü bi ittifak oluşturmuş olduk.Bay X gelen cevap karşısında dumur olmuş olsada çaktırmayıp konuya devam etmeye başladı,o sırada Güngör tekrardan söz alıp adamın anlattıklarına itiraz etmeye başlayınca adam bana dönüp “Venüs Güngör’ü duyabiliomusunuz,biraz daha yüksek sekse konuşsa daha iyi olmaz mı ”die sordu.Ben en sevimli halimle “evet çok net duyabiliyorum”dedim.Atan iki karşılayan sıfır modunda devam ederken Bay X dünyada bu şekilde takım çalışması yapan tek hayvan aslanlardır die kolpanın ötesinde bi cümle kurarak kaçınılmaz bi gol daha yedi.Bu sefer Ozan “yanlışınız var kurtlar da avlarını yakalayacakları zaman çok stratejik bi plan yapar hatta bi belgeselde…….vs vs “diyerek lafı resmen ağzına tıkadı.Eğitimin ilk yarısı bu tarz paslaşmalarla geçerken ara verdik ve Bay X öğleden sonra çok eğleneceğimize inandığı bi takım çalışması yapacağımızı söylerek sözüm ona bi merak içerisinde bıraktı bizleri.Neyse efendim yemeği yedik geldik falan anlatmaya lüzüm dahi görmeyeceğim saçma sapan bi oyun oynattırıyo bize,amacımız elimize dağıttığı kartlara bakmadan sadece konuşarak bu kartları belli bi düzene göre yerleştirebilmek.Bu seferde hevesini kursağında bırakan arkadaşımız Emine oldu=)”yaaa nasıl olsa biz bunu yarım sa içinde birleştiremiycez ve sonunda siz bize takım çalışması şöyle önemlidir böyle önemlidir diye anlatmaya başlıcaksınız bence en iyisi hiç yapmayalım”dedi.Hepimiz koptuk tabiî ki, adam müthiş  bi şekilde deşifre olmasının verdiği utançla o dakikadan itibaren bi an önce eğitimi bitirmeye odaklandı ve bir dahaki TMI grubundan gelen eğitmen gerçekten çok başarılıydı.Sanırım Bay X’i yaptığı işten nefret ettirdik bilinçsiz bi şekilde:/ üzüldümde biraz açıkcası ama iş hayatı acımasız azizim kimse kimsenin gözünün yaşına bakmıyo bildiğin!
Çiçeği burnunda bi çalışan olarak bunu çok kısa sürede tecrübe ettim,güzel geçen günlerin tek üzücü tarafı aramızdan bi arkadaşımızın işine son verilmesi oldu.Şirket bizi yönetici adayı olarak işe aldı ve bu üç ay boyunca şirketin tüm departmanlarında yapılan işleri öğrenmemizi ve maksimum performansla çalışmamızı istiyo.Bunu ne kadar başardığımızda sunumlar ve sınavlarla test edilio maalesef,ve ilk sınav-sunum seremonisinin ardından işine son verildi.Yöneticiler çok katı, mesela benim sunumum sonrasında söylediği şey-hiç değişmeyen gayet sinir bozucu bi ses tonuyla-
“Venüs tam bi mühendis kafasıyla bu sunumu hazırlamışın yani ben senin mühendis olduğunu bilmesem de direk anlardim,tam bi sayısal zeka örneği hersey çok detaylı ve neden sonuç ilişkileri çok kuvvetli,fakat takdir edersin ki herkes senin kadar zeki olmak zorunda deil,o yüzden daha basit bi çalışma olmalıydı”
Demezmi,şimdi yorumu iyimi oldu kötümü oldu anlayamadım ben,o gün dert ettim biraz ama şimdi umrumda deil yani,mühendisim kardeşim ben tabiî ki neden sonuç olucak ne beklio yani!!herneyse bunlar özel sektörün cilveleri diyor olayları kafamıza fazla takmıyoruz.
Yaşantımdaki en büyük değişiklik iş yani özetle.Bunun dışında trafikte bolca vakit kaybetmekte yeni hobim oldu.Neyseki servis aracımız Mercedes sprinter=)kendime bide yolculuk yastığı aldım mütemadiyen uyuyorum.Üstelik servistede kimsenin dile getirmediği sözsüz bi anlaşma var ki servise adım attığınız anda bu kuralı algılıyosunuz!Hiç kimse telefonda konuşmuyo,uyuyanlara son derece saygılı davranıyoruz=))Bunun dışında kendini Mini Cooper kullanıyo sanan biçkin bi servis şöförümüz varki herkes tarafından tanınması gereken ayrı bi kişilik kendisi.Aracın en kilit noktalarına da küçük dikiz aynaları yerleştirmiş,kimin naptığını 7/24 gözlemleyebilio,sanırım bunu da kimse serviste burnunu karıştırmasın die yapmış.çok zekice tartışmasız!
Arta kalan zamanlarımda arkadaşlarıma ve sevdiğim aktivitelere zaman ayırıyorum.Mesela geçen Çarşamba tiyatroya gittim ,ondan önceki hafta dans partisindeydim falan falan…İçimi acıtan tek nokta bu sene danstan çok uzak kalışım,acayip özlüyorum .Sporada vakit ayıramaz oldum buna rağmen istikrarlı bi şekilde zayıflıyorum,iş arkadaşlarım bile boy kilo olayımla alakalı geyik yapmaya başladı artık.Üç haftadan beri hastayım ilaç kullanmıorum ama ben die şikayet edince “yavrum sen yemek ye”die atlıo artık hepsi=)her yerde babamın sesini duyar gibi oluyorum=)))Biraz daha bu tempoya alışınca dansa devam edip tekrardan bi spor salonuna kayıt yaptırmak niyetindeyim.
Hımmm bunun dışında dün çok keyifli bi gün geçirdim,çünkü ortaokul arkadaşlarımla buluştuk,özellikle emirhanı başka bi yerde görsem kesinlikle tanımazdım!Civciv diye ağlattığımız Sercan’ın rengi koyulaşmış biraz ama hala bu konuda içinde bi yarası vardı o da ayrı=)Gökhanda hiç değişmemiş,özgüven tavan yapmış biraz ama ortaokuldada kendine güveni yüksekti zaten!Ya onları dinlerken eskiyi hatırlamak inanılmaz bi duyguydu,çünkü kendimi hiç o kadar büyümüş hissetmiyorum ben=)bolca güldük dün,mesela emirhan benim yüzümden dayak yemiş-sıra arkadaşımdı kendisi-hiç hatırlamıyorum=)artık istanbulda da değişik organizasyonlar yapılcak yıllar sonra…
Immm bi de son zamanlarda yapmış olduğum ve yine yıllarca aklımdan çıkmayacak olan bi an ilk maaşımla bizimkileri yemeğe götürdüğüm akşam olucak sanırım=)Gerçi geçtiğimiz ayda babamı Yeniköyde Boğaz manzaralı bi restoranda doğum günü yemeğine götürmüş olsamda bu seferki kadar sükse yapmadı=))Bizimkiler cidden tuhaf yaa,sanki o parayı ben kazanmıodum,neymiş efendim bu resmi ilk maaşımmış faklıymış!Beşiktaşın Gençlerbirliğine 4-2 yenilmesi her nekadar babamın keyfini kaçırmış olsada çok keyifli bi akşamdı=)Rakı-balık,annem,babam daha olsun!!Bi kardeşim eksikti o da Viyana semalarında nerde akşam orda sabah modunda şuan=)
Bu ara bide bolca alışveriş yapıyorum,dur durak yok yani.İşe başlamadan önce ayakkabılar pantolanlar bluz yelek ceket vs vs almıştım zaten.Kapitalist sistemin en rahat avlarından biriyim tartışmasız=)Geçtiğimiz pazar çok şık bi mont,bitane taytla giyilcek örgü kazak bi tane gömlek bi tane daha kazak aldım,üç kuruşluk indirim yapıolar mutlu oluyorum.Neyseki bu seferki alışverişin tamamı bayram hediyesiydi=)))çalışıo olmam evdeki pozisyonumu çokta değiştirmedi aslına bakarsanız=)evin tek kızı olmak mükemmel bi duygu!
Yarın istanbula dönüyorum,sorumlulukları olan çalışan bi insanım ben!haftasonu için mükemmel planlar yaptık şimdiden firsat sitelerinden  SPA kovalıyoruz,fazlaca yorulduk yani ihtiyacımız var bu tip şeylere=)Yine çok uzun oldu kaç saattir yazıyorum,her zamanki  gibi yazcaklarımda bitmedi aslında ama bu kadar yeter daha okumam gereken raporlar var:/
Bide istanbulu özledim bu sefer…=)
Venüs kaçar,seviyorum hepinizi kalın sağlıcakla=)

25 Eylül 2011 Pazar

iç ses!

