Evdeki iki
günlük tatlı esaretim bugün son buldu. Aldığım koca bir şişe serum ve türlü
türlü ilaçlar beni tam olarak kendime getirdi diyemem ama üç gün öncesine göre oldukça iyi hissediyorum=) Bu
sefer babamın yanımda olması ve dakikasına önlem alması hastalığı oldukça kolay
atlatmamı sağladı. Kendi halime kalsaydım veremli gibi öksürmeye başlayana
kadar doktora gitmezdim. Hastaneleri hiç
sevmiyorum, hele ki bir hemşire elinde iğne veya serumla bana yaklaştığında!
Neyse ki bu sefer ki çok tatlıydı, hiç canımı acıtmadan kan almayı ve serumu
takmayı başararak gönlümü kazandı. Babam zaten böyle durumlarda dünyanın en
panik insanı, gören de serum takılıyor değil de doğuruyorum falan zanneder=)) Özetle bir şişe serumu yedikten sonra
tansiyonumu düşürmemeyi başararak ateşimi normal seviyesine getirebildiler.
Hasta olmak hem keyifli hem de kötü bişey. Kötü çünkü, hastaneye gitme ve
teşhis konulma evresi oldukça sıkıntılı oluyor ama ondan sonra kendini biraz
iyi hissetmeye başlayıp gözlerini açabilecek kıvama geldiğinde etrafında
sevdiğin insanların seni eğlendirmeye çalışması, ilgilenmesi falan da bi o
kadar tatlı bi şey <3
İki saatte
bir arayan babam, sabah-akşam yemem gerekenler konusunda talimat veren annem ve
annanem, İngiltere’ de olmasına rağmen sürekli arayan kardeşim, evime en
sevdiğim çiçekleri gönderen sevgilim ve hayatımı renklendiren arkadaşlarım
varken hasta olmak bile çok güzel aslında.
Yaz bitiyor,
en sevindirici tarafı kardeşimin gelicek
olması. 8 gün kaldı, o kadar özledim ki, ilk defa bu kadar uzun süre ayrı
kalıyoruz. Dönmesine az kaldı ya her telefonla konuşmamızda ne istiyorsun
burdan diye sorup duruyor. Hiç bişey istemiyorum, bir an önce şu sekiz gün
geçsin yeter. O yokken ev çok sessiz, beklemem gereken zaman azaldı ya evdeki
durgunluk daha çok gözüme batıyor, gerçi dönükten iki gün sonra evde kafa dinlediğim dakikaları bana aratır o
ayrı. “Hadi jenny bahçelievlere dürüm yemeye gidelim”, “relax please, 5
dakikaya hazırım”, “tamam jenny vızıldama” cümlelerini mumla arar vaziyetteyim.
Bu aralar biraz fazla duygusalım
galiba..
Nazara çok
inanıyorum, zaten nolduysa Emine’nin düğününden sonra oldu. Önce sevgilim
Spartacus hastalandı, doktorlar serumlar, raporlar falan.. Hadi hasta olmak benim rutinim ama sevgilim
hiç hasta olmazdı, yorgan döşek yatmazdı
derken hooooop bayrağı devraldım ve ben hastanede aldım soluğu. Sonra bebito Gülşahın şaftı bi kaydı ama
hastanelere düşmeden toparlayabildi kendini. Hep o gece mükemmel bir üçlü
olarak dolaştığımız için geldi bunlar başımıza, kem gözlerin nazarına geldik.
Aman tövbe tanrıma, bundan sonraki ilk aktivitemiz kurşun döktürmek olucak. Yok
öyle eğlenmeler, süslenmeceler, gezmeler tozmalar. Hocayı, kurşunu, tası
bulduğum gibi çarşafın altına. Spartacus solda-kalbime yakın dursun o- , bebito
sağda dualar eşliğinde mimliycem kem gözleri. Böylelikle goodbye nazar hellooo happiness. Ahahahah=))
Bunun dışında
çok fena alışveriş yapasım var ama coşan kredi kartı borcum ve diğer bilimum
ödemelerim yüzünden kendimi frenleyip ekim ayını beklemek durumundayım. Gerçi
şeytana uymam an meselesi. Aksi gibi markafoni de almak istediğim
heeeeeeeeeeeerşey birer birer indirime giriyor. Derimodun sezonunda beğendiğim
ayakkabıları, zekinin sezon fiyatında aldığım tüm 36 beden bikinileri!!!, dkny
nin saatleri, bir ikilemde kalarak sezonda almadığım ama indirime denk gelirsem
yaz sonunda alırım dediğim tomslar… falan da falan. Parfümlerimi de tükettim
bekliyorum bir iki güne onunda indirimleri patlar markafoni de. Zaten hiç
bişeyi indirimde alamıyım ben, kısmet olmasın! Bu taraftan bakınca bildiğin
keyifsizim, mutsuzum hatta :S
Şu mevsim
geçişleri beni uyuz ediyor, ne uzun kollu giyebiliyorsun ne kısa. Tam havalar
soğuyacak olur bu kez pastırma sıcakları gelmese olmaz. Gelmesin kardeşim,
pastırma sıcağı falan istemiyorum bu sene. Adam gibi sonbaharı yaşayalım,
giyelim trençkotlarımızı gezelim.
Bugün şehir
tiyatrolarından mail geldi, yeni sezon açılıyormuş. Sonbaharın en sevdiğim taraflarından
biri bu heralde. Çok kalabalık olmayan bi grupla tiyatro, sonrasında kahve
keyfi, sahil kenarında keyifli yürüyüşler falan. Şuan enerjim yerinde olmadığı
için tiyatro planı yapmak için gerekli 15 dakikayı ayırmaya bile çok üşeniyorum
o ayrı.
Ne zamandır
sinemaya gitmiyorum, sinemaya gitmeyi de özledim aslında. Gerçi son zamanlarda
ne zaman niyetlensek ya vizyonda güzel film olmuyor yada yorgun oluyorum. Bu
hafta kurstan sonra sakin bir gece geçirmeye niyetliyim. Nasıl geçti yine
anlamadım demeyeceğim sakin bir haftasonu geçirmek istiyorum çünkü. Geçen
haftasonu canım arkadaşlarım lise tayfamlaydım, onlarlayken çok eğleniyorum.
Fakat bu kez geç saatlere kadar oturup geyik yapmak bana pahalıya maloldu=)
Umarım planımı revize edeceğim cazip bir teklifle karşılaşmam da evde keyif
yapacağım son gecenin sonuna kadar keyfini çıkarırım.<3
Bu günlük bu
kadar, boş boş konuşup daha fazla yazabileceğim bişey kalmadı. Venüs kaçar,
öperim canlarım :*


1 yorum:
Elemterefiş kem gözlere şiş!
Yorum Gönder