14 Ocak 2012 Cumartesi

itiraf.com(=




Saatlerce susmadan anlatabilcek kadar çok şey var şuan aklımda! Zaman gerçekten bu kadar hızlı mı geçiyo yoksa ben mi farkedemiyorum henüz bu ayrımı yapamadım, umarım bu kez kafamdan geçen herşeyi yazabilcek kadar çok vaktim vardır, çünkü bu sefer her zamankinden farklı olarak son paragrafıda anlatmak istiyorum=) Lafı daha fazla uzatmayıp kafamdakileri bi sıraya koymaya çalışmadan  başlıyorum anlatmaya..
Venüs production hayatından son kesitleri gururla sunar=)
İşe başlayalı üç ayı geçti, sanırım zaman kavramını yitirmemdeki en etkili faktör bu oldu, çünkü şu kısacık  zaman diliminde bile  bundan sonraki hayatımın “deadline”lardan ibaret olduğunu anlamış oldum! Üç ay içinde pek sevgili yöneticilerime üç sunum yapmış olmakla kalmayıp, son sunumumu yapmadan bir önceki gün 3 şubat tarihine yetiştirmemiz gereken dev gibi projenin iki sorumlusundan biri olarak ismimi altın harflerle akıllara  yazdırmayı başardım! Özetle gençler proje bazlı işlerde çalışmak -yalnız 3 ayda mühendisliğin kitabını yazmış insan gibi tavsiyelerde vermeye başladım=)))-stres ve zaman kısıtı altında sistem sorunları sonsuza yakınsarken, algoritman her türlü detayı düşündüğünü sandığın son dakikada hata vermeye başladığında dahi beynine “sakin kalabilme” komutunu yollayıp hiçbişeyi çaktırmama yeteneğinizi max seviyede  geliştirmiş olmanıza bağlı. Üç aylık zaman diliminde sıklıkla tecrübe ettiğim şey bu oldu=) Tabi tüm bu stresi daha çekilir kılan dier parametre işe şirket personellerinin “iş analistlerine “bakış açısı ki, sorunları çözecek dâhiler muammelesi görüyoruz acayip hoşuma gidio=))Şaka bi yana işimi gerçekten çok seviorum ve iyi şeyler yaptıkça, sonuçları gördükçe daha da bi motive oluyorum. Tek sıkıntım sabahları 06:10’da güne merhaba deyip, akşam 19:15’te eve yetişio olmam! Ki bu iyimser saat, eve dönüş aralığım her ne kadar 19:15-19:30 dilimi arasında ağırlıklanıo olsa da sa 20:45 max değerine ulaştığımızda olmadı deil. Bunun dışında ki dier kazancım iş yerim sayesinde tanıdığım birbirinden tatlı insanlar oldu ki, bu da beni ayrıca mutlu eden bi durum. Dün akşam hepsi bendeydi, salonumdaki çakma Manhattan manzarası eşliğinde birbiri arkasına gelen itiraflar ilişkileri apayrı bi boyuta taşıdı=))İş hayatımla ilgili haberler böyle, zaten bu sıra olan pek çok deişiklik bu veya buna bağlı olan durumlarla ilgili…
Aslında düşündüğüm tek şeyin çalışma hayatım olduğuna şiddetle inandığım şu günlerde kendimi dinlediğim kısacık zaman dilimlerinde hem beynimden hem kalbimden geçen şeyler aynı. Bu konuyla ilgili kafamda milyon tane soru işareti var, bir sürü belirsizlik..
Belki de pişman olduğumu hissetmemek için bu kadar çok çalışıyorum, belki de geri dönemeyeceğimi bildiğim için, bilmiyorum. Ama kaçmaya, çıkış noktaları aramaya çalıştıkça köşeye sıkışıyorum.
Onu her gördüğüm an, okuduğum her mesaj, aklımda kalan tüm “acaba”lar içimdeki “o zamana” dönme isteğini şiddetle arttırıyo..
Bi tarafım bi adım atmaktan, kırmaktan kırılmaktan delice korkarken bi tarafım herşeyi göze almaya öylesine hazır ki bu dengesiz durum beni aptallaştırıo…
Bi gün arkamı dönüp giderken aniden vazgeçip sımsıkı sarılmak  istiyorum ona, ama sadece durup bakıyorum..
Öyle bi an gelio ki bazen  gözlerine bakmamak, ne düşündüğümü gizlemek için gereksiz bi çaba sarfederken buluyorum kendimi, bi kere baksam deşifre olucam çünkü ama bu beni mutlu edicek mi bilmiyorum..
Geçmişe dair bi sürü şey hatırlıyorum mesela yanındayken, tüm hatırladıklarımı anlatmak aklıma gelen her kelimeyi hiç düşünmekten söylemek istiyorum ona, ama susuyorum her defasında..
Anlatamadığım söyleyemediğim herşeyi bambaşka şeylerle  anlatmaya çalıştığımı farkediorum, beni dinlerken gözleri parlıo hep, o anlarda sadece yüzüne bakıp onu seyretmek istiyorum..
Yapamadığım şeyleri aslında kendim yapmış gibi ona anlatırken , şaşkınlık içinde “bunu gerçekten sen mi yaptın?” dediğinde masum masum aslında “ben deil annem yapmıştı” die itiraf etmeyi, ardından gelen “sende birazcık yalancılıkta var” cevabını seviyorum..
Akşam eve geldiğimde mesela “biliomusun bugün noldu die” mesaj atmak istiyorum ona, ama her aklımdan geçeni yapmadığım gibi bunu da ertelemeyi tercih ediyorum..
Şuana kadar çekilmiş tüm romantik komedi filmlerini beraber seyrederken “mutlu son” olucak mı die filmin suyunu çıkarmak söylenen her repliği tahmin etmeye çalışarak onu eğlendirmek istiyorum.
En çokta aklımdan geçen,yanımda olmasını en çok istediğim zamanlarda mucizevi bi şekilde çıkıp gelsin istiyorum..
İçimde olmasını istediğim bunun gibi yüzlerce şey var. Şuan evren bana tek bi şans verseydi eğer bi mucize yaratmak için, hiç düşünmeden diliyceğim tek şey bu olurdu..
o zaman bu şarkıyla sonlandıralım yazıyı=) http://fizy.com/#s/3r823u
Artık Venüs geçer fazlasıyla çenem düştü, seviorum hepinizi kalın sağlıcakla=)  


0 yorum:

Yorum Gönder