Kafam o kadar dolu ki…iki gündür ben  yine kendi hızıma yetişemezken beynim nasıl herşeyi düşünücek vakit yaratıyo kendine şaşıp kalıyorum.oysaki kendimi dinlemeye bile vaktim yok benim,böyle olmasına rağmen içimden gelen ses neden bir türlü susmak bilmio??dünden beri yaptığım şeyleri düşünüyorum mesela,saatlerce ordan oraya koşturmanın vermiş olduğu bi yorgunlukla eve geldiğimde bi köşeye çekilip dinleniyo olmam gerekmez mi??şöyle bi silkelendiğimde hiçbişeyin beni  gerçekten oyalamadığını ve milyon tane meşguliyetimin arasında bile hep aynı noktalara takılıp kaldığımı farkediyorum..bu beni yoruyo..
Anlamsız belirsizlikler yaratıyorum kendi kendime.ne hissediyorum??ne istiyorum??neden uzaklaşıyorum??ne bekliyorum?neden kendi hayatımda engel olmaya çalışmadığım garipliklerin önünü almaya çalışmıyorum??gerçekten olurunamı bırakmalıyım??neden bu ara bu kadar duygulsalım ben bilmiyorum..ben cevaplardan kaçtıkça hergün listeme yeni bi soru  daha eklemiş oluyorum,beynim bana oyun oynuyo resmen..
Bu aralar hayat bana karşı fazla realistik davranıyo,biraz hayal kurmak istiyorum ama gece yatağıma yattığımda ya yapmış olduğum iş görüşmelerinin etkisinde kalmış oluyorum yada deli gibi koşturmaktan nerde nasıl uyuduğumu bile farketmiyorum.birini özlüyorum böyle içimi ısıtıcak,yanımda olmasada varlığını bilerek  en azından onu özleyerek uyuyakalsam ne güzel olurdu.how i met  your motherdaki marshall gibi bi sevgilim olsa mesela=)hadi bu biraz ütopya oldu  kabul,ama en azından sabahları “günaydın sevgilim” deyip beni özlediğini söylese ne sevimli olurdu.evrenin yaratmış olduğu ne güzel!! Bi ironidir ki ben basitini istedikçe içinden çıkamadığım “tuhaf” durumların orta yerine bildiğin ışınlar beni.
sevgili evren; sencede artık benimle uğraşmayı bırakman ikimizin de yararına olmaz mı??
Ve gelecekte hayatımda olucak olan şanslı adam-bak bu kıyağı yapmam aslında ama-bana bazen “günaydın sevgilim” desen,arada sırada sadece sesimi duymak için arasan ,yanımda olamasanda –ki mümkün mertebe olmaya çalış,çünkü uzaktan kumandalı ilişkileri pek tutmam-beni çok sevdiğini hissettirsen çok mutlu olurum biliyomusun??ve bu saydığım şeyleri de  ne sürekli yaparak,ne de aman ben cool takılıyım “cool sevmiyomuydun venüs “ mantığıyla hiç yapmayarak bokunu çıkarma!!bu kadar. sadece beni çok sev,bencillik olarakta algılama bu söylediklerimi;çünkü “beni çok sev” diyosam eğer ben seni zaten çok seviyorum demektir!!
Yalnız yazımın sonlarına doğru keyfim yerine geldi resmen,artık hazırlanmaya başlasam iyi olucak yoksa geç  kalıcam!aslında hali hazırda kaldım bile,neyseki sinan kızmaz ve neyseki ne giyceğime karar verdim=)canım benim ya özledim onu çok,bu akşam asmalıda yeni mekan keşfediyoruz
Bu yazıyı lanet olası TTnet yüzünden hemen yayınlayamıyorum,iyiki bi taşındık iyiki bi nakil işlemi gerçekleştireceksin;sözün özü bi boka yaramıyosun TTnet!!
Hııı sa altı olmuş venüs artık gerçekten kaçar,seviyorum hepinizi=)
p.c:benden depresif olmuyo ne kadar zorlasamda çıkmıo,benim duygusal halimde anca bu kadar işte=)

19 Eylül 2011 Pazartesi

ben şefkat delisi,sen odun,sen kalas!

Sanırım rüyaların etkisinde kalıyorum bu ara fazlasıyla..sabahın 10 u şuan ve yüzümü yıkayıp  laptopumu kucağıma aldım hemen,sanki yazarsam hafifliycekmişim gibi,bi kaç haftadan beri kafam öylesine karışıkki.ve ben çözümsüzlükler içinde sıkışıp kalmışken zaman  anlam veremediğim bi hızla geçip gidio..duuuuuuuuuuuur diye haykırmak istiyorum bazen, garip bi ruh halindeyim.
Ne zaman bişeyleri yada birini terkedicek olsam böyle oluyorum işte,ortada gerçek bi ayrılıkta yok aslında,ben sadece boşveriyorum ve şimdiye kadar yaşadığım benzer olayları göz önünde bulundurduğumda sonuç  hiçbizaman iyi olmuyo.Öfkelenmiyorum,sevinmiyorum,merak etmiyorum,özlemiyorum ,hatta görmek bile istemiyorum ve bu genelde karşımdaki açısından  en olmaması gereken zamanda oluyo!!nedense gelmiş  olduğum noktanın defalarca yapılan uyarılardan sonra değilde  aniden ortaya çıkmış bi durum karşısında verilen çok sert tepkiler olduğu konusunda eleştiriliyorum bide.siz erkekler gerçekten bu kadar aptal mısınız??
Şu yaşıma kadar sevdiğim insanları hep mutlu etmeye çalıştım ben,çünkü onlar iyi hissetiklerinde ben daha da iyi hissetim kendimi.hiçte yorulmadım bunları yaparken.en yakın arkadaşlarımı,annemi,babamı,kardeşimi,sevgilimi mutlu görmek beni tarif edemediğim bir duyguyla sarmalıyo hep.mesela geçen akşam taksimdeydik paçozla,haftalardır görüşememiştik ve acısını çıkarırcasına üç gün arka arkaya bişeyler yaptık spontane bi şekilde.acayip keyifle konuşuyoruz geyik yapıyoruz falan birden alakasız bi şekilde “seni çok seviyorum lan” dedi,”bendepaçoz” dedim sarıldık falan sulu sulu öptük birbirimizi=)ve o an bir kez daha farkettim ki ben ona ne kadar kızarsam kızıyım –ki geçen hafta cidden çok kızmıştım-hayatımda hep olucak,hep daha güzel şeyler paylaşıcaz.yani demek istediğim birini mutlu etmek için en olmadık şeyleri yapmak karşısında çaresizce taklalar atmak gerekmiyo,sadece önemli olduğunu hissetirmek yeterli.”seni seviyorum “ veya “seni özledim” demek hiçbişeyi eskitmiyo,aslında daha canlı tutmuş oluyoruz bence bazı değerleri..belkide ben çok sevgi dolu bi çocukluk geçirdiğim için,belkide 23 yaşında olmama rağmen halan babama sarılıp kucağında oturduğum için böyle düşünüyorum.
“hiçbisey sana karşı olan hislerimi değiştiremez” kadar riyakar bi cümle yok  bence,değiştirir benim değiştiriyo,donuklaşıyorum saçma sapan yoğunlukların arasında!! ve hiç bi zaman  anlayamıcam  bunca yoğunluğun arasında ! ayıramadığınız beş dakikanın hayatınızda neyi daha mükemmel yaptığını??bu da benim arızalı olduğum nokta sanırım.böyle bişey mi hissediyorum koşarcasına kaçmak istiyorum o insandan .anlatmaya çalışıyorum ve anlamıyo bu durumu diyelim,işte o zaman boşveriyorum  benim  için küçüçük bişeyi yapmaktan aciz bi insanla hayatımı devam ettirmek istemiyorum ben sebebi ne olursa olsun..
Bilmek yetmiyo,sevgi emek istiyo ve hiçbi emekte karşılıksız kalmıyo ..
p.c:beyler bu yazı  sizin için!!

