9 Nisan 2013 Salı

Bahar gelsin artık!


Bu mevsime bu havalar hiç yakışmıyor; üşütmeden esen rüzgarı, rüzgarda uçuşan eteklerimi zaptetmeye çalışmayı, içimi ısıtan güneşi, deri ceketleri, bez ayakkabılarımı, pazar kahvaltılarını, üşüyerek denize girmeyi, sahilde saatlerce yürüyüşler yapmayı, patlayana kadar dondurma yemeyi, saatin kaç olduğuna aldırmadan dışarı çıkmayı, adalarda bisiklete binmeyi, yazlık kaçamaklarını ve şuan hatırlayamadığım ama beni mutlu eden en küçük şeyleri bile yapmayı çok özledim. 
Geçen sene bu zamanlardaki en büyük motivasyon kaynağımız Fethiye tatiliydi. Gerçi dürüst davranmak gerekirse, tatille motive olabilen bir insan değilim. Hatta tatile gidemeyeceğimi bildiğim zamanlarda çok daha performanslı çalışıyorum. Kafamı kurcalayan tatil öncesi hazırlıkları ve tatil sonrası rehaveti abartısız 1 ayıma maloluyor=))
Aslında anlatabileceğim yeni şeyler yok. Son 1 aydır hayatımdaki en büyük atraksiyon korkulu rüyam olan 4 adet yirmilik dişimin çekilmiş olması. Öyle ki artık her hafta diş doktoruna gitmezsem bana bir şey olucak hastalığına yakalandım sanırım, başka türlü içim rahat etmiyor. Yarın da sadece ama sadece 1 dişim yüzünden tel taktırmaya gidiyorum :S Neyse ki doktorum çok sevimli ve neyse ki teller yalnızca sekiz ay kalacak, ondan sonra bembeyaz dişler sağlıklı gülüşler reklamının kendi sosyal çevremdeki örneği olarak dolaşırım artık.
Diş çektirme maceralarım dışında son 5 haftaya sığdırdığım, 3 adet nişan 1 adet düğün aktiviteleri hayatımın çoktan bir parçası oldular. Geçtiğimiz haftaya denk gelen nişan ve düğünden sonra, bu haftasonumun GERÇEKTEN bomboş olmasının yarattığı panik havasından nasıl sıyrılıcam bilmiyorum=)) Yanlış anlaşılmasın şikayetçi falan değilim, aksine sevdiğim insanları evli, mutlu, hatta ilerleyen dönemde çocuklu görecek olmak inanılmaz keyifli bir şey hatta. Darısı tüm çiftlerin başına, hiç kimse yalnız kalmasın. Birini sevmek çok güzel bir şey değil mi sizce de?? Bence öyle, çok güzel çok özel bir duygu <3 
Biz sevgilimle nişan düğün gezip, hayatın huzurlu ama sıradan kollarına kendimizi bırakmışken; kanı kaynayan gençler boş durmadı tabii ki. Genç erkeklerin kalbini çalıp, sonradan girdiği tripler üzerine kitap yazabileceğim bebitom Gülşahın maceralarını anlatmaktı aslında bugün niyetim ama bunun için girdiği ağır depresyondan çıkmasını beklemem gerekecek =)))))  Bu hikayeden tarafların çıkarabileceği çok fazla ders var, devir taktik devri. Kararında taktik ve kuul tavırlarınızdan da ödün vermediğiniz sürece skor sizindir! Şimdilik susuyorum, fakat en yakın zamanda yine bu platformda “gülşahın işlerinin neden düz gitmediğini” açıklayacağım=))
Bunun dışında bu haftasonunu dört gözle bekliyorum, bir sürü bir sürü plan yaptım. Gülayın kahvaltısıyla başlayacak cumartesi gününden beklentim büyük, resimlerde gördüğümüz marifetler diyetleri bozduracak. Bir gece öncesinden hiç bir şey yemeyip, ertesi gün herşeyden ama herşeyden yemek istiyorum. Haftasonu kahvaltılarını öylesine özledim, öyle de aç gözlüyüm=)) Kahvaltıdan sonra deliler gibi alış veriş yapmayı, sonra sevgilimle deniz havası almayı planlıyorum.
Bu akşamdan itibaren ertelediğim tüm planları birer birer gerçekleştirmeye başlıyorum. Başlangıç noktası ailem=) Bu akşam terfimi kutlamak için onları Samatya’da yemeğe götürüyorum. Kardeşim tüm gün bir şey yemeyip aç gelicekmiş=))Takip eden günlerde Neşemle dedikodu yapmak, Burcuyla gelinlik bakmak, kızlarla patlarcasına yemek yemek, Paçozla alışverişe çıkmak, lise arkadaşlarımla buluşup saçma sapan şeylere gülmek, canımın her istediği anda sevgilimi görebilmek istiyorum.
İnsanın özleyebileceği kişilerin olması çok güzel!
Venüs kaçar, öperim=)

0 yorum:

Yorum Gönder