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Çok özledim yazmayı,çok hemde..öyle çok özledimki  bu çok uzun bi yazı olucak kesin=)kendime güzel bi playlist hazırlayıp kendimi dinlemeyi  kendimle başbaşa kalmayı özledim..öfke,endişe,telaş,heyecan,stres,mutluluk  ve üzüntünün arasında gidip geldiğim bu iki ayın sonunda şuan kucağımda laptop,yatağımın üzerinde duran büyük bir fincan kahveyle huzur içinde oturduğuma inanamıyorum!!
Saat 00.40 şuan..Harika bi gün geçirdim,zaten geçtiğimiz Perşembe gününden beri çoçuklar gibi şımartılıyorum,çünkü artık resmen mezun oldum,artık karşınızda çiçeği burnunda bir mühendis adayı bulunmakta..=)Sanki gururluyum hafiften,anasınıfı ve kreşide sayarsak okul yollarında geçirdiğim 19 koca yıl!!Şu yaşıma kadar pek çok kez ailemi gururlandıracak başarılar elde etmiş olsamda bunlarla hiç övünmedim ben,lise yıllarımda dahil olmak üzere karnemde hiç “4”bulunmaması alışmış rutin bir durumdu ailemiz için,her ne kadar babamın şımarık kızı olsamda! bu konuda hiç şımartılmadım,zaten “anneeeeeeaaa karnemin hepsi beeeeş,iphone istiyoooom,babaaaaaaaa yeni laptop alcaktıııııık” tarzında salakça tutturmalarım olmadı.Ama istikrar ve disiplin tüm hayatımı ele geçirdi artık derken,son sene olağanüstü bi durumla karşı karşıya gelerek okulun en bela dersinin,o da yetmezmiş gibi en uyuz hocasından  yaz okuluna kaldım!!”kalırsam napıcam ben yaaa okul bi sene uzayacak”die stres ve sıkıntılıyla geçen beş haftanın ardından artık resmen mezunum!!böyle bi rahatlık böyle bi şımarıklık olamaz yani=))hayatımdaki en önemli değişiklik tartışmasız bu!!
Tabiatım çocuk benim ne yalan söyliyim bayılıyorum hediyelere=))ilk hediyemi dünyalar tatlısı annem kep töreninden hemen sonra vermişti zaten-şuana kadar gördüğüm en zarif en güzel bileklik-üzerine ananemde bilekliği tamamlayan çok şık bi kolyeyle karşıma dikilince keyfime diycek yoktu zaten!!babamın hediye seçmek konusunda hep annemin fikirlerine güvendiğini göz önünde bulundurarak ondan herhangi bişey beklemiyodum ve böylelikle hediye faslı kapanmış oldu,daha doğrusu ben kapatmış oldum ama…
bundan on gün kadar önce yaz okulu için istanbulda olduğum bi akşam telefon çaldı.sabah bi kere okuldan çıktıktan sonra bir kere ve gün içerisinde annemle konuşmama rağmen arayan babamdı!!
-b:naber prenses nasıl bakalım keyifler
-v:iiyim yakışıklı fena sayılmaz işte okuldaydım sonra arklarla takıldım biraz beşiktaşta eve geldim sizden naber
-b:ben sana bişey dicektim??
-v:bu saatta aradığına göre garanti yapmam gereken önemli bişey var??
-b:-gülerek-aynen!!yarın ikametini istanbula aldırmanı istiyorum
-v:yok artık,beni acı gerçeklerle bu gencecik yaşımda yüzyüze bırakamazsın=)))yaaa baba iimisin ne alaka gecenin bi vaktinde,istemiyorum uğraşamam ben onunla,hem neden bu çifte standart bişey için lazımsa kardeşim uğraşsın=))
-b:sonra uğraşmadığına çok pişman olursun ama??
-v:hımmmm,hadi yorma beni söyle bakalım neden lazım??
-b:hımmm şimdi şöyle düşündük biz annenle-ne düşündüklerini söylemeden pat diye-biz sana araba aldık=)
-v:naptınız naptınız?????????
-b:biz sana araba aldık-sonrada da çok olağan bişeymiş gibi yapmam gereken işleri sıralamaya başladı,öylede mütevazi yani-şimdi yarın nüfusa gidiosun iönce bunun için,sonra emniyete gitmen lazım,ordan plakayı bastırman gerekio….. vs vs vs
En sonunda dinlemediği akıl etmiş olcakki “venüüüüüüüüüüüs dinliyomusun kızım söyle bakalım en son ne dedim”diye sevimli sevimli konuşmuyomu yanımda olsa yanaklarını ısıra ısıra sevicem.O an şaşkınlıktan arabanın markasını ne renk oduğunu falan bile sormadım,içimden “artık bende bi trafik canavarıyımmmm!!!”diye kahkalar atıorum.tabiki babacım sustuktan sonra bolca teşekkür etmeyi ve onu çok sevdiğimi söylemeyi unutmadım ve arabamı sormayıda akıl edebildim.”senin kadar zarif bence ama geldiğinde kendin karar verirsin beğenip beğenmeyeceğine”dedi canım babam.o gece ertesi sabahı düşünmeden mutlu mutlu uyudum ben=)
Ertesi sabah karga pisliğini yemeden uyandım tabi ben-ne kadar kibarim yalnız bok bile demiyorum!-hemen nüfusa gitmek için.yıllarca doğalgaz,elektrik vs vs tarzında abonelikler alırken edindiğim tecrübelerden yola çıkarak erkenden şişliye gittim ve işlerimi halletiğim gibi tekirdağa geldim hemen noterden satış işlemi gerçekleşti ve plakayı nasıl alacağımız konusunda bizi detaylı bi şekilde bilgilendirdiler.yok sıra almak gerekiomuşta bilmen ne belgeleri lazımmışta falanmışta filanmışta..ama sistemler kilitliymişte şuan internet üzerinden işlem yapılamıyomuşta,milyon tane bahane…nese ben elimde belgeler  ve eski plakayla istanbula döndüüüüm ve soluğu doğruca şişli emniyette aldım.kapıdan adımımı bir attımki Allahım o nasıl bir kalabalık nasıl bir insan seli,yok dedim yani ben burda beklemeye kalkarsam bi  haftadan önce bitiremem işimi.en saf en sevimli halimle etrafıma bakınarak avlanmaya başladım illaki saftiriğin biri bana yardım etmek isteyecekti,ki nitekim iki dakika geçti geçmedi genç bir polis memuru yanıma gelip “yardımcı olabilirmiyim bişey arıyousunuz galiba” dedi.şeytanı yönümü bi kenara saklayarak en tatlı halimle “ben tekirdağdan geliorumda bi plaka değişikliği işim vardı ama nasıl yapabilceğim konusunda hiç bi fikrim yok,-dehşet içerisinde bi tavırla-bu sırayı beklemem mi gerekiyo acaba,ben akşam geri dönceğimi düşünmüştüm””hımmm anlıyorum bayan ben yardımcı olıyım birazdan gelirim hanımefendi diyerek adam yanımdan uzaklaştı,etrafın yargılayan bakışları olmasa nerdeyse göbek atıcam.adam mucize gibi beş dakika sonra geri döndü,şimdi şöförler ve esnaflar odasından plaka bastırmanız lazım yeri de… diye tarif ederken  biri seslenince aniden ayrılmak zorunda kaldı.neyseki işin en önemli kısmını halletmiştim,tekrar dışarı çıktım etraftaki herhangi birine gitceğim yeri sordum,tarif ettiler ama çok bekliyceğimide hatırlatmayı ihmal etmediler tabiki.neyse artık şansıma ne kadar beklersem diye düşünürken sivil biri yanıma geldi ve plakamı bastırcaksınız hanımefendi diye sordu,evet dedim bende bunun üzerinde beni ömer bey gönderdi deyin beklemek zorunda kalmazsınız dedi,adama bakakaldım tabiki ama teşekkür ederek hemen uzaklaştım=))yardım ettiğine üzüldümü sevindimi bilmiyorum ama ordada hiç beklemeden işlerimi halettmiş oldum,babamı arayıp herşeyi hallettiğimi söylediğimde inanamadı,tabi sonra olayların detaylarını anlatınca erkeklerin kimi zaman ne kadar komik durumlara düştüklerine gülmeden edemedik=))burdanda haberle böyle işte,artık benimde bi arabam var,bende bi trafik canavarıyım,yuppi!!
Bunun dışında sevgili paçozla beşiktaş beerporta akşamları yarattığımız tatil atmosferine fena kaptırdık kendimizi.malumunuz istanbul yazın gündüz saatlerinde çekilmez oluyo,bi de yazlıktan istanbula dönme eziyetinin üzerimde yarattığı etkiyi  siz düşünün.bizde madem tatile gidemiyoruz e beşiktaşta bizim bodrumumuz çeşmemiz olsun nolcak yani düşünüp nerdeyse birlikte olduğumuz her gece orda takılmaya başladık.e bi süre sonra geyikti muhabbeti yetmemeye başladı ve ciddi ciddi tatile gitmeye karar verdik ama benim yaz okulundan geçme durumum kritiğe binince tüm o enerji tatil tutkusu söndü gitti bende.taş kafa fatihte-hocam olur kendisi-sınav sonuçlarını bi haftadan önce açıklamayacağını bildirince ben iice “yok ben o stresle tatil yapamam” havalarına girdim.dengesiz mal iki gün sonra açıkladı sonuçları ve tatil planını iptal ettiğimle kaldım:/beerporta oturduğumuz bi akşam gene hocalara verip veriştiyoruz, deniz “unutmak mümkün mü sen mustafa sivriye günahını bile vermezsin o derece uyuz oluosun ona “dedi.koptuk tabiki,son sene benim en çok kurduğum cümlelerden biri buydu sanırım ama şimdi bayrağı taş kafa fatihe devrediyorum.ben geçtim ama kaç kişiyi bırakmış adi kel!!!bak gene sinirlendim.
İptal etmiş olduğum tatil babam tarafından tekrardan aklıma sokuldu ve üç gün sonra eğer yer konusunda karar değiştirmezsem antalyaya uçuyorum ordanda kemere geçicez,babam aynı yerlere takılma geçen yaz çeşmeye gittin zaten diyerek beni kemere göndermek konusunda ısrarlı=))farklı bi yere gitmek ii fikir aslında,pek güneş havuz deniz özlemim yok zaten bunlar yaz başından beri ayağımın ucunda.yazlıkta olduğum her gün düzenli olarak yüzüyorum,sabahları uyanamazsam ki genelde uyanamıyorum akşamları koşuyorum.her ne kadar çevremdekiler manyakça bi enerjim olduğunu düşünüp şaşırsalarda ben spor yapmadığımda kendimi huzursuz hissediyorum.az önce canım kuzucum sevgili iç ses!pınarla konuştum,çok özledim onu yaaa,hayal kurduk falan bi sürü,akşam koşu yaparken mesaj attı dedim koşuyorum ben şimdi sonra arıycam.aradım tanıdığım neşeli eğlenceli ses,nasıl özledim anlatamam.dedim seneye birlikte spor yapıcaz yüzücez koşucaz falan,ben burda çok tembelleştim önce bana yürümeyi öğretmen lazım dio şapşal=))tam bi durum komedisi,burdan da belirtiyim her ne kadar fazla bi okur kitlesine ulaşamasam da pınarla evlenicek olan erkek yaşadı,tabi benimlede=))bol bol akıl verdi tabi bana sevgilli iç ses,mutlulukla kapattık tekefonu.nerden nereye gelmişim.haftayada tatile gidiyorum yani..
On gün öncede bozcaadaya gittim nankör olmamak lazım yaz okulu tatilimin çokta içine etmedi aslında,nasıl sevimli nasıl güzel bi yer anlatamam,hep gidiyim hep gidiyim istiyorum.seneye yeni yazlıkta olucak bizimkiler büyük ihtimalle- bozcaadanın tam karşısında-,babam akıllı adam hep reddedemeyeceğimiz tekliflerle karşımıza çıkıo.canım benim,yerim!!
Hımmm sa 01.55!!uykum gelmeye başladı yavaştan,tam karşımda centilmen bi arkadaşımın bana dönemin son sınavı öncesinde yaptığı sevimli sürpriz tüm cazibesiyle karşımda duruyo ve şuan beni ele geçirmek üzereler.”yaaa ben hiçbişey bilmiorum diye sızlanırken,6.sezonuda içinde  barındıran how i met your mother cdlerinin çantadan çıkması tüm dertlerimi unutturdu bi anda=)çok izleyesim var!
Acayip bi kafa hali benimkisi şuan,acayip rahatım acayip mutluyum.kendi kendime mutluyum ben=)inanılmaz bi aldırmazlık var üzerimde önemsediğim olaylara,insanlara karşı..bazen ben bile kendime şaşırıyorum.sanki şu okul stresinin üzerimden kalkmasına bağlıymış herşey,bunun dışında bi anda herşey gözümde eski önemini yitirdi ve canımın istediği zamanda canımın istediği şeyi yapıorum.duygusal dünyamla uğraşmamaya çalışıorum bi de bu ara,fena halde köşeye şıkıştım çünkü=)neyse şimdilik bu durumları da rafa kaldırıyım bi de bunları anlatsam sabaha kadar yazarım heralde..venüs için dizi vakti=)Özlemişim bu mecraları,seviyorum hepinizi!

19 Haziran 2011 Pazar

valla bişey değişmedi hayatımda(:

evet efendim venüs production iftiharla sunar!!
her ne kadar lise yıllarında göz dolduran başarı serilerini üniversite yıllarında yakalayamamış ve üzerine yaz okuluna-tek dersten ama-kalmış olsamda iftiharla sunuyorum=)artık bende mezunum!!
hemde yeminli bi mühendisim artık,son yedi saatir ülkeme,aileme,topluma ve bunun türevleri pek çok merciye karşı sorumluluklarım arttı-yada artmış=)yani ben kendimdeki değişime muaffak olamadım henüz,ki daha bi süre aynı şekilde devam edicem sanırım.
tören sabahı bende ne bi heyecan ne bişey,cübbeyi falan giydim ama tık yok,sanki seneye tekrar gelicekmişim gibi hissediorum,zaten töreni şenlendiren bi de köpeğimiz vardı ki anca bu kadar olabilir,olmasa hiç bi atraksiyonu olmıcaktı=)rektör çıktı konuşma yapıo köpekcik kırmızı halı üzerinde salına salına gezinio,garip garip pozlara girio falan=))törenle ilgilenen bi insan evladı yok,herkes kopuyo köpeğin hareketlere,biz bi de en öndeyiz,köpekcik yanımıza falan gelio yağmurda var silkelenio falan ama hayvan asil kırmızı halıdan gram sekmiyo çizgisi=))kimse müdahale etmeyince öğrencilerin arasınada karıştı, baya eğlendirdi bizi=)))
ımmmm bunun dışında törene damgasını vuran diğer şey "bereket"olarak nitelendirmek istediğimiz yağmurdu!!yani kızların nerdeyse hepsinin saçları mahfoldu ama beyler "oooouuuuw süper beş milyar maaşla işe başlıcaz" gazlarıyla ağlamaklı bakan gözlerden yaşların akmasına mani oldular=)yağmur dolayısıyla pek fazla fotoğraf bile çekilemedik.
fotoğrafı olmasada unutamıycağım isimlerden biri nazmi olucak sanırım,tam sevimli bi rahip gibi olmuş o cübbenin içinde,hafiften şişmanda pek yakışmıştı.yağmurun yağmasını "suratımıza şeytan işio bak görüyomusunuz" diye yorumlamasından dolayıda böle bi çağrışım yapmış olabilir bende..
işte böyle..
artık mezunum ama ruhum hala çocuk onu napıcaz bilmiorum=))


p.s:bu akşam yazdığım ikinci yazı,ki bugün çokta konuştum aslında.tören aslında ayın 16'sindaydı o gün yazmaya başladım ama tamamlayamayınca taslaklarda kaldı,o gün yazmış olsaydım keşke ama bu da fena olmadı heralde..
venüs artık gerçekten kaçar(:



baloya beş kala!

nasıl yorgunum nasıl yorgunum anlatamam,tatlı bi yorgunluk ama..zaten mütemadiyen uzak dururum ben can sıkıcı şeylerden,fakat bugün sevgili paçozla alışveriş olayının suyunu çıkarmış bulunuyoruz!!şaka değil bugün tam yedi saatimizi harcadık takı çanta ve ayakkabı bulabilmek için!!ummm sonuca gelince bence başarılı sayılırız,yani ikimizinde eksikleri kalmadı değil ama vücudum ciddi anlamda yorgunluk sinyalleri vermeye başlayınca eve dönmenin daha akıllıca olcağını düşündüm ki alışveriş merkezlerinin kapanmasınada sadece yarım saat kalmıştı o ayrı:)sevgili paçoz son dakikalarıda itinayla değerlendirmek istedi ama nihayete erdirebildiğini sanmıyorum.bandı başa sarıp bu çılgın alışveriş maratonundan bahsetmek istiorum=)
sevgili terzimiz dünyalar tatlısı hamle abla kıyafetlerimizi sonunda teslim edebildi!!son dikişler üzerimde tamamlandı ve tamı tamına iki saat sürdü.ama değdi yani ben bayıldım elbiseme,o sırada gelen insanlarda pek beğendi.diken emeği geçen herkese milyon kere teşekkür ettim çünkü gerçekten düzgün dikilmeseydi hiç bişeye benzemiycekti,gövde kısmı capraz bantlardan oluşuo aralardan tenim gözüküo-biraz iddialı oldu-o bantların hepsini üstümde diktiler işte iice otursun die,rengide alev gibi kıpkırmızı,çokça heyecanlıyım yarın gece için..
elbiseyi aldık geriye kaldı çanta ayakkabı ve takı,abartmıyorum ayakkabı için üç dört günümü harcamışımdır ama yok yok yok!!ağlamaklı geziniyorum artık derken ninewestte bir model beğendimki sankı benim elbisem için tasarlanmış ama kötü talih peşimi bırakmadı numarası yok!!istinye parkı aratıyorum yok, cevahirde yok,profiloda yok,umudu kestim iice.dün artık o ayakkbıyı unutarak bakırköye gittim bakıyorum hiç içime sinen bişey yok,capacitye girdim dedim nineweste bakıyım,bi baktım benim bebekler duruo orda!!nasıl bi heyacanla numarayı sorduğumu hatırlıyorum:)var dedı uzaklardan bi ses!!!hemde hem grisinin hem altın renginin!!38 denedim geniş oldu,aynı cici ses 37,5 var hanfendi isterseniz getiriyim demez mi??ağlıycam sevinçten sarılıp öpücem yani o derece,neyse getirdi cici adam ayakkabıları giydim ayağıma..işte bu!!işte bu!!o kadar şımardım ki hangi rengini alsam die bakıorum sonra elbiseniz ne renk die sordu cici ses ve alev kırmızısına altın renginin daha güzel olcağına karar verdik:)pradanın bi modelini beğenmiştim bunlarda aynı ona benzio hatta daha güzel tamamen simli ışıl ışıl parlıo ayağımda,son zamanlarda en çok aşık olarak aldığım ayakkabı heralde,çok zarif çok şık zaten çanta bakarken gören herkes bayıldı ayakkbıya=)paçaozla bugün ayakkabıcıda buluştuk-düşünün yani artık o kadar delirdik ki ayakkabıcılarda buluşuoruz-geldiğim gibi ayakkabıları gösterdim ordaki adam bile atladı bi bakabilirmiyim die,sonra bana bişey beğendirmeye çalışmadı zaten=)
geldik çanta almaya,ayakkabı bakır altın rengi arası nasıl bulucaz derken pek kasmadı,paçozun gümüş rengi ayakkabılarına gümüş çanta bulamadık çok komik=)bi de"yeaaa seninkine çok kolay bulucazda benimkini napıcaz" derken onun çantasını alamadık yaa,artık cevahirde beynimiz sulandı,en son saça takılcak bi aksesuar bakıoruz ben girdim bi yere kibarlığımdan eser kalmıycak bi şekilde "hani o kafaya takılan şeylerden arıyoruz varmı acaba sizde"dedim,zavallı kadın anlamadı biz koptuk zaten.ben o sırada aksesuar değil oturcak yer düşünüyorum, çünkü bugün nişantaşını osmanbeyi tavaf ettiğimiz yetmezmiş gibi bide ordan cevahire kadar yürüdük.iice beynimiz sulandı ota boka gülüyoruz,başka bi yere girdik yine saç için bi aksesuar bakıoruz bu seferde deniz "bu biraz küçük değilmi benim her tarafımda taş olmalı taş!" deyince ben koptum "bi kaç tane alalım o zaman deyince" bu sefer o başladı gülmeye..ama deli gibi gülüyoruz,insanlarda bize bakıo ne var bu kadar gülcek diye,ay şuan bile gülüyorum o halimize=))
nese ordanda bişey alamadan çıktık,benim küpemide bulduk ama bileklik bulamıoruz,denizinde çantası yok hala, saat 21.00!!bi yerde çanta bulduk bu sefer üstü lekeli,bizimki çok titiz ya bahtsız bedevi bi işi düzgün gitmiyo=)neticede alamadan çıkmış olduk,yarın sabah erkenden tekrar bakıcak=))
ben bileklik almaktan vazgaçtim şuan için,bi kaç kozmetik eşyası hariç bi eksiğimiz kalmadı!!az önce sevgili partnerimle balo öncesi kritiği yaptık,238124197 kez tekrarladı geç kalmamam gerektiğini mümkünse en erken saatte hazırlanmaya başlayıp onu bekletmememi falan..çemkirmesem suscağı yok!!yani beylerinde bazen biz bayanlardan pek bi farklı tarafı yok:p-kesin okuycak bu satırları sonrada gelip diycek bi de bole bole yazmışsın die-seviyorum kendisini çokça,hem kızmaz bana geç kalsamda=))
çokça keyifli bi gündü çok eğlendim bugün denizle böyle gezmeyi çok özlemişim,yarına kadarda umarım tam iileşirim.dün çok hasta oldum ben:/nolduğunu da anlayamadım bırden bi mide ağrısı bulantısı falan eve zor geldim,sabah kardeşim nerdeyse doktora götürcekti ama iiyim şimdi,nese hastalıklardan bahsetmeyi sevmiorum zaten..
hımmm bugün biraz sinirlendimde aslında ben,sorumsuzluğa özensizliğe hiç tahammülm yok  galiba..bunu hissettiğim zamanlarda çok uyuz bi insan olabiliorum ya da kişilerle ilgili  çok olumsuz sonuçlara varabiliyorum,özellikle kötü bi mazisi varsa..
istiyorum ki herşey hayal ettiğim gibi tertemiz olsun...olabilir mi çok istersem??
bazen beni mutlu etcek küçük şeyleri sevdiğim insanların kulağına fısıldamak istiyorum geceleri..herşey daha güzel olurdu o zaman,tam hayal ettiğim gibi..
aaa bu arada benim için en özel erkeği burda anmadan geçmek olmaz bugün, gerçi saat geç oldu baya ama olsun,yazının sonunda aklıma geldi çünkü
bugün babalar günü,babamın yanında olamadığım nadir babalar günlerinden biri belkide ilki bilmiyorum,ama benden kaynaklanmıyo annemle tatilde onlar=)bugün annem yine tatlı tatlı babamı şikayet ediyodu.babam yolda yapay heyecan yaratmaya bayılır.benzin uyarı lambası yanana kadar kesinlikle almaz,bu yıllardır böle.annemde her seferinde bi gün görceksin yolda kalıcaz deyip kızar gibi yapar.bu arabamızın yol bilgisayarı olmasına rağmen babam yine aynı heyecanı yaratmak istemiş ve benzin almamış sonrada uzunca bi süre benzin istasyonu bulamamışlar,öyle ki benzin istasyonuna girdiklerinde arabada sadece 5 km gitcek kadar benzin varmış.anem yine ucuz kurtuldu bu adam gerçekten çok şanslı derken babamda itiraf etti bu sefer korkudan tansiyonun yükseldiğini=))ikiside tam komedi,babam zaten çocuk  ruhlu hep gülüo..o kadar çok seviorum ki onu,böyle yazarken bile duygulanıyorum gözlerim doluo,manyakmıyım neyim yaa=))nerden nereye geldim bak!
canım babam,hayatımın tek esas,hiç değişmiycek erkeği çok seviorum seni,babalar günün kutlu olsun=)
yanlış anlaşılmasın annemide çok severim biz de ayırmaca yok!
artık venüs kaçar=))

5 Haziran 2011 Pazar

hallet-i ruhiyye


neyseki gergin ve sinir bozucu haftanın son günü!!"ben yaşamıyorum heralde ama kimse bana haber vermiyo" diye geçen altı günün ardından biraz rahatladım sayılır ama ya da hayır hala patlamaya hazır bi bomba gibi hissediyorum kendimi ki aslında çok nadir bu noktaya gelicek kadar üzülüp sinirlenirim ben.gelen anlamda canımı sıkıcak kişi ve olaylardan uzak durmayı tercih eden bi insana olmama rağmen bu hafta olaylar beni buldu resmen!!
olay 1:yaz okuluna kaldım!!resmi olarak kesin olmamakla birlikte %90 gibi bişey!!şaka gibi mevzu,okulun bitmesi ağustos ortasını bulucak,önce baya sinirlerim bozuldu ama geçti derkeeeeeen;
olay 2:annem rahatsızlandı.salı sabah başlayan kabus bi anda okul sınav mezuniyet vs vs tarzında problemlerimi ikinci planda bırakarak sadece buna kanalize olmamı sağladı.neyseki şuan herşey normal:)bu sevimsiz konudan bahsetmek istemiyorum bile,bütün hafta canım sıkkındı yani,neyseki sevimli bi kaç kişi haftayı daha çekilir bi hale getirdi ama şuan onlara da bozuğum o ayrı!!
olay 3:balo kıyafetim hala bitmedi,benden mi kaynaklanıo terzimden mi anlayamadım.geçtiğimiz salı almaya gittim,malum son prova olucak üzerimde bildiğin yine geniş!!ben şaşkın hamle abla şaşkın "venüs üstelik 2 cm daha içerden aldım"dedi.o kadar zayıflamış olamam ters giden bişey var,kesin nazar var elbisenin üzerinde:))zaten kıyafetimle ilgili sıkıntım bitmek bilmio,hala bi ayakkabı beğenemedim!!!! ki ben beş dakika içinde on çift ayakkabı beğenebilme potansiyeline sahip biriyim.ışın trajikomik kısmı ise şu güne  kadar ne zaman ayakkabı alma niyetiyle dışarı çıksam-ki o niyet hep içimdedir-tercihim topuklu ayakkabılardan yana olurken bu sefer topuklu ayakkabı almam gerekirken spor ayakkabılara gözümün takılması.Aklımda duracağına dolabımda dursun felsefimide devreye sokamıyorum bu sefer çünkü şu mezuniyet olayı beni cidden sarsmış durumda.neyseki mezuniyet hediyesi ne istersin die sorup beni şımartan sevimli m, sevimli insanlar var:))o ayakkabılar benim olmalı!!
olay 4:aslında bu tam olarak bi olay deil,bazen esiyo işte bana böle sinirleniorum falan..ama asıl uyuz olduğum tam ii bişey yapmaya niyetlendiğim sırada karşımdaki insanın bilerek veya bilmeyerek beni uyuz etcek bişey bulmayı başarması!!işte böyle zamanlarda bende olabildiğince uyuz keçi gibi inatçı sevimsiz biri oluyorum,hatasını anladı diyelim düzeltmeye çalışıo bende hiiiç geri vites yok.aslında bu huyumu da pek sevmiyorum.
olay 5:bugün bütün gün evdeydim!!!ben ve evde olmak aslında birbirine çok ayrı kavramlar tanıyan yakın çevrem çok iyi bilir.sevgili annecim yorulmasın die yaklaşık üç saat ütü yaptım ve tüm evi topladım.şimdi nasıl sükseli dolaşıyorum evde sormayın gitsin.babamın gözleri yaşardı "yok babacım yardıma ihtiyacım ütünün hepsini kendim yaparım deyince":))tabi temizlik canavarı nimet ablanın bile bizim evi sabahtan akşama kadar anca temizlediğini bilen ev halkı bu konudaki gayretimi defalarca takdir ettiler.şimdi annemle babam alışverişe çıktı bende yalnız kalınca blogumu yazıyım dedim.aslında bu pazarı tamamen aileme ayırmış olmak -her nekadar sabahtan akşama kadar ev işleriyle uğraşmış olsamda-mutlu etti beni.canlarım benim yaa çok seviorum annemle babamı
olay 6:ilk defa bi erkekten çok fena posta yedim dün!!bildiğiniz reddedildim selcan die bı kız için,hemde gururumu ayaklar altına almama rağmen!!bu erkek milleti her yaşta aynı efendim,tecrübeyle sabitledim.dün yazlığa gittik anemlerle,dedim kendi kendime bi yürüyüş yapıyım sahile iniyim biraz hayaller kuruyım falan bir de baktım geçen yaz büyük aşk yaşadığım hakan.beyfendide bi havalar tafralar falan hatırlamadı bile beni.
-v:naber hakan??
-h:iiyim anaokulundan mezun oldum biliosundur belki, sen nasılsın??
-v:ii bende çok ii görünüosun boyunda uzamış ama hatırlamadın sanki beni??
-h:hatırlamadım açıkcası
-v:o zaman kesin bi sevgilin var??
-h:evt var adı da selcan,gerçi beni ağlatıomu-aldatıomu demek istio aslında- bilmiorum ama ayrılmadık şuan geçen gün facebookta resimlerini gördüm bi başkasıyla yıkıldım resmen.
-v:yaz gelince nolcak peki??buraya gelebilcek mi??
-h:gelmicek tabiki artık burda bakıcaz bişeyler:))))sen burda olucakmısın??
-v:evt de neden sordun??
-h:belki bişeyler olabilir aramızda ne dersin??
-v:olur ama önce selcanı arayıp ona benimle birlikte olcağını söyliceksin yoksa kabul etmem!!
-h:ama çok üzülür o zaman.
-v:valla ben bilmem böylede ben üzülürüm,bak sana düşünmek içn bi sa veriyorum yoksa bende başka biriyle çıkıcam elimde telefon zaten bi mesajıma bakar haberin olsun.
-h:bu şekilde beni çok zor durumda bırakıosun ama..hımm dur bi beş dakika düşüniyim
bi kaç dakika süren sessizliğin ardından
-v.hadi söyle kararını??
-h:yaa bak üzülme sen daha güzelsin ama ben selcanı seviorum
-v:peki ama sonra pişman olup geldiğinde herşey için çok geç olucak haberin olsun!!
işte böyle gençler geçen yaz havuz başında yanımdan ayrılmayan millet bana yan gözle bakınca yaygarayı koparan biçkin delikanlı bu sene yüzüme bile bakmadı ve 17 yaşındaki genç sevgilisini bana tercih etti:))ah bu erkek milleti hiç bi yaş grubunuzu anlamak mümkün değil:))))
bunun dışında dansa ve spora ve ara vermenin yaratmış olduğu bi gerginlikte var üzerimde,bugün balkondan havuzu izledim durdum ama ev işleriyle uğraşmaktan fırsat bulamadım,yarın sabah erkenden kalkıcam ve istanbula gitmeden önce üzerimdeki tüm kötü enerjiyi serin sulara bırakıcam...
aaa bu arada bugün yeni bi yemek yapmayı daha öğrendim,bu sıra mutfağa olan ilgimde artmaya başladı:))noluo bana böle yaa,sanırım hedefi on ikiden vurmak niyetindeyim:P
yazdıklarıma şöle bi göz gezdirdim de ne kadar sıkılırsam sıkılıyım çok depresif olamıorum ben halbuki biraz melankoli yapıyım die oturmuştum pc başına ama olmuo olmuo..zaten paçozda hep der sana yakışmıo die:))keyfim yerine geldi bak yine sonunda.
bu hafta çok güzel olucak biliorum,çokta youn daha ista dönmeden bi sürü plan yaptım,insanların beni sevmesine önemsemesine bayılıorum ama bende onları çok seviorum:)
öperim tüm sevdiklerimi,kalın sağlıcakla!

21 Mayıs 2011 Cumartesi

memleketimden apaçi manzaraları(:

bu ara hep işgüzar insanlarla uğraşıyorum ama sinirlenmiyorum,kimsenin yalanını yüzüne vurmuyorum,uğraşmıyorum, aksine insanların kendini akıllı zanneden bu hali eğlendiriyo beni.bi alternatif tabi karşındakini yerin dibine sokmak ama yalan kovalayacak yaşı çoktan geçtik bence..neden burdan başladım bilmiyorum halbuki keyfim yerinde bugün;havaya,kötü geçen mazaret sınavıma,yatağımın üzerinde beni bekleyen dağ gibi ütü ve bu hafta sonu yaptığım planlar neticesinde çok youn olduğumu an itibariyle farketmeme rağmen hemde!
farklı yaşıorum bu aralar ben hayatı birden çok fazla rutinin dışına çıkıyorum,yine böyle bi dönem olmuştu hayatımda..sadece kendim için yaşıyorum..sorumluluklarımı yerine getirmedikçede delicesine zevk alıorum pervasızlığımdan:)
sabah uyanıyorum mesela yapmam gereken bi sürü şey var yine,ama hepsinden keyif alıorum,gerçi bu da bi noktada belli şeylere karşı zaten kıt olan sabrımın eşik değerini hepten düşürüyo ama olsun..
arka fonda en sevdiğim şarkılardan biri çalıo şuan,çılgınlar gibi dans etmek istiyorum aslında bu akşam.belki spontane bir plan..hiçte fena olmaz aslında:))
geçen hafta cuma akşamıda  aynı gazla bu gece kopucaz,kimse bizi tutamaz mantalitesini kafamıza yerleştirdik öncelikle.evden çıkmadan önce bildiğimiz tüm duaları ediyoruz ama nolur bu gece gittiğimiz mekanda techno müzik kurbanı olmayalım die:)neticede burak yeter'in djliğini yaptığı bir partiye gitmeye karar verdik, belirtmem gereken çok önemli bir nokta var ki o da partiye "kızkıza" gidiyo oluşumuz!
yanımdaki çıtırın bayıldığı "oyalama beni"şarkısıyla burak yeter geceye start vermiş oldu,biz kendi çapımızda eğlenioruz dans edioruz konuşuoruz falan,çat dakika bir gol bir:
iki adet salak yanımıza geldi:"bizimle locaya gelmek istermisiniz?"die,tabi kibarca def ettik, bunlar süngüsü düşmüş köpekler gibi yerlerine geri döndüler ama arkadaşlarının alaycı bakışlarının yarattığı psikolojiyi yedirememiş olan biri 15 dakika sonra tekrar yanımızda bitti ve özgüven patlaması içindeki tavırlarla: "o kadar güzelsinki burdan başka bi yere bakamıyorum"cümlesiyle beni benden aldı yani!!"şimdi yerine dön ve bi daha bu tarafa bakıpta sinirlerimi bozma" dedim.adam hala konuşuo en sonunda sevgili algı "bas git şimdi yoksa barmenlere şikayet edicem seni "diye tehditi savurunca bu götüm götüm uzaklaştı yanımızdan:))
biz kendi çapımızda eğlenmeye devam edioruz bu sefer işgüzar bi kız geldi yanımıza bildiğin makinalı tüfek gibi konuşuo ama!!işte iki tane arkadaşı gelcekmiş,içeri girmelerini yardım edebilirmiymişiz sonra bi daha hiç konuşmazmışız falan fistan..kabul ettik biz de,çıktık kapının önüne çoçuklar eşofmanla gelmişler die içeri almadılar bizde beklemedik ve tekrar içeri geçtik.bi yarım sa sonra baktım kız yanında bi çocukla geldi arkadaşım size teşekkür etmek istedi die.biz "bu ne perhiz bu ne lahana turşusu" modunda çoçuğun teşekkürünü kabul ettik ama yüzüne bile bakmadık el şıkıştık,
onlar öle kalakaldı karşımızda.anlam veremediğim taraf çoçukların bizimle içeri girmesinde en ufak bi payımız olmamasına rağmen teşekkürü borç bilmeleri!!çoçukların diorum çünkü bi ara wc'ye gitmek için dışarı çıktığımda bu sefer dieri geldi yanıma kendini tanıttı arkasından bi dizi teşekkür faslı falan..tabi niyet anlaşıldı bende safa yatıorum ama,bozucam ya adamı!en sonunda bu saftirik yüz bulunca isterseniz birlikte takılalım gibisine getirdi,gülerek "ne münasebet, hem fazla özgüven insanı böle yarı yolda bırakır"dedim,anlamadı salak ne dediğimi bakıo arkamdan,onuda öle göndermiş oldum yanımızdan..tabi mekan zengin apaçi kaynıo..-sizi bi yerden tanıorum mutlaka??-hayır olamaz, ben sizi tanımıyorum-ben sizi facebookta gördüm sanırım??-facebook kullanmıorum(pis bi gülüşle) tarzı diyaloglar havada uçuşurken gecenin en dikkat geçen ismi gerçek bi apaçi oldu!!barda oturuyoruz birden algının dürtmesiyle karşımızda her bakışımızda kendinden geçen apaçiyi keşfetmiş oldum!!böyle bir salaklık,böyle katıksız bir apaçi örneği görmedim ben hayatımda.apaçi dansının kitabını yazmışçasına ahenkle dans eden vücut,anlayamadığı ingilizce şarkılara eşlik etmeye çalışan dudaklar ve baktığmızı farkettikçe içkisini eline alarak kendini kaybedercesine dans eden ve giydiği beyaz gömlek sayesinde onca kalabalığın içinde ay gibi parlayan bu şahsiyeti es geçmek mümkün değildi.apaçiye bildiğin bakıoruz ve kahkahalarla gülüyoruz o da zevkten mest oluyo,artık ne anladı o kadar gülmemizden bilmiyorum ama herşeye herkese rağmen dikkat çekmeyi başarmanın haklı gururunu yaşıodu o dakikalarda heralde.aklıma geldikçe gülüyorum,her mekana lazım böyle bi kaç tane:))işte böyle bunlarda yurdumdan saf ve zengin apaçi manzaraları:)))
yani nereye gidersek gidelim mekan ne kadar kalite olursa olsun apaçilerden kaçış yok gençler!!hayır böle doğuştan apaçi olanlar komik oluyo en azından ama dierleri hiç katlanılcak gibi deil yani..
acaba arkanızdan ne kadar alay ettiğimizi bilseniz aynı şeyleri tekrar eder misiniz beyler??denk gelipte bu yazıyı okuyacak olan tüm beylere sesleniyorum burdan "apaçi olmayın,cool karizmayı da mümkün mertebe elden bırakmayın(:"
venüs kaçar,zaten geç bile kaldı!!
p.s:bu arada yıllarca face kullanmıorum ben die artistlik yapıp "bilişim etiği"die saçma sapan bi ders yüzünden hesap açmak zorunda kaldığıma inanamıorum!!şaka gibi face üzerinde vize notu vericek olan bi hocam var benim!!

18 Mayıs 2011 Çarşamba

iç ses..

hani böyle bişeyi kaybedersin..günlerce ararsın deli gibi..sonra zaman geçer...ama olmadık zamanlarda aklına gelmeye devam eder o..sonra zaman geçer yine eskisi kadar önemsemediğini farkedersin..o kadar çok zaman geçer ki ne kaybettiğini unutursun bile.. ya da unuttuğunu zannedersin..tam unuttuğuna inandığın anda aslında sadece derinlerde bi yere sakladığını farkedersin..
işte tam öyle bi durumdayım şuan..
içim titriyo bunları yazarken,çok uzun zamandan sonra bişeyleri anlatmak bu kadar zor,sanki ne söylesem bişey eksik kalıcakmış gibi..
o kadar heyecanlıyım ki,heyecanım susmakla anlatmak arasında çelişkide bırakıo beni..
böyle çocukça heyecanlarım çok geçmişte kalmıştı oysa ki..
en sevdiği oyuncağını bulan küçük bi kız çocuğu gibi hissediyorum kendimi..
öyle saf bi huzur var üzerimde,öyle çocuksu bi mutluluk..
sebebini ben bile bilmiyorum şuan,ya da kendime bile itiraf edemiyorum..

12 Mayıs 2011 Perşembe

her telden bişeyler

inanılması çok güç ama bugün saat sekizde eve geldim,olağandışı tavrılar sergileyerek bu akşamki antremanı ektim ve bu sefer vicdan azabıda çekmiorum yani:)Erken saatte eve gelmeyi unutmuşum resmen özellikle son yirmi gündür öyle bi koşturma içerisindeyim ki kendi hızıma yetişemiorum desem abartmış olmam!!Öyleki akşamları eve dönüş yolunda yürürken yatağımı düşlemeye başlıorum!!Yarın yine çılgınlar gibi saatlerle yarışacağım bi gün beni beklio olsada su dort bes saatlik boşluk bile mutlu eder oldu beni,gerçi yanlış anlaşılmasın ben zaten hayatı böyle yaşamayı seviorum:)
çok amaçsız bi yazı olucak bu,aklımda milyon tane şey var ve hepsini yazasım var aksi gibi.zaten bu benim en spesifik özelliklerimden biri heralde konuşamaya veya yazmaya başladığımda kolaylıkla susamıyorum.
blog yazmaya başladığımdan beri liste bağımlısı biri olduğumda aşikar!evet sevgili okur venüs production hayatından yeni kesitleri iftiharla sunar...
*allah neşemi bozmasın ama dün çok ciddi bi kaza atlattım!her ne kadar bacağımdaki sargı bezinden dolayı sekerek yürüyo olsamda şuan endişelencek bi durum yok ortada-gerçi babam bugün milyon defa arayıp olağandışı bi durum varmış gibi davransada iiyim aslında-dün akşam sabancı ünide gösterimiz vardı,okula geldik tam servisten inerken bildiğin yere kapaklandım ben.bi elimde koskocaman spor çantası dierinde deri ceketim telefonum falan derken tutuncak yerde yok olduğu gibi dizlerimin üzerine düştüm.genelde düştüğüm zamanlarda kendi komik durumuma gülen bi insan olmama rağmen bu sefer baya gözlerim doldu,beyaz çorabın altından gelen kan lekesini görünce ellerde bi titreme falan..nese hemen bizimkiler geldi ama ben bildiğin şoktayım,hemen buz koyduk bişeyler yaptık ama dizim bildiğin ağrıyo deli gibi.o halimle bide prova aldım beş saat sonrada gösteriye çıktım hırs yaptım!peki ya sonuç??şuan dizim çocukluk yıllarımdan kalmış gibi sargıda:)nazar değdi bana dün,dedim sabancıya gidioruz şöylee bi giyiniyim çektim mini eteğimi tarz çoraplarımı,sevgili hocam beni görünce
-hoca:venüs siz mankenlik yaptınız mı??
-venüs:evt hocam neden sordunuz??
-hoca:manken gibisinizde ondan.
-venüs:-utanarak- teşekkür ederimmm
diyaloğunun arkasından kıskanç bakışların zulmüne kurban gittim tabi!!zaten çok sıkıntı yaratmayan rahatısızlıkları seviorum ben:Ptabi naz da yapıorum inceden inceden:))evet fazlaca şımarık biriyim kimi zaman!en sevdiğim çorabım paramparça olmasaydı iiyidi ama:/
*şımarıklık demişken böle zamanlarda kendimi ödüllendirmeyi seviorum ben,bugünde sevgili paçozla kadıköy semalarındaydık mezuniyet için ayakkabı falan bakalım dedik gerçi ben avmler dışında herhangi bi yerden alışveriş yapabilme potansiyeline sahip deilim ama bugün yine bi ilke imza atmayı başardım ve kadıköyün en nezih sokaklarında bile 350 tl değerinde bi ayakkabı bulmayı başardım!!bu kadarıda olmaz derken çılgın hatun algı aradı
-a:napıosun bebeyim??
-v:iidir tatlım ayakkabı bakıoruz,yaa algı inanmıcaksın ama burda bi ayakkabı beğendim 350 tl
-a:-şokla karışık kahkalarla-bence yanlış anlamışsındır 35 tldir o:))
-v:yok bebeyim eminim bu fiyat üzerinden pazarlık yaptık:)
-a:seni takdir ediorum ve 500tlye kadar limit koyuyorum,eğer onuda bulursan madalya takıcam yani:)))
-v:nese onu boşver de çok bomba haberlerim var..............
-a:kızııııım inanmıorum yaaa,çok merak ettim şimdi,bak bence yarın şık bi yerde yemek yiyelim??
-v:süper olur,cumada eğlenmeye gidelim??
-a:yaa yalın konseri vardı istanbul ünide??
-v:uff algı istanbul ünide saçlarını ortadan ikiye ayırmış emo tiplerle iki tane duygusal şarkı dinleyip havaya girceksin falan mı sanıosun,sonra nerden geldim diceksin buraya:))
-a:offf venüs yaa içimdeki sesi dısarı yansıtmasan olmaz dimi:))nese yarın akşam yemekte kandırabilirsin beni:))
*uzunca bi zaman önce düzenlemeyi tasarladığım paintball turnuvası bu pazar günü hayata geçiyor bi aksilik olmazsa,çokça heyecanlıyım!!bahar geldi yaa venüsün içindeki organizatör ruhu canlandı,iki günden beri telefonlarım susmak bilmiyo,bu sebepten ötürüde fındık fıstık olmak istiorum turnuvada.bu emeğin bi karşılığı olmalı:))
*keyfim yerinde ya şu sıra,sevdiğim herkese şımarıyorum spontane sözler alıorum ve hemen uygulamaya konsun istiorum:)mesela sevgili partnerim  bi çalışmaya gelmediği için küser gibi yaptım sonra bebekte waffle sözünü kaptım kendisinden,geçtiğimiz cumarteside verdiği sözü unutmadığını gösterdi ve çokta keyifli bi gün geçirdik.değişik,birbirinden bağımsız insanları bir araya getirmeyi pek sevmem aslında ama durum komedisi ayşegül herkesi gülmekten öldürdü yine!!bi insan hem bu kadar sempatik hemde bu kadar kendisiyle barışık olamaz:)
-a:yaa venüs benim biyolojik yaşım 58miş inanabiliomusun ve vucüdumun %40'ı yağ,belimde 95cm!!(kesinlikle gözünüzde şişman biri canlanmasın aslında pek güzel hatundur ama biraz balık etli)
-v:yanlışın vardır tatlım yaa o kadar olamaz-bi anlık gafletle-yani benim kalçam 88 ve kesinlikle senin belinden daha kalın yani
-a:dalgamı geçiosun sen benle yaa,ölçüm yaptırdım diorum??
-v:hımm....
-a:yinede senden daha güzelim en güzel hep benim:)))
diyerek herkesin bu diyaloğa rahatça gülebilmesini sağlar.
*hani yine daha önceden yazdığım bi dileğim vardı yeni yaşımla alakalı:"değişik insanlarla tanışmak istiorum"demiştim ama şuan bahsedeceğim kişi değişiğin de ötesinde biri!!!annemler bir iki ay kadar önce yeni bi yazlık aldılar bizde 23 nisanda ailece oraya gittik songül ablalarla-annemin kankisi,benimde anne yarısı olur kendisi-:)her nese yazlığın bulunduğu yer sit alanıymıs yalnızca bizim site var önü pırıl pırıl ege denizi arkasıda alabildiğince yemyeşil orman.yazlığı beğenmesine çok beğendik ama bizim dier yazlık hiç bir börtü böcüğün barınamıyacağı kadar steril!her gün siteyi karış karış gezen bahçıvanlardan ötürü de görünen tek yeşilliğin muntazam bir biçimde biçilmiş çimler ve mis gibi kokan güller olduğunu düşünülünce burası fazla doğayla içiçe kalıo.tabi ben baştan olayın farkında deilim,hep beraber balkonda oturuyoruz sitenin bekçisi olan ailede yanımızda,siteyle ilgili olaylardan bahsedio falan.derken konu vahşi doğadan açıldı,sitenin arka tarafında bulunan vahşi hayvanlardan falan
-kadın:buralarda çok fazla yılan olur,orman ya arka taraf ama sen bişey yapmadığında bişey yapmaz onlar
-v:nası yani bişey yapmaz yılan bu bildiğin??
-k:yılanı öldürüvermekten nolcek tutup silkeliyivercen bi daha hiiiiç hareket edemez
-v:ne yani eline mi alıosun sen yılanı??
-kadının kızı:biz evimizde yılan besledik
-k:tabi vardı bizim bi tane tavanlarda gezerdi,ama hiç birimize bi zarar vermedi,hatta bi gün bak noldu anlatıverem
-v:??
-k:gece yattık yatağa kocam dediki fatma ayakların ne kadar souk,halbuki benim ayaklarım onunkilere değmiodu bi kalktım baktım ki yılanmış yatağa girivermiş
-v:yok artık,e naptınız peki??
-k:napıvercez hiç bişey yapmadık,bence o hocaydı zaten yılan deildi sabah kendi kendine gidiverdi.
-v:-dehşet içinde-hımmmm
-k:o da bişey mi kurtlar çakallar falanda var ormanlıkta..
-v:sen korkmuosun galiba hiçbişeyden
-k:ne korkuvercem en kötü tüfeğim var:)
-kadının kızı:venüs abla gezelim mi biraz etrafı
-v:yok tatlım bak ne güzel sohbet edioruz iiyim ben böle
derken bütün masa ufacık cesaretin onda biri bende olmadığı için kahkalarla gülerler.
p.s:neyseki kurtlar çakallar yılanlar,siteye giremiolarmış pek!!
*uzaklardan bahsetmişken daha da uzaklara gidesim geldi birden:)yine beklenmedik bi gelişme,okyanus aşırı bi sapığım var:))gerçi ben deil kendisi sapık olarak nitelendirdi varlığını.çok etkileyeci bi sesim varmış o yüzden her gün telefonda konuşuoruz kendisiyle.sanırım ona da ii gelio bu sohbetler öle hissediorum,en azından bana ii gelio:)fakat biraz fazla korkak kendisi amerikada yaşıo uzunca bi zamandır ve kesin dönüş yapıo önümüzdeki ay,istanbulda tek başına gezmekten korkuomuş,birazda şımarık benim gibi işte bunu napıcaz bilmiorum.ama sanırım ben onu bastırabilirim bu konuda,bi erkek
ne kadar şımarık olabilir ki hem:)))
*bunun dışında süper bi gelişme daha!!on gün içerisinde beşiktaşa taşınıyoruz:))hani diodum ya deniz kenarında bi eve taşınsak keşke die!!şaka gibi bu hayalimde gerçek oldu,evimiz denize 2 dak yürüme mesafesinde:))
yeni yaşım çok uğurlu geldi bana:))
*hımmmm bişey daha anlatasım var ama sanırım erken daha yazmak için,hem yazıpta olurunu kaçırmamak lazım dimi:)
ben yine çok konuştum bu gece,artık venüs kaçar..
hem belki uyuyamazsam yine gelirim,öyle çok yazasım var bu gece:))

27 Nisan 2011 Çarşamba

canım benim,ladesim..

"-t:yani sen şimdi azak kalesinin yerini gerçekten bilmiyomusun öyle mi??
 -v:ay deli midir nedir yaa bilmiorum dedik ya,zaten tarih dersini de sevmem ben.
 -t:getirin şu haritayı göstericem.
 -v:tam cins bu yaa öğrenmek istemiorum arkadaşım yaa..
 -t:işte böle kayıp bi gençlik yetişio,insan  nasıl merak etmez tarihini yaa..-eline bi harita alır-bak işte burası hanfendi,tarih yazıldı burda tarih!!!
 -v:hasta ruhlu bu bildiğin!"

hatırladığım en eski an bu sanırım..sınıf içerisinde deli gibi dolaşıp Azak kalesinin yerini her türk gencine öğretmeyi amaç edinmiş bir insandı kendisi,zaman geçtikçe daha türlü türlü tuhaflıklarına tanık olmadım deil.mesela olur olmaz şeyler için iddiaya girer, "varmısın ladesine" deyip tüm konsantrasyonumu yerle bir eder, olur olmaz bahanelerle elime bişeyler tutuşturmaya calışırdı,kim bilir belki de bu şekilde apayrı bir yer edindi kalbimde...şapşallıklarıyla eğlenip,başından geçen talihsiz olaylara gülerken,en anaç halimle onu kız milletinden korumaya çalışırken dopdolu yedi yılı birlikte geçirmişiz...
hayatımın her anında yanımda olmasa da varlığını hissettiğim canım benim ladesim o..ne kadar çok sevildiğini bilir aslında kendisi ama birde burdan okusun,mutlu olsun istedim.Normalde pek şımartmam kendisini,mütemadiyen şımaran delirten taraf ben olurum ama bu gün bi parça canı sıkkın ve aşktan müzdarip..bende hem eğlenmesini hemde içindeki cevheri farketmesini istediğimden onu bu platformda anlatmak istedim.evet şuan bu blogu milyonlar takip etmio olabilir,ama olası durumlar için burada kaleme alınmasında fayda görüyorum.
-daha önce de ona seni blogumda yazıcam dediğimde pek sevinmiş hemen "aman beni güzel anlat kırmıyım bacaklarını" demişti,ama tehditlere kulak asmayıp her yönüyle ele alınacak kendisi=))-
öyleyseee başlıorumm:)
*Genç kızlarımızın aklını başından alacak potansiyele sahip canım benim ladesimin adı Türker,arkadaşım olduğu için sölemiorum gerçekten eli yüzü düzgün çocuktur kendisi.Lise çağlarındaki o "parlak" surat yıllar içinde değişmiş pek çok kızımızın rüyalarını süsleyecek karizmayı kazanarak özellikle 3.sınıfta kitleleri peşinden sürüklemiştir.Dürüst davranmak gerekirse bunda kız sayısının maxımuma ulaştığı bi bölümde okumasının da etkisi var tabi,ama faceden yağan aradaşlık talepleri benim bu tezimi yalanlar niteliktedir.=)
*Çiçeği burnunda bi kimya mühendisidir kendisi,ileriki yıllarda kariyer anlamında kendisinden ciddi atılımlar beklesem de şimdi kendisini kayıp gençliği yetiştirmeye adamıştır.
*Dünya iyisi bi insan olmasına rağmen,kendisi için iyi olanı şeçmekte hep bi sorun yaşaması hayatındaki en büyük ironidir.Kızlar tarafından kuşatılmasına rağmen ya çok saftirik,yok artık dedirtecek cinsten kızları beğenir, ya da daha enteresan daha alengirli aşklara yelken açar,dolayısıyla hep müzmin bekardır ve bu kafayla müzmin takılmaya devam edecektir.
*Müzmin bekarlığının diğer sebebi alengirli işlere kafasının basmaması, herkesi iyi niyetli zannetmesidir,şu zamana kadar pek çok hayat dersi almış olsada bu konuda hala ağzının payını almamışça hareket ederek beni sinirden adete çıldırtır.Aramızdaki "-venüs sen haklıydın,kız milletine güvenmemek lazım-evt kız milletine güvenmemen lazım ben hariç"diyaloğu bi klasik olmuştur artık.
*Tam bi durum komedisi insanıdır,başından hep abuk sabuk olaylar geçer,olmadık insanlar hep onu bulur ve bu durumlardaki klasik tepkisi ise "arkadaşım sen ne ayaksın" olur.
*Esprilidir,içki içmeyi sever ve gece eğlencelerine düşkündür ama çapkınlık yapmaz olsa olsa masum flortler edinir kendisine ve bilerekte kimseyi üzmez.
*Hayatını hep bi atraksiyon halinde yaşar,hep heyecanlı heyecanlı konuşur telefonda, okadar ki bazen söylediklerinin hızına yetişemem ama çok iyi tanıdığım için kendisini her şekilde anlarım söylediklerini.
*Yalan söylemez hiç,söyleyemez çünkü.onu türker yapan herkes tarafından sevilmesini sağlayan en tipik özelliği de bu sanırım
*Organizatör ruhludur kendisi,her ne kadar lise yıllarında görememiş olsakta ünversitede kayda değer organizasyonlara imza atmıştır.
*Bana hiç kıyamaz,her türlü şımarıklığıma,nazıma,tuhaflığıma delirsede katlanır burdan tüm "kız milleti"ne duyurulur.Bu yüzden hayatına girmeye çalışan kızlar benimle iyi geçinmeye çalışsın,hatta mümkünse sempatimi kazanmak için tüm marifetlerini sergilesinler,münferit durumlarda çok fena birine dönüşebilirim çünkü.sevmediğim kızlarla olan ilişkileri er ya da geç bitmek zorunda kalmıştır bunu da bir dipnot olarak belirtiyim.
*İnanılmaz anaçtır,ne zaman mini etek giysem önce kolumdan tutup "yürü eve gidioruz değiştirceksin" der önce sonra baktı tutmuyo gittiğimiz mekanda en kuytu köşeleri şeçer insanların beni göz hapsine alamayacağı ve mümkünse bacaklarımın üzerine ya mantonu ya atkısını örter.Daha da çok sinirlenirse "ah sen yokmusun sen deli etceksin katil etceksin beni,sen benim kız arkım olsan var yaa canını okurum senin" deyip atar yapar bana ama sonra yine kıyamaz barışırız hemen=)


işte bir kalemde canım benim ladesim,ii ki varsın iiki  hayatımdasın,çokça seviorum seni!